Kısır Döngü

28

Türkiye’de belirli mutabakatların kurulamaması, gerici-ilerici, laik-antilaik rekabetinin bir kısır döngü şeklinde sürdürülmesi ve değişik şekillerde istismar edilmesi istikrarsızlıklar ve kamplaşmalar doğurmuştur. Türk Milletini tepeden gütmek isteyen ve halka rağmen halkçılık yapıp onun değerleriyle bütünleşemeyen anlayış, önemli bir sapmadır. Sivil-asker bürokraside ve bazı aydınlarda bu sapma kendisini fazlasıyla göstermiştir.

Bu anlayışa tepki duyan farklı kesimlerde aka kara, karaya ak deme alışkanlığı yerleşmiştir. Yukarıda belirttiğimiz çevrelerin yanlışları bir tarafa, doğruları dahi kabul edilememiştir. Cumhuriyet ve rejimle özdeşleştirilenlere karşı tepki, milli kimlik, Cumhuriyet ve milli devlete karşı tavır almaya kadar vardırılmıştır. Kendi dar grup ve cemaatleri dışındakiler neredeyse Müslüman kabul edilmemiş; hatta dinsiz görülmüştür. Bu geniş çevrede İslâm bile farklı yorumlanır hale sokulmuş; hangi İslâm sorusu cevap bekler hale gelmiştir.

Radikal laikçiler tarafından dışlandıklarını ve marjinalleştirildiklerini ısrarla ileri sürenler, bugün ellerine güç geçince dün şikâyetçi oldukları her şeyi misliyle uygulamışlardır. Sivilleşme ve demokratikleşme kılıfına bürünmüş, vesayetlerden kurtulma adına sürdürülen şiddet, sindirme ve baskılar, Türkiye’de demokrasiyi tartışılır hale getirmiştir.  Ekonomik ve siyasi hayat kuşatılmaktadır.

Bir taraf  “Devlet, millet için vardır”  derken; diğer taraf   “Millet, Devlet için vardır”  anlayışını sürdürmüştür. Bu ve benzeri kısır döngüler Türk’e tarih boyu düşman olan, dün Osmanlıyı parçalayan emperyalist güçlere malzeme olmuştur. Dün Osmanlıya kurulan tuzak, bugün Cumhuriyet Türkiye’sinin önüne konmuştur. Türkiye etnikleştirilerek, çözülerek, milli kimlik dışlanarak, etnik taassuba teslim olunarak sözde bütünleştirileceği zannedilmektedir.

Son on senedir Türkiye’de neler tartışılır hale gelmiştir? Bölücü ve ırkçı terör siyasallaştırılmış, partileştirilmiş, etnik sorun haline sokulmaya çalışılmış, bölgesel özerklik talepleri ortaya çıkmıştır. Türk Dünyasını bölen, ufalayan 1917 Devrimi sonrası uygulanan Sovyetlerin milliyetler politikası, 2000’li yıllarda Türkiye üzerinde oynanmaktadır. Türk, etnik gruplardan biri gibi ele alınmaya zorlanmaktadır. Sömürge müfettişi edasıyla Batıdan heyetler gelmekte, Güneydoğu ziyaretleri ihmal edilmemektedir.

Türkiye üzerine oynanan etnik tuzak ve çözme projeleri başarılı olursa; Ortadoğu ve Avrasya ülkeleri daha kolay etki altına alınabilecek ve yönlendirilebilecektir. Türkiye bu bakımdan kilit durumdadır. Yaptığı ve yapacağı yanlışlar, diğer ülkelere örnek gösterilecektir.
Son yıllarda Türkiye üzerinde oynanan oyunların dört temel ayağı dikkat çekmektedir. Bunlar; Yeni Anayasa, Bölge Kalkınma Ajansları, Başkanlık Sistemi ve çokkültürlülük dayatmasıdır. Bunlar birbiriyle bağlantılıdır.

 Milli direnci kırabilmek, emperyal amaçları gerçekleştirebilmek uğruna her şey yapılmaktadır. Küreselleştirmenin, Büyük Orta Doğu Projesinin önü açılmış milli devletler üzerindeki olumsuz etkileri muhafazakârlaşma eğilimini arttırmaktadır. Ancak, Türkiye’de sözde muhafazakâr kamuflaj altında ultra liberal politikalar uygulanmaktadır. Muhafazakâr görüntüsü altında inançlar istismar edilerek insanlarımız yanlış yönlendirilmekte, gerçeklerle yabancılaşmış siyasi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Yeni Anayasa çalışmalarının Türk kimliğine düşmanlık şeklinde sürdürüleceği anlaşılmaktadır. Uymamasına rağmen emperyalizmin ileride kullanacağı yeni bir Yugoslavya modeli süslenip önümüze konulmaktadır.

Bazı Türkler ise; hâlâ otuz sene önceki 12 Eylül’e takılı kalmış, günümüzdeki 12 Eylül’leri, Devlete ve Türk’e vurulan darbeleri görememektedirler. Akla, mantığa ve sosyal gerçeklere değil de; nefsine, duygularına yenik düşenlerin çok olduğu ülkeler de zamanla yenik düşer.

Dünden ders almasını bilmek fazilettir.

 

Önceki İçerikII. Abdülhamit’in Kürtçe Eğitim Talebine Bakışı
Sonraki İçerikAnız Yakılması ve Sakıncaları
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)