İktidar, Vatandaşın İsot Tarlasına Girdi

35

Geçtiğimiz
hafta, Masterchef Türkiye ekibi Kahramanmaraş’taydı. Programda Maraş’ı duyar
duymaz aklıma hemen Maraş’la alakalı fıkralar ve üniversite yıllarında Maraşlı
arkadaşlarımıza bu fıkralarla takılmamız geldi. Aşağıda yazacağım bu fıkraları
okuyan Maraşlı dostlar kızmasınlar, gücenmesinler. Adı üstünde, fıkra işte…

 

İlk defa tanıştığınız bir beyefendi size
Maraşlı olduğunu söylüyorsa kendisine adının Ökkeş olup olmadığını sorun. %99
adı Ökkeş çıkacaktır! Fıkra bu ya; adamın biri Maraş’ta bir kahvehaneye girer,
“Ökkeş ayağa kalk!” diye bağırır. Bir kişi hariç herkes ayağa kalkar.
Ayaktakiler şaşkın bir şekilde oturana döner ve sorarlar; “Sen niye ayağa
kalkmadın, adın Ökkeş değil mi?” Oturan adam cevap verir; “Benim adım Hacı
Ökkeş!”

 

İkinci fıkra biraz zalimce. Ama dedim
ya, darılmak gücenmek yok, fıkra bu. Birinci Dünya Savaşı biter, Fransızlar
işgal etmek için Maraş’a yaklaşır. Genç bir adam heyecanlı bir şekilde koşa
koşa şehrin meydanındaki kahvehaneye gelir. “Ağalar! Düşman Maraş’a yaklaşıyor,
davranın!” Kahvehanedekiler umursamaz bir şekilde sohbete muhabbete devam
ederler. Aradan bir zaman geçer, aynı genç yine aynı heyecanla koşa koşa
kahvehaneye gelir. “Ağalar! Düşman şehre giriyor davranın!” Yine hiç kimse
istifini bozmaz, sohbete muhabbete devam ederler. Aradan bir zaman daha
geçtikten sonra aynı genç yine aynı heyecanla koşa koşa kahvehaneye gelir. “La
Ökkeş, düşman senin isot tarlana girdi!” Kahvehanedekiler bunu duyar duymaz bir
hışımla ayağa kalkarlar. Büyük Maraş direnişi o an başlar. Fransızlar isot
tarlalarından ve tabi ki Maraş’tan kovulur.

 

Yaklaşık iki yıldır 2020’de devasa bir
ekonomik krizin geldiğini, üstelik bağıra bağıra geldiğini yazıp söylüyorduk.
Nitekim geldi de. Bugüne kadar ülkede ekonominin iyi gittiğini iddia eden
iktidar bile kötü gidişi artık kabul etti. Bu kötü gidiş nedeniyle Hazine ve
Maliye Bakanı istifa etti. Yıllardır her kötü olayı allayıp pullayıp süsleyerek
vatandaşa aktarmayı fevkalade bir şekilde başaran kayınpederi yani Sayın
Cumhurbaşkanı ilk defa gidişatın kötüye gittiğini ifade etti. Lafı hiç eğip
bükmeden “Acı bir reçetenin” bizi beklediğini dile getirdi.

 

İtiraf edilen tek olumsuzluk ekonomideki
kötüye gidiş değildi elbette. Ülkede demokrasinin ve hukuk sisteminin
mahvolduğu da üstü kapalı bir şekilde kabul edildi. Bir “hukuk reformuna”
ihtiyaç duyulduğu hususu Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıkça zikredildi.
Gerçi, Ak Parti’nin birkaç yıldır hukuk reformu adı altında gerçekleştirdiği
bazı düzenlemeler var ama bunların hiçbir şekilde gerçek anlamda reform
olmadığını, hukuk reformu için daha kapsamlı değişiklikler gerektiğini ve bu
değişikliklerin ne olduğunu daha önceki yazılarımızda defalarca yazdık, çizdik.
Hatta burada kısa bir reklam arası vereyim, yeni yayınlanan Tayyip Erdoğan
Sonrası Türkiye kitabımızda çözüm önerilerimizi kapsamlı bir şekilde ortaya
koyduk. Merak edenler oralara başvursunlar. Hükümetin bundan sonra
gerçekleştireceği “hukuk reformu” gerçekten reform olacak mı? Bekleyip
göreceğiz ama açıkça ifade edeyim ki olmayacağını düşünüyorum. Çünkü gerçek
anlamda bir hukuk reformu demek, iktidarın ve daha da önemlisi Erdoğan’ın kendi
otoritesinden taviz vermesi, iktidarın yargı üzerindeki vesayetinin sona
ermesi, iktidarın icraatlarının şeffaf ve denetlenebilir hale gelmesi ve tabi
ki de yanlış yapanın gözünün yaşına bakılmaması demek. Benim tanıdığım Erdoğan
böyle bir değişikliği asla kabul etmez.

 

Peki, ne oldu da iktidar birden bire
ülkedeki kötü gidişin farkına vardı da böyle “kapsamlı” değişiklikler yapma
ihtiyacı duydu. Cevabı çok basit; kamuoyu araştırmalarında özellikle de
ekonomideki kötüye gidiş nedeniyle Ak Parti’nin oy oranının git gide düştüğü
görülmeye başlamıştı. Sonuçta, iktidarın kötü ekonomi politikaları artık
vatandaşın cebine, ocağına, ocaktaki tenceresine dokunmaya başlamıştı. Başka
bir ifadeyle iktidar, vatandaşın isot tarlasına girmişti artık. Bu konuda en
saygın araştırma şirketi olan Konda’nın Ekim ayı anketinde bile Ak Parti’nin
%25’lere düştüğü ifade ediliyordu. Bütün kariyer planını ve hatta hayatını
seçim odaklı olarak tanzim eden Sayın Cumhurbaşkanı’nın partisindeki bu erimeye
bir dur demek adına olaya müdahale etmemesi düşünülemezdi.

 

İkinci sebebin de ABD’deki başkanlık
seçimlerini Demokrat aday Joe Biden’a bağlayanlar var. Bu da çok kuvvetli bir
sebep ancak bu sebebin altını dolduracak gerekçeleri burada yazmayacağım.

 

Türkiye her anlamda kötü yönetiliyor ve
Ak Parti 18 yıllık fütursuz iktidarında ilk defa kötü yönetimin hesabının
sandıkta sorulacağı endişesini taşımaya başladı. Ekonomide kara kış geldi
geliyor, vatandaş acı reçete adı altında zehir yutmaya hazırlanırken ülke de
bizim iki yıldır iddia ettiğimiz üzere (1) artık ayak sesleri daha net duyulan
2021 erken seçimlerine hazırlanıyor.

 

 

(1)
http://www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr/Yazilar/YaziDetay/9367