Kurumsuz ve Kuralsızlaşmış Bir Ülke

80

Türkiye’nin
en önemli meselelerini her gündeme getirdiğimde, sorunun kaynağı veya çözülememesinin
sebebini de düşünüyorum. Ana sebebin kurumlarımızın iş göremez hale
getirilmesi ve kuralsız bir yönetim anlayışı olduğu
kanaatine ulaşıyorum.

Onlar
ki, bazıları asırlarca bazıları onlarca yıllık tecrübeleri olan kurumlarımızdır.
Bizim ve insanlığın binlerce yıllık tecrübe birikiminin eseri olan kurallardır.

“Aklın
yolu birdir” derler. Nitekim
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı şöyle konuştu:

Türkiye ekonomisinin bugün karşı
karşıya olduğu en kritik sorun ‘kurumsuzlaşmadır.’ Kurumlarımızın
zayıflaması, karar verme ve uygulama süreçlerinde uzun vadeli,
öngörülebilir, bilimsel plan ve aksiyonların yerini kısa vadeli karar ve
uygulamaların alması, istişare mekanizmasının yeterince çalıştırılmaması
gibi sorunlarımız var.

Her geçen gün kurumlardaki bu
eriyişin
, idari sistemimizin işleyişine, toplumumuzun refah ve huzuruna,
ülkemizin piyasalardaki görünümüne, itibarına, güvenilirliğine ne denli
ciddi hasar verdiğini
daha iyi görüyoruz.”

Şüphesiz kurumsuzlaşmanın
gittikçe derin bir sorun olmasında CB Tayyip Erdoğan’ın yönetim anlayışı
çok etkili. RTE, devleti mülkiyeti kendine ait, bir şirketin patronu gibi
yönetmek istiyor.

“Türk Tipi Başkanlık” denilen ucube sistem Erdoğan’ın
karakteriyle birleşince otoriter ve verimsiz bir devlet yapılanması
ortaya çıktı.

Suç örgütü yapılanmaları kurumsuzluğu ve kuralsızlığı
sever.

Bu yüzden mafyanın yasamadan,
yürütmeye, yargıdan basına kadar sistemi bir ur gibi sarması tesadüf değil.

*********************************

Şahsım Devleti

CB Erdoğan NATO toplantısında
Batı’nın önemli devlet başkanları veya başbakanları ile görüştü. Fransa,
Macaristan, Almanya, İngiltere ve Yunanistan gibi görüştüğü bütün liderlere “görüşmelerimizi
ikili olarak ve
gerekirse özel hattan yapalım” teklifi yaptı.

Erdoğan’ın dış ilişkilerimizi,
kurumsal olarak değil, şahsi ilişkilerle yürütmek istediği görülüyor.

Dış politika sorunlarının çoğu,
tarihi kökenleri de olan, geniş ve kapsamlı konulardır. Bu tür meseleler telefon
görüşmeleri ile çözüme kavuşturulamaz. Taraf devletlerin kurumlarının uzun süreli
müzakereleri ile mesafe alınabilir.

“Özel hat” fevkalade hallerde
kullanılabilecek bir yöntemdir. Mesela Ege’de sıkça uçak dalaşlarının olduğu
gerilimli dönemlerde savaş tehlikesine karşı düşünülmüş bir araçtı.

ABD ile müzakerelerde de Erdoğan
Başkanlar arası ilişki ile çözüm aramakta. Trump
bu yönteme yatkındı. Fakat
yeni Başkan Biden kurumsal bir iletişimden yana.

Erdoğan Biden’a mı teklif etti,
Biden Erdoğan’a mı kabul ettirdi bilmiyoruz.
Ama Afganistan’dan bütün NATO güçleri çekilirken Türkiye’nin
kalması gündemde. En stratejik ve en riskli bölge olan Kabil Havaalanının
korumasını üstlenmeye hazır olduğumuzu bizzat Erdoğan açıkladı.

Taliban güçleri buna şiddetle karşı çıkıyor.  

Bu kadar hayati bir konuda, kurumlarımızda iyice incelenmeden,
muhalefet liderleriyle görüşülmeden, TBMM’de müzakere edilmeden bir karara
varılması doğru olabilir mi? Hiç kimse Devletin ortak aklından daha akıllı
olamaz. Farz edelim olsa bile, böyle bir sorumluluğu toplum kesimleriyle
paylaşmak daha doğru olmaz mı?

*********************************

Saddam Irak’ından Bir Örnek

Halkına hesap vermeyen otoriterlerin
yönettiği ülkelerde, muktedire yakın bir avuç kişinin milletin parasını nasıl yediğini,
halkı nasıl fakirleştirdiğini bir örnekle anlatayım.

Irak ile İran’ın 8 yıl süren
savaşı sırasında Petkim Satış Müdürlüğünde görev yapıyordum. Savaş esnasında
stratejik bir malzeme olan lastiğin hammaddesi sentetik kauçukları Petkim’de
üretiyorduk.
(Maalesef bu fabrikalar daha sonra kapandı ve söküldü.)

O sıralarda dünyada bir ton
sentetik kauçuğun fiyatı 1.000 dolar civarında idi. Diğer ülkelere de bu
fiyattan ihracat yapıyorduk.

Saddam Irak’ında devletin
yönettiği fabrika veya Ticaret Bakanlığı yetkilileri Petkim’e müracaat etse
yaklaşık bu fiyatlardan satın alabilirlerdi. Ancak Irak’ta işler böyle
yürümüyordu.

Bir aracı şahıs firması Türkiye’ye gelirdi. Arkasında
devlet garantisi olmadığı için çok daha yüksek fiyatla ürünü alır ve Irak’a
göndertirdi. Saddam ailesine yakın birilerine rüşvetini verir ve
nihayetinde 1.000 dolarlık mal, devlete 2.000- 2.500 dolara mal olurdu. Tabii
ki bu aradaki farkı ödeyen zavallı Irak halkı olurdu.

****

Çin aşısı Sinovac ithalinde önce Sağlık Bakanı
Fahrettin Koca
“Devlet Malzeme Ofisi ve Sinovac arasında herhangi bir
aracı yok”,
doğrudan ithalat yapılıyor demişti. Daha sonra öğrendik ki bir aracı
firma
(Keymen İlaç A.Ş.) devrede imiş. Bu firma yaptığı hizmete
karşılık hak ettiği komisyonunu almakta imiş.

Muhalefetin bütün ısrarına
rağmen aşının hangi bedelle ithal edildiği ve komisyon miktarı “ticari
sır”
denilerek açıklanmadı.

Bu arada Çin firması aşı
sevkıyatını aksattı. Sebebini öğrenemedik.

Bereket ki, Biontech’in kurucusu,
CEO’su ve aşının mucidi Prof. Dr. Uğur Şahin kendi öz vatanına ve
milletine hizmet etmek için devreye girdi. Biontech aşısı tedariki hızlandı.
Hızlı aşılama ile normalleşme yolunda ciddi bir mesafe kat edebildik.

Keşke Biontech ile diğer batılı
devletler gibi baştan bağlantı yapsaydık da bu kadar insanımız vefat etmeden,
hastalık çekmeden ve turizm mevsimini kaçırmadan aşılamayı bitirebilseydik.

Önceki İçerikİman ve Felsefe Gözlüğü
Sonraki İçerikKara Düzenin Şemsiyesi Altında Siyaset!
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.