Nasıl Bir Başarı? Nasıl Bir Federasyon Başkanı?

27

Her olimpiyat sonrası başarısızlık bahanesi ile federasyon başkanları istifa ettirilir ve yerlerine yenileri seçilir.

Önce başarısızlık nedir, bunu tarif etmek, başarının kriterleri nelerdir, sonra nasıl bir başkan, başkanlığın kriterleri nelerdir, bunlar açıklanmalıdır.

Bir kısım federasyon başkanları, insan ve tesis alt yapısına önem vermekte, bir kısmı az fakat madalya alacak sporcular yetiştirme gayretinde, bir kısmı ise geniş bir tabandan çokça müsabık çıkabileceği düşüncesi ile hareket etmektedir.

Alt yapılarını eğitim merkezleri ile donatmış, yatılı bölge okullarında faaliyet sürdürebilen ve köy çocuklarını imkânlar dâhilinde spora celbeden, ayrıca ciddi vakıf  kurumuna sahip güreş gibi spor dalları ve federasyonların şansı fazladır. Yüz, yüz elli sporcu ile Türkiye şampiyonası gerçekleştiren federasyonların başarı şansı yoktur. Anaokulundan itibaren çocuklarımıza atletizm, jimnastik ve yüzme temel sporlarını verememişsek, çocuklarımızı spora yatkın anatomo-fizyolojik yapıya kavuşturamamışsak, orta ve lise okul çağlarında çocuğa istediğiniz kadar spor yaptırın, bunların içinden dünya ve olimpiyat şampiyonu çıkartmanız mucize olur. Bu sistem ancak devlet eli ile oluşturulur. Okul ve eğitim programları içinde spor eğitiminin de başarılı bir şekilde  sürdürülebilmesi için Milli Eğitim ve Spor Bakanlığının birlikte masaya oturması gerekir.

Modern gelişmiş ülkelerde nüfusun % 20 si lisanslı sporcudur. Türkiye’de futbol dahil lisanslı sporcu sayısının % 1′ e ulaştığını sanmıyorum. Bu sporcuların sadece lisans sahibi olmalarından ziyade aktif spor hayatlarının sürdürülebilirliği önemlidir. Birçok spor dalını ise sporcuya beğendirmekte güçlük çekiyoruz. Her spor dalı için yeterli sayıda sporcu yetiştirmek ve her spor dalını sevdirecek yöntemler bulunmalıdır.

Olimpiyat oyunları
Olimpiyat kafileleri yola çıkarken, yetkililerimiz otuz spor dalında on  madalya bekliyoruz ve kafilemiz atmış veya yüz sporcudan ibarettir şeklinde ifadelerle, sporseverlerimizin beklediği bilgiyi açıklamıyorlar. Halbuki sadece atletizm dalında yalnız on dördü koşu olmak üzere kırk kadar yan dal vardır. Bu şekilde üç yüz dalda en az dokuz yüz madalya dağıtılmaktadır.  Biz peşinen bu dokuz yüz madalyanın yüzüne razıyız. Çünkü geri kalan sekiz yüz madalyaya talip sporcumuz mevcut değildir. Onun için önce birbirimizi kandırmaktan vaz geçelim. Türkiye, yurt dışında çalışan veya yaşayan insanı ile artık seksen beş milyonluk bir nüfusa sahiptir. Bu millete tek bir altın madalya yakışmamaktadır. Nüfusumuzun onda biri kadar nüfusa sahip ülkeler üçyüz-dörtyüz sporcu ile olimpiyatlara katılmaktadır. Güney kore dokuz, Avustralya sekiz, Özbekistan dört ve Yunanistan üç altın madalya kazanırken Türkiye’nin, Ermenistan ve Slovenya ile kırkıncı sıralarda birer altın madalya kazanması yürekler acısı bir tablodur.
Her ne kadar federasyonlar kısmen özerkleşmişse de devletin çok önemli miktarda katkılarına halen ihtiyaç vardır. Örneğin Fransa’da judo müsabakasına gelen sporcular salona biletle girer, on bin kişilik salan tıka basa dolar ve o müsabakadan elde edilen gelirle Fransa Judo federasyonu, bir yıllık harcamalarını karşılar.  Türkiye’de futbolun dışında seyirci, salonlara zoraki götürülür. Eğer Türkiye’de yüz bin eskrimci olsa, İstanbul’da yapılan estrim şampiyonada salonlar dolar ve taşar.

