Sıra Dışı Bir Ülkücü; Aren Manuel Bırkalayan

32

Tanışma
hikâyemiz epey uzundur. Onu başka zaman anlatırım. Aren Manuel’in ailesi
1915’deki tehcir esnasında Van’da yaşamaktadır. Büyük dedesi Agop Efendi,
İttihat ve Terakki’nin kudretli lideri Cemal Paşa’ya olan yakınlığını
kullanarak aileyi tehcirden kurtarır ve yine Cemal Paşa’nın himayesinde
İstanbul’a göç eder. Son derece mahir bir kuyumcu olan Agop Efendi
Kapalıçarşı’da dükkân açıp mesleğini burada devam ettirir. Kapalıçarşı’daki bu
dükkân tevarüs yoluyla Aren’in babası Artin Bey’e geçer. Şu an 60’larının
sonunda olan Artin Bey hala her sabah 4:00’te kalkıp Kapalıçarşı’ya gitmekte ve
işlere bizzat nezaret etmektedir.

            Aren, Artin Bey ve Maria Hanım’ın
tek çocuğudur. Ailesi Aren’in yüksek tahsil yapmasını çok istemesine rağmen
Aren’in o taraklarda bezi yoktur. Akrabalarının ve arkadaşlarının tamamına
yakını Galatasaray Lisesi, Robert Kolej gibi okullardan mezun olup, yurt dışında
lisans ve lisansüstü eğitimi almış kişilerdir. Aren ise Şişli Endüstri Meslek
Lisesi’nin bitirdikten sonra açık öğretim işletme fakültesine kaydolmuştur.
Eğitimine devam etmektedir. Son yıllarda çıkan öğrenci aflarından yararlandığı
için okuldan kaydı silinmemiştir.

            Aren’in okumaya pek hevesli
olmaması üzerine, babası Artin Bey “hiç olmazsa zanaat öğrensin, esnaf olsun,
hem işleri de artık oğluma devrederim” diye Aren’i Kapalıçarşı’ya götürmek
ister. Ancak, hayatı boyunca ekmek elden su gölden yaşamaya alışmış olan Aren
için iş hayatı pek de cazip gelmemektedir. Bir evin tek çocuğu olması bu durumu
daha da tetiklemektedir.

            Aren’in dünya görüşü ise bir
hayli ilginçtir. Cemal Paşa’nın vakti zamanında dedesine yardımcı olması
nedeniyle koyu bir İttihat ve Terakki hayranıdır. Bu İttihat ve Terakki
hayranlığı zaman içinde koyu bir Türk milliyetçiliğine dönüşmüştür. Odasının
bir duvarında altın işlemeli bir Osmanlı arması (Bu armayı Artin Bey bizzat
kendisi yapmıştır), diğer duvarında ise Alparslan Türkeş posteri asılıdır. Ailesi
değişen konjonktüre göre merkez sağ veya merkez sol partilere oy verirken, 2015
Kasım seçimlerine kadar Aren sadece MHP’ye oy vermiştir.

            7 Haziran 2015 akşamı, seçim
sonuçlarının açıklanmasından hemen sonra Devlet Bahçeli’nin “bu işin sonu erken
seçimdir” çıkışı yapması Aren’i fevkalade öfkelendirir. “MHP’nin başında
Bahçeli olduğu sürece bir daha asla MHP’ye oy vermeyeceğim” diye büyük yemin
eder. 1 Kasım 2015’de yapılan “tekrar seçimde” oyunu CHP’ye verir.

            Devlet Bahçeli’ye neden
kızdığını sorduğumda “Bahçeli MHP’yi iktidar yapmak istemiyor, o yüzden
kendisine öfkeliyim” diye cevaplamıştı. Bahçeli’nin anne tarafından
uzaktan akrabası olduğunu, ancak ilkelerinin akrabalık bağından daha önemli
olduğunu da eklemişti. Aren’in yalan söylediğine hiç şahit olmadım, ancak
Bahçeli’yle akraba olduğu yönündeki iddiasını inandırıcı bulduğumu söyleyemem.

            CHP’ye oy vermek Aren’in iç
dünyasında büyük fırtınaların kopmasına sebep olur. Ülkücü kimliğine aykırı
hareket ettiğini düşünmekte ve CHP’ye verdiği oydan pişmanlık duymaktadır. Bu
pişmanlığın bedelini ödemek için bir çeşit “tövbe” etmeye karar verir. Annesi
Maria Hanım’dan 10 bin Dolar alır. 5 bin doları Ortaköy’deki Ermeni
Yetimhanesi’ne, 5 bin doları da (Diyanet’e güvenmediği için) Fatih
Çarşamba’daki Mahmut Efendi Cemaati’ne bağış olarak verir. (Arkadaşları
arasında o paranın tamamını gece hayatında tükettiğini iddia edenler varsa da,
şu ana kadar bu iddiayı ispatlayacak bir delil ortaya konamamıştır)

            15 Temmuz 2016’daki darbe
girişiminde, askeri protesto etmek için Boğaziçi Köprüsü’ne giden kalabalığın
içinde Aren de vardır. Askeri sadece protesto ettiğini ancak askere dayak atan
grubun içinde yer almadığını söyler. “Vatani görevini yapan Türk askerine
el kaldıramazdım” diye de ekler.

            Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın milliyetçi çıkışları, Aren’i etkilemeye başlar ve kendisine bir şans
verilmesi gerektiğini düşünür. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumda,
EVET oyu kullanır.

            2018 yılında erken seçim
kararı alınması, Aren’de kafa karışıklığına neden olur. Bir yanda gönül verdiği
ancak “Bahçeli başındayken oy vermeyeceğim” diye büyük yemin ettiği MHP, diğer
yanda Afrin Harekâtı nedeniyle sempati duymaya başladığı Ak Parti, daha doğrusu
Recep Tayyip Erdoğan vardır. Neyse ki bu iki parti seçim ittifakı yapar da
Aren’in işi kolaylaşır.”Ha o ha diğeri” der. Oyunu milletvekili seçimlerinde
yine MHP’ye, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Recep Tayyip Erdoğan’a atar.

            Seçim gecesi, arkasında “Reis
bizi Afrin’e götür” yazan arabasıyla kutlamalara katılır.

            Yukarıda bahsettiğim
arabasındaki yazıyı gördüğümde kendisine “sen askerlik yaptın mı?” diye
sormuştum. “Bir önceki bedellide 18 bin lira verdim” diye cevaplamıştı.

            Aren Manuel Bırkalayan, sadece
benim tanıdığım değil dünya tarihinin görüp görebileceği en ilginç kişilerden
biridir. Aren’le alakalı ilginçliklere ilerideki yazılarımda yeri geldikçe
değinmeye devam edeceğim.