Konudan Konuya (12)

42

Ezber bozmak nasıl bir şey?

     Tren ezberi
bozarsa, yani raydan çıkarsa olacaklar mâlûm!

     Belli saatlerde
giriş çıkışlar, çalışmalar, yeme ve içmeler, nefes alıp vermeler bir çeşit
ezber.

     İlk, Orta, Lise’de
aynı dersleri, aynı gerçekleri izlemek; bir bakıma ezber değil mi?

     Her sanat erbabı,
aynı araç ve gereçleri kullanması ezber değil mi?

     Memur, öğrenci,
asker ezberci değiller mi? Ezber olmasa, eğitim ve öğretim olur mu?

     Ezber olmasa,
hayat çekilir yaşanır bir hâl alır mı?

     Her gün her an
değişen yönetmeliklerle, hayat çekilmez bir cendereye dönüşmez mi?

X

     Ölü bir insan,
sarayda olsa ne yazar? Cennet gibi bahçede olsa neye yarar? Ha var ha yok!

     Çünkü kendisi yok
ki, var olanı bilsin, görsün, fark etsin!

     Yok nazarında; her
şey yoktur. Hiç hükmündedir.

X

     Bir üniversiteden
elli sene içinde, Nobel kazanan biri çıksa;

     Üniversiteye yapılan
yatırım boşa gitmiş sayılmaz. Çünkü: “Kırk gün kar yağar, bir gün av olur.”

     Beyin göçüne dur
demek zamanı gelsin artık.

X

     Bir değil mi aziz
vatan?

     Bir değil mi aynı
dine inanan?

     Bir değil mi aynı
dili konuşan?

     Peki öyleyse
kimdir bu;

     Her telden çalan
kalpazan?

X

     Her şey zıddıyla
bilinir. Anarşiyle de: Asayişin, huzurun, rahatlığın kıymeti anlaşılır.

     Gönül ister ki,
anarşi olmadan; bu kavramların kıymeti, tarihten fikren bilinsin, anlaşılsın.

X

     Kim ne derse
desin:

     Kendini adamış kutsal vatana,

     Ordumuzla iftihar
ediyoruz.

     Vebaldir,
dokunmayın bu arslana,

     Ordumuzla iftihar
ediyoruz.

  X

     “Ol (o) mâhiler
(balıklar) ki derya içredir, deryayı bilmezler!”

     Balığa suyu
sorsak, inkâr eder! Çünkü sudan başka bir şey yok.

     İşte Allah da,
zuhurunun şiddetinden ötürü görülmez.

     Çünkü O’nun isim
ve sıfatlarının tecellisinden başka bir şey yok ki  görülsün.

     Üstelik, her şey O
değil; fakat her şey O’ndan.

     Kaldı ki
görülmeyen her şey yok demek değildir. Mikroskop icat edilmeseydi;

     Görmediğimiz için,
mikrobu kabul etmeyecek reddedecektik!

  X

     Mevlânâ
Mesnevîsinde diyor ki: “Ceyhun nehri suyunun hepsi birden içilemiyorsa,

     Susuzluğu
giderecek kadarını olsun, içmemek gerekmez ya.”

     Zira bir şey bütün
bütün elde edilmezse, bütün bütün terk edilmez.

     Ya hep ya hiç
yerine,

     İhtiyacın kadar
dal derine.

     Bir ohhh çek,

     Gerine gerine.

Önceki İçerikSuriyeli Ve Afgan Göçü Beka Meselesidir
Sonraki İçerikYüküm Şiir
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.