 

Sportif başarı

Başarı için;

1. Her spor dalında anaokulundan başlayan, diğer öğrenim yıllarında da kesintisiz devam eden, geniş alt yapılı bir sportif kitle oluşturulmalıdır.

2.  Eğitimli eğiticiler yetiştirilmeli, önemli kulüp ve milli takımlar için görevlendirilmiş antrenörler yılda birkaç kez, o spor dalının en üst seviyede yapıldığı ülkelerde kurs ve seminerlere katılmalıdır.

3. Yurt içinde toplu çalışma kampları oluşturulmalı, bu kamplar ulusal düzeyde olduğu gibi uluslararası düzeyde de düzenlenmelidir. Bu kamplarda uluslararası düzeyde tanınmış teknik adamlar görevlendirilmelidir.

4. Milli takım sporcu sayıları her sıklet veya metrik birimlerde, birbirleri ile yarışacak çok sayıda sporcudan oluşmalıdır.

5. Milli takım kampları merkezi bölgelerde, her bölgeden çok sayıda sporcudan oluşturulmalı, antrenman verecek sporcu  sıkıntısı çekilmemelidir.

6. Öğrenci sporculara kamplarda derslerini çalışabilecekleri ortamlar hazırlanmalıdır.

7. Milli düzeydeki sporcular, yılın birkaç ayında Avrupa veya Asyadaki üst düzey sporcu antrenman kamplarına gönderilmelidir.

8. Milli sporculara başarının sırrını öğretecek moral, motivasyon, psikoloji eğitimleri verilmeli, alçak gönüllü yetiştirilmelidir.

9. Olimpiyat madalyası kazanan bir sporcunun, ikinci kez olimpiyat madalyası kazanma güçlüğü karşısında bilinçli olarak, yedekleri hazırlanmalıdır.

Bu örnekleri artırmak mümkündür. Ülkemizde yetişen spor adamları iyi değerlendirilirse, başarı oranları da  ona göre artabilir.

 

Federasyon Başkanlığı

Adaylar, “o federasyon başkanlığı yaptı, ben de yaparım” düşüncesinden vaz geçmelidir. Ben başkan olursam neler yapabilirim, nelere kadirim,  başarı için güvencelerim nelerdir, Benden öncekilerin yaptıklarından fazlasını yapabilirmiyim, bana daha fazla imkan tanınır mı, Uluslararası organizasyonlara katıldığımızda söz sahibi olabilirmiyim, yoksa bir kenarda izleyeci gibi seyir mi ederim, Hangi dilde konuşurum, bir kongre veya sempozyumu idare edebilirmiyim, ülkemin haklarını uluslararası ortamda ne şekilde savunurum, yurt içi ve yurt dışında söz sahibi olup, kendimi dinletebilirmiyim, gibi pek çok teknik, sosyal ve bilimsel konularla karşı karşıya kalacağını ve bunların üstesinden gelebileceğini düşünmelidir.

Yeni bir federasyon başkanı seçim koşulları ciddi kurallara bağlanmalıdır. Eğitimi, sosyal konumu, dil bilgisi, kültürel durumu ve uluslararası ilişkilerdeki sorumlulukları önemlidir. Bir kulüpte yöneticilik yapmış olmak yeterli değildir. Federasyon başkanları devleti temsil eden elçilerdir. Yeni bir başkanın adaptasyon süresi aylar veya yıllar alır. Devlet işlevini bilmeyenler büyük hatalar yaparlar. Onun içindir ki, bir olimpiyat başarısızlığını federasyon başkanına yüklemek doğru değildir. Önemli olan, iyi yönetmişmidir, sporcu sayısını yüzbinlere taşımışmıdır, devletin tanıdığı imkanları en iyi şekilde değerlendirebilmişmidir, gelecekte madalya için ümit vermektemidir? 
İyi sporcu nasıl zor yetişiyorsa, iyi federasyon başkanı da zor yetişir.

Sevgi ve saygılarımla.