Ekonomide Mevcut Dengeler Sürdürülemez

69

Mevcut düzenin sürekliliği anlamına gelen “istikrar”, son seçimlerde
de iktidarı belirleyen en önemli kavramlardan biri oldu. Muhalefetin ne
yapacağına dair net bir kanaat edinemeyenler ile “düzende süreklilik”
isteyenlerin tercihi AKP iktidarının devamından yana oldu.

Bu tercihi yapanların istikrar adına oy vermesi, şüphesiz iktidarın
aynı şeyleri yapmasını istemek değil, değişen şartlara ve gayelere
uygun olarak ve büyüyen hedeflere varmak için benzer stratejik
politikaların tekrarlanmasını istemek anlamına geliyor.

Kısacası halkımız iktidarın izlediği politikalar sonucu oluşmuş
dengelerden genel olarak memnundur ve bu dengelerin korunacağı veya
geliştirileceği bir yönetim istemektedir.

Bugünkü yazımızda sosyal ve siyasi dengeleri bir yana bırakıp sadece
ekonomideki dengelerin sürdürülebilir olup, olmadığını incelemeye
çalışalım.

Türkiye son 5 yıldır sürekli bir büyüme göstererek bu alanda
istikrarlı bir çizgi yakalamış gözüküyor. Ancak Ege Cansen’in
ifadesiyle, “İktisadi kıstaslara göre, AKP iktidarı döneminde ekonomide
yüz güldürücü sonuçlar alındığı doğrudur. Ancak ortada abartılacak bir
başarı yoktur. Gerek enflasyonun düşmesi, gerek büyüme açılarından
Türkiye’nin performansı, Latin Amerika ve Doğu Avrupa’daki emsal
ülkelerle aynı düzeydedir hatta düşüktür. Ekonomimizde gözlemlenen
iyileşme, büyük çapta küreselleşmenin bir sonucudur. Dünyada kum gibi
döviz vardır. Bu yüzden, “yüksek faiz-ucuz döviz”e dayalı demode bir
istikrar politikası izleyen Türkiye, 65 milyar dolar ticaret ve 35
milyar dolar cari açığa rağmen krize girmiyor.”

Son verileri değerlendiren iktisatçılar kamu finansman dengesinin
bozulmaya devam ettiğini, özellikle dış ticaret açıklarının ürkütücü
boyutlara geldiğini vurguluyorlar. 2001 yılında dış ticaret açığının
milli gelire oranı yüzde 7.1 iken, şimdi bu oran yüzde 14’e fırladı.
Dünyada döviz bolluğunun verdiği imkânla ve dünyanın en yüksek reel
faizini vermek suretiyle bu açığı finanse etmeye devam ediyoruz.

“Bir yıldan diğerine milli gelirden çok daha hızlı artan dış açıklar
bir noktada kaçınılmaz olarak tıkanmaya neden olacaktır.” Bir süre
sonra Uluslararası piyasalar elverişli olmaya devam etse bile, dış
açıkları finanse etmekte zorlanacağız. Yani mevcut dengenin
sürdürülmesi mümkün görülmemektedir.

İhracatımız artarak yıllık 100 milyar dolar seviyesine geldi. Ancak
ihracatın önemli bir bölümünde giderek artan ithal ara malları
kullanılmakta. Bu ara mallarını üreten Türk sanayii çökme noktasında.
Buna rağmen dış ticaret açığı büyümeye devam etmekte.

Ekonomide yaratılan toplam katma değerin (ürettiğimiz mal ve
hizmetlerin) giderek ithalata daha fazla bağımlı olmasının arkasındaki
ana sebep Türk Lirası’nın reel olarak değerlenmesidir. Bunun sonucu
olarak özellikle “ucuz ithal ürünlere” olan iç talep artışı da ilave
bir faktördür.

Gerçek bir ekonomik istikrar için herkes “yüksek faiz, düşük kur”
politikasının çıkmaz sokak olduğunu biliyor. Nitekim en son TOBB
Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Kur politikasını eleştirerek, dolar
kurunun 1.2 YTL’nin altına indiği gelinen aşamada, ihracatçılar başta
olmak üzere tüm üyelerinin şikayetçi ve zor durumda olduğunu açıkladı.
Dövizin geldiği noktadan çok rahatsızız” diye konuştu.

Diğer yandan faizin bu kadar yüksek olmasının da bir diğer
rahatsızlık kaynağı olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bütün
sanayicilerde şikâyet var. Çünkü dövizin geldiği noktada arkadaşlar zor
ihracat yapıyor. Faizlerden dolayı içerdeki tüketim de kısılıyor” dedi.

Ancak bu politikadan vazgeçmeye yani faizlerin dünya ortalamalarına
düşürülmesine, “enflasyonu artıracağı” gerekçesiyle Merkez Bankası
karşı çıkıyor. Kur yükselmesi, (döviz kurlarının düşmeye devam
etmesinden yararlanarak) dövizle borçlanan iş adamları ve Hazine’nin de
işine gelmiyor. Devlet borçlarından daha yüksek seviyeye gelen döviz
bazlı özel sektör borçları, kurların yükselmesi halinde bu iş
adamlarını ciddi sıkıntıya sokacaktır. (Hazine’nin yayınladığı
bilgilere göre Haziran sonu itibariyle Türkiye’nin dış borcu 226 milyar
dolardır. Özel sektör borçları ise yılbaşında 120 milyar dolar iken
altıncı ayın sonunda 138 milyar dolara fırladı.)

Kurların yükselