Gözyaşının Rengi Yok

27

Son yıllarda Suriye’den, Irak’tan, Afganistan’dan
gelen 
mültecileri geri çevirmek
için İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM kararları ve AİHM kararlarını hiçe
sayan Batı, Ukraynalı mültecilere büyük bir memnuniyetle kucak açmıştır. Keşke
ayırım yapılmadan hepsine bu bağır takdim edilebilseydi.

Ukraynalı mültecilerin beyaz, sevimli ve
kendilerinden oldukları için daha sıcak bir karşılamayı hak ettiğini savunan
Avrupa ülkeleri, Rusya’nın 24 Şubat’taki işgalinden bu yana 3 milyondan fazla
Ukraynalı mülteciyi ortak bir dayanışma gösterisiyle karşıladı.

Avrupa, Ukraynalı mültecilerin ten
rengi, ırk, din gibi kriterler bakımından Orta Doğu ve Afrika’dan gelen
mültecilere göre “daha nitelikli” olduğunu öne sürmektedir.

Yunanistan’da hunharca botları
batırılan, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nde vahşi muamelesi yapılarak kamplara
hapsedilip aç susuz bırakılan, Fransa ve Belçika’da sokaklara kurdukları eğreti,
sağlıksız çadırlarda barınmaya mahkûm edilen. Çocukları ellerinden alınarak
başka ailelere verilen, hatta tel örgüleri geçerken çelme takılarak kin duyulan
insanlar da mülteci idi.

Açlıktan, yoksulluktan ve kirli savaştan
kaçmaktaydılar. Bu mültecilere Avrupa asla acımadı. Ülkelerine girmesinler diye
üzerlerine yürüdü, setler oluşturdu, tuzaklar kurdu. Taylan bebek gibi kimi
denizde, kimi yollarda, kimi sınırlarda kurşunlarla ve sağlıksız kamplarda can
verdi. Fakat Ukraynalı mültecileri çiçeklerle, özürler dileyerek karşıladılar.
Rahat ortamlarda lüks otellerde konuk ettiler.

Avrupa’nın bu ikiyüzlü ve çifte
standartlı tutumundan Göç Politikaları Merkezi Direktörü Andrew Geddes,
nihayet  rahatsız olmuşa benzemektedir
ki,  yaptığı açıklamada, Avrupa’nın
Ukraynalı mültecilere yönelik “çok sıcak
karşılaması”
ile Suriyelilere, Afrika ve Orta Doğu’dan gelen diğer
sığınmacılara yönelik büyük ölçüde “düşmanca”
tavır alması arasında “gece ve gündüz”
kadar fark olduğunu söylemektedir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek
Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Shabia Mantoo,
da Batılı ülkelerin mültecilere yönelik uygulamalarına tepki göstererek; “Asıl mesele, günün sonunda hatırlamamız
gereken, hepsinin insan olduğudur”
söyleminde bulunmuştur.

Ukraynalıları “medeni” olarak
nitelendiren birçok siyasetçi-gazeteci, açıklamaları ile ötekileştirmenin ne
kadar korkunç boyutlara ulaştığını da gözler önüne sermektedir. Hepsi koro halinde:
“Ukraynalıların kötü durumuna tanık olmak çok zor. Çünkü bize benziyorlar.”söyleminde
bulunmaktadırlar.

 CNBC: “Açıkça söylemek gerekirse bu
kişiler, Suriye’den gelen mülteciler değil, bunlar Ukrayna’dan gelen
mülteciler… Hristiyanlar, açık tenliler, bize benziyorlar.”

CBS NEWS: “Kusura bakmayın ancak burası Irak ya da Afganistan’ın onlarca yıldır
karşı karşıya kaldığı çatışma ortamı değil. Burası, çatışma veya savaş
gerçekleşmesini görmeyi ummayacağınız daha medeni ve Avrupai bir şehir.”

SKY NEWS: “Aklınıza gelmeyecek şey gerçekleşti… Bu gelişmekte olan bir üçüncü
dünya ülkesi değil, burası Avrupa!”

            Frnasız
BFM TV:
“21. yüzyıldayız, bir Avrupa şehrindeyiz ve sanki Irak’ta veya
Afganistan’daymışız gibi seyir füze ateşleri var, hayal edebiliyor musunuz!?.
Zor olan onlara, giyim tarzlarına bakmak. Bu kişiler refah seviyesi yüksek,
orta sınıf insanlar. Bu kişiler Orta Doğu’dan ya da Kuzey Afrika’dan kaçmaya
çalışan mülteciler değil. Yan dairenizde yaşayan herhangi bir Avrupalı aileye
benziyorlar.”

