Gerilla Savaşı

254

Hamas’ın İsrail’e karşı başlattığı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunun ardından İsrail’in “topyekûn savaş” kararı alarak başlattığı büyük askeri eylemlerin çok önemli sonuçları olacak.

Hamas’ın bu operasyonu hem büyüklük ve hem sonuçları açısından o kadar büyük ve beklenmedik ki, “İsrail’in 11 Eylül’ü” olarak adlandırılmakta. İsrail’in şimdiden 700 ölü ve askeri yöneticiler dahil çok sayıda esir verdiği bildiriliyor. İstihbaratı ve yüksek teknolojili koruma sistemleriyle ünlü İsrail için bunlar açıklanabilir, kabul edilebilir zafiyetler değil.

Hamas’a lojistik desteği İran’ın verdiği iddiası var. Öyleyse sebebini anlamak zor.

Ama sonuçlarını da düşününce, “bu işin arkasında uzun vadeli çıkarları doğrultusunda İsrail/ABD’nin stratejik bir planı da olabilir” diyenler haklı çıkabilir.

İsrail’in vereceği cevapla Filistinli can kayıplarının kat be kat fazla olacağı öngörülüyor.

Orantısız iki düzenli gücün çatışması durumunda alınacak ve verilecek zayiatın büyüklüğü öngörülebilir. Fakat taraflardan biri gerilla savaşı uyguluyorsa bu öngörülerin isabet oranı düşük olur.

Vikipedi’de Gerilla Savaşı, “küçük ve gizli birliklerin düzensiz harp tekniklerini kullanarak, düzenli bir orduya karşı yürüttükleri yıpratma savaşı taktiği, zayıf kuvvetlerin güçlüye karşı uyguladığı direniş savaşının unsurudur” diye tanımlanmakta.

İsrail küçük bir devlet ama çok zengin, yüksek teknoloji kullanan, dünyadaki sayılı nükleer güçlerden biri.

Üstelik ABD yönetiminde Yahudi ağırlığı iyi bilinir. ABD ve müttefiklerinin İsrail’e desteği kayıtsız şartsız ve sınırsızdır. İsrail’in sanki ihtiyacı varmış gibi, ABD’den İsrail’e “güvenlik destek paketi” yola çıktı bile.

Bunun karşılığında yoksul Filistin halkının, tam bir hapishane olan Gazze’de, ne kadar lojistik birikimi olduğunu, savaşın gerektirdiği teçhizatı nasıl ikmal edeceğini bilemiyoruz. Kaldı ki, zaten yaşamak için zaruri ihtiyaçlarını dahi ikmal etmekte sıkıntı yaşamaktalar. Su ve kanalizasyon problemi olan bölgenin elektriğini de kesen İsrail hedef aldığı binaları bombalamaya devam ediyor.

“Orantısız güçler” kavramı bu durumu açıklamakta yetersiz kalıyor.

Hamas’ın “Aksa Tufanı” operasyonu çok başarılı bir gerilla savaşı uygulaması gibi gözüküyor. Ama Hamas’ın bu “başarısının” devamını getirmesi hiç kolay değil.

Bu konuda yorum yapmak için vakit çok erken. Dileğim Ortadoğu ve özellikle ülkemizi etkileyecek olumsuz gelişmelere yol açmaması. Ama endişeliyim.

******************************

Mustafa Kemal’den Bir Hatıra

Bu orantısız savaş başladığı sırada Prof. Dr. Afet İnan’ın “Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları” isimli kitabını okuyordum.

Çünkü geçen hafta Orta Avrupa gezisinde idik. Son gezdiğimiz yerlerden biri günümüzde Çek Cumhuriyeti sınırlarında kalan Karlovy Vary (Almancası: Karlsbad=Kral Karl’ın Hamamı) denilen ve son derece güzel binalarla dolu, kaplıcaları ile meşhur muhteşem bir sağlık kenti idi.

Mustafa Kemal Atatürk de bir böbrek rahatsızlığı geçirdiği için tedavi olmak üzere, 30 Haziran – 28 Temmuz 1918 tarihleri arasında Karlovy Vary’de kalmış. Bu süre içinde her fırsatta yaptığı gibi okuma ve düşünmeye zaman bulmuş ve bu arada o döneme dair hatıralarını da not almış.

