Madem dünyada hayat var. Elbette insanlardan, hayatın sırrını anlayanlar olacak.
Hayatı, kötüye kullanmayanlar bulunacak.
Beka âleminde, Cennet-i Bâkîye’de devamlı bir hayata kavuşacaklar.
Nasılki: Dünyada, parlak şeyler; Güneş’in yansımasiyle parlar.
Deniz yüzünde kabarcıklar, ışığın kendilerine vurmasiyle parlayıp durur.
Sonra gelen kabarcıklar da, gidenler gibi, yine Güneş’e aynalık yapmaya devam eder.
Bütün bunlar açıkça gösteriyor ki:
O parıltılar; birtek Güneş’in tecellî ve görüntülerinden başka bir şey değil.
Güneş’in varlığını, çeşitli diller ile yâd edip hatırlatıyor.
Işık parmaklariyle ona işaret ediyor.
Bunun gibi, Hayy / Diri ve Kayyum / varlığı ayakta tutan Zât olan / Allah’ın
Muhyi / Hayat verici isminin; en büyük tecellî ve yansıması ile yeryüzünde,
Ve deniz içindeki canlılar; İlâhî kudretle parlayıp, arkalarından gelenlere yer vermek için
“Ya Hay!” deyip, gayp perdesinde gizlenip;
Ebedî / ölümsüz bir hayat sahibi olan Hayy ve Kayyum olan Zât’ın hayatına işaret ediyorlar.
Varlığının zarurî ve olmazsa olmazlığına şahit oluyorlar.
Bütün varlığın tanziminde, eseri görünen İlahî ilme şahit olan tüm deliller, bu gerçeği yansıtıyor.
Kâinatta tasarruf eden, kudreti ispat olunan bütün bürhanlar, yine O’na yönelik.
Kâinatın tanzim ve idaresinde, hükmünü yürüten iradeyi ispat eden
Hüccetlerin hepsi; yine O’nun isteğine dönük.
Rabbanî kelâm ve vahiyler; o Zât’ın hayatına yol gösterici nitelikte.
Çünkü, bir şeyde görmek varsa, hayatı da vardır.
İşitmek varsa, hayatın alâmeti.
Söylemek varsa, hayatın vücuduna işaret.
Seçme ve iradesi varsa, hayatını gösterir.
Bunlar gibi, kâinatta eserleriyle varlığı muhakkak ve ortada olan Mutlak Kudret;
Kapsayıcı bir irade, kuşatıcı bir ilim gibi sıfatları;
Tüm delil ve kanıtları ile Hayy ve Kayyum olan Zât’ın
Hayat ve vücudunun zaruretine şahitlik eder.
Nitekim, bütün kâinatı ışıklandıran,
Bir görüntü ve yansımasiyle Âhireti zerreleriyle hayatlandıran; daimî hayatına şehadet eder.
Madem kâinatta en mühim netice hayattır.
En ziyade yayılan ve kıymetli olduğu için çoğaltılan ve zemin misafirhanesini,
Gelip geçen kafilelerle şenlendiren hayat sahipleridir.
Ve madem dünya, bu kadar çeşitli canlılarla dolmuş
Ve tüm canlıları, yeniden yaratıp çoğaltmak hikmetiyle,
Her vakit dolar boşalır ve en hasis ve çürümüş maddelerinde dahi
Yoğun bir şekilde canlılar yaratılarak;
Dünya, mikroskopik canlıların da bulunduğu bir yer yapılmış.
Madem hayatın süzülmüş en sâfî özeti olan şuur ve akıl, lâtîf ve sâbit cevheri olan ruh;
Dünyada gayet kesretli bir surette yaratılıyor.
Âdeta dünya; hayat ve akıl, şuur ve ruhlar ile ihya edilip şenlendiriliyor.
Elbette dünyadan daha lâtîf, daha nuranî, daha büyük, daha önemli olan Yıldızların:
Ölü, cansız, hayatsız, şuursuz kalmaları imkânsız.
Demek gök, güneş ve yıldızları şenlendirecek ve hayatdar yapacak
Ve göklerin yaratılış neticesini gösterecek ve İlâhî hitaplara muhatap olacak
Şuurlu, hayat sahibi ve semalara münasip sakinler ve yaşayacakların;
Hayat sırrının bir gereği olarak bulunması mecburiyeti var.