            CBS
dış haberler muhabiri Charlie D’Agata:
     Burası
Irak ya da Afganistan değil… Bu nispeten medeni, nispeten Avrupa şehri.        

BBC David Sakvarelidze:    Benim için
çok duygusal çünkü mavi gözlü ve sarı saçlı Avrupalıların öldürüldüğünü
görüyorum.”    

The Telgraf Daniel Hannan: “Bu sefer savaş yanlış çünkü insanlar
bize benziyor ve Instagram ve Netflix hesapları var.”

 BFM TV: “Burada kaçan Suriyelilerden
bahsetmiyoruz… Avrupalılardan bahsediyoruz.”

 İspanyol TV haber kanalı La Sexta: “Bunlar televizyonda
acı çekmeye alıştığımız diğer çocuklar gibi değil, bu çocuklar sarışın ve mavi
gözlü, bu çok önemli.”

 CNN Julia Ioffe: “Sarin gazının uzak
Suriye’de Müslüman ve farklı kültürden insanlara kullanılması başka bir şey.
Avrupa topraklarındayken Avrupalılara ne yapacak?

Bulgaristan Başbakanı Kiril Petkov,
Ukraynalılar hakkında “Bu insanlar zeki,
eğitimli insanlar. Bu alışık olduğumuz mülteci dalgası değil, kimliğinden emin
olamadığımız, geçmişi belirsiz, terörist bile olabilecek insanlar değil”
diyerek
talihsiz açıklamalarda bulunmuştur.

2015 yılında mülteci krizi zirvesinde,
Çek Cumhurbaşkanı Milos Zeman, Avrupa’ya sığınmak isteyen Suriyeli ve Iraklı
mülteci akınını “organize bir işgal” olarak nitelendirmişti.

Slovakya, 2015 yılında yalnızca Suriye’den
gelen Hristiyanları kabul edeceğini söylemişti.

BMMYK verilerine göre; 2014 yılından bu
yana Orta Doğu, Asya ve Afrika’dan Avrupa’ya geçme umuduyla kara veya deniz
yoluyla Akdeniz’e gelen 20.000’den fazla sığınmacının birçoğu boğularak ölmüştür.

Suriye krizinin patlak vermesinin
üzerinden 11 yıl geçti. Birleşmiş Milletler tarafından açıklanan verilere göre
geçen 11 yıl içinde en az 350 bin kişi hayatını kaybetti. 12 milyon kişi
yerinden edildi ve 14 milyon sivil, insani yardıma muhtaç kaldı. Afganistan’da
20 yılda ABD askerleri, 47 bin sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı. BM
tarafından açıklanan verilere göre Afganistan’da yaklaşık 3 milyon 400 bin kişi
yerinden edildi.

Oysa gözyaşının rengi, ırkı, inancı
yoktur: İnsanlık duyguları ve merhameti olanlar bunu düşünmez ve asla
sorgulamaz. Tıpkı Türk Devletinin, Türk Milletinin yaptığı gibi; “kim olursan
ol, mağdursan bize gel…” demelidir, diyebilmelidir. İnsanlık onuru ve şerefi
bunu gerektirmektedir. Orta doğudan gelen milyonlarca mülteciyi biz böyle
karşıladık. Ukraynalıları da… Kimsiniz, renginiz, ırkınız, inancınız nedir
demedik.

Avrupa’nın Ukraynalılara gösterdiği
bunca iltifata ve ilgiye rağmen, Ukrayna halkı yine Türkiye’nin tavrından
tutumundan, sıcak bağrını açmasından, samimi ve gerçek desteğinden son derece
memnun ve mutludur.

Çünkü biz dobrayız, doğalız, güven veren
sonsuz bir sevgiye ve merhamete sahibiz. “Kem küm…” etmeyiz. Sinsi ve kirli beklentilerimiz,
planlarımız yok, olmaz da. Çünkü biz Yunusların, Mevlanaların, Hacı Bektaş-ı
Velilerin torunlarıyız. O yüzden dostluğun, barışın mertliğin, insanlığın
garantisi ve gerçek sahibiyiz.

Sevgiyle kalın…