19.3 C
Kocaeli
Cumartesi, Ağustos 22, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkHayat ve Kâinat

Hayat ve Kâinat

Madem dünyada hayat var. Elbette insanlardan, hayatın sırrını anlayanlar olacak.

Hayatı, kötüye kullanmayanlar bulunacak.

Beka âleminde, Cennet-i Bâkîye’de devamlı bir hayata kavuşacaklar.

Nasılki: Dünyada, parlak şeyler; Güneş’in yansımasiyle parlar.

Deniz yüzünde kabarcıklar, ışığın kendilerine vurmasiyle parlayıp durur.

Sonra gelen kabarcıklar da, gidenler gibi, yine Güneş’e aynalık yapmaya devam eder.

Bütün bunlar açıkça gösteriyor ki:

O parıltılar; birtek Güneş’in tecellî ve görüntülerinden başka bir şey değil.

Güneş’in varlığını, çeşitli diller ile yâd edip hatırlatıyor.

Işık parmaklariyle ona işaret ediyor.

Bunun gibi, Hayy / Diri ve Kayyum / varlığı ayakta tutan Zât olan / Allah’ın

Muhyi / Hayat verici isminin; en büyük tecellî ve yansıması ile yeryüzünde,

Ve deniz içindeki canlılar; İlâhî kudretle parlayıp, arkalarından gelenlere yer vermek için

“Ya Hay!” deyip, gayp perdesinde gizlenip;

Ebedî / ölümsüz bir hayat sahibi olan Hayy ve Kayyum olan Zât’ın hayatına işaret ediyorlar.

Varlığının zarurî ve olmazsa olmazlığına şahit oluyorlar.

Bütün varlığın tanziminde, eseri görünen İlahî ilme şahit olan tüm deliller, bu gerçeği yansıtıyor.

Kâinatta tasarruf eden, kudreti ispat olunan bütün bürhanlar, yine O’na yönelik.

Kâinatın tanzim ve idaresinde, hükmünü yürüten iradeyi ispat eden

Hüccetlerin hepsi; yine O’nun isteğine dönük.

Rabbanî kelâm ve vahiyler; o Zât’ın hayatına yol gösterici nitelikte.

Çünkü, bir şeyde görmek varsa, hayatı da vardır.

İşitmek varsa, hayatın alâmeti.

Söylemek varsa, hayatın vücuduna işaret.

Seçme ve iradesi varsa, hayatını gösterir.

Bunlar gibi, kâinatta eserleriyle varlığı muhakkak ve ortada olan Mutlak Kudret;

Kapsayıcı bir irade, kuşatıcı bir ilim gibi sıfatları;

Tüm delil ve kanıtları ile Hayy ve Kayyum olan Zât’ın

Hayat ve vücudunun zaruretine şahitlik eder.

Nitekim, bütün kâinatı ışıklandıran,

Bir görüntü ve yansımasiyle Âhireti zerreleriyle hayatlandıran; daimî hayatına şehadet eder.

Madem kâinatta en mühim netice hayattır.

En ziyade yayılan ve kıymetli olduğu için çoğaltılan ve zemin misafirhanesini,

Gelip geçen kafilelerle şenlendiren hayat sahipleridir.

Ve madem dünya, bu kadar çeşitli canlılarla dolmuş

Ve tüm canlıları, yeniden yaratıp çoğaltmak hikmetiyle,

Her vakit dolar boşalır ve en hasis ve çürümüş maddelerinde dahi

Yoğun bir şekilde canlılar yaratılarak;

Dünya, mikroskopik canlıların da bulunduğu bir yer yapılmış.

Madem hayatın süzülmüş en sâfî özeti olan şuur ve akıl, lâtîf ve sâbit cevheri olan ruh;

Dünyada gayet kesretli bir surette yaratılıyor.

Âdeta dünya; hayat ve akıl, şuur ve ruhlar ile ihya edilip şenlendiriliyor.

Elbette dünyadan daha lâtîf, daha nuranî, daha büyük, daha önemli olan Yıldızların:

Ölü, cansız, hayatsız, şuursuz kalmaları imkânsız.

Demek gök, güneş ve yıldızları şenlendirecek ve hayatdar yapacak

Ve göklerin yaratılış neticesini gösterecek ve İlâhî hitaplara muhatap olacak

Şuurlu, hayat sahibi ve semalara münasip sakinler ve yaşayacakların;

Hayat sırrının bir gereği olarak bulunması mecburiyeti var.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img