İşte Afet İnan bu hatıraları bizzat Atatürk’ün izniyle yayınlamış. Gezideki rehberimiz Engin Emeklican bu kitabı pdf formatında grup üyelerine gönderince hemen okumaya başladım.

Afet İnan kitabın giriş kısmında Atatürk’ün o döneme kadar olan hayatından kesitler anlatıyor. İşte bunlardan biri Harp Akademisi öğrencisi olduğu döneme ait.

“Mustafa Kemal Harp Akademisi’nde hocalarının verdiği askeri problemleri halletmeye çalışırken adeta geleceğin meydan savaşlarını idare eden bir duygu içindedir.

Bir gün tabiye (strateji) hocası Trabzonlu Nuri Bey sınıfta diyor ki: ”Efendiler, harp, muharebe artık bunlar sizce bilinen şeylerdir. Fakat gerilla nedir biliyor musunuz? İşte en müşkülü budur. Gerilla kolay bir askeri hareket değildir. Gerillayı bastırmak da onu yapmak kadar güç bir harekettir.”

Bunun üzerine Mustafa Kemal hocasından şu ricada bulunuyor: ”Bu verdiğiniz dersi, Türkiye’nin belirli bir bölgesinde olmuş gibi ve dediğiniz tedbirlerin orada nasıl uygulanacağını lütfen anlatır mısınız?”

Bunun üzerine hoca dersi daha etraflı anlattıktan sonra şu ödevi veriyor: ”Efendiler, Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet merkezi İstanbul’dur. Hükümet İstanbul’dadır. Bilinmeyen sebeplerden dolayı Boğaziçi’nin doğu kıyılarından İzmit ve onun kuzeyinde Karadeniz’e çekilen bir hat içinde bulunan bölgedeki Türkler, payitahta karşı isyan etmişler ve gerillaya başlamışlardır:

1- Bu küçük bölge halkı bu isyanı niçin, nasıl yapabilir ve yürütebilir?”

2- Osmanlı İmparatorluğu, devleti, bütün hükümeti ve ordusu ile bu isyanı nasıl bastırabilir?”

İşte bu ders uygulamasını Mustafa Kemal sonraları Samsun ve çevresinde olduğu gibi, Anadolu’da da yaşayacak ve ona göre tedbirlerini alacaktır.”

******************************

Filistin ve Türkiye Çok Farklı

Yukarıdaki hatırayı anlatmamın sebebi Türk Kurtuluş Savaşı ile Filistinlilerin mücadelesi arasında bir benzerlik aramak değil. Aslında pek bir benzerlik yok.

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıktıktan 9 gün sonra, 28 Mayıs 1919’da Havza’dan mülki amirlere, bütün kumandanlara bir bildiri gönderir. Bu bildirilerle ve sonrasında, “milletin egemenliği fikrini yaymak, işgalleri protesto etmek, gerilla taktiği ile düşmanı oyalamak” istemiştir.

Böylece “asıl ordu kuvvetlerinin savunmaya hazır bir duruma gelebilmesini” sağlamıştır.

Yani bizim milli mücadelemiz gerilla savaşı yöntemleriyle başlamış ve düzenli orduya geçilerek zafer kazanılmıştır.

Oysaki, Filistin’in İsrail’le baş edebilecek bir düzenli ordusunun olması imkânsız.

Ayrıca Millî Mücadelede biz Türklerin motivasyon kaynağı “vatanımızı, dinimizi, namusumuzu kurtarmaktı ve liderimiz Mustafa Kemal Paşa idi. İşgalcilerin tek amacı “toprak kazanmak” idi.

Filistin/ İsrail savaşında ise Filistinlilerin motivasyonunu sağlayan “kaybedecek bir şeyleri kalmamış olmak ve şehit olmak duygusu.”  Ama İsraillileri motive eden şeyin de binlerce yıllık “vadedilmiş topraklar” inancı olduğu açık.

Bu durumda İsrail zulüm ve işgale devam ettiği sürece, Filistinlilere gerilla savaşı yöntemine devam etmek dışında bir seçenek bırakmıyor.

Önceki İçerikOkumadan molla olan, gagalamayan karga olur.
Sonraki İçerikEmperyalist!
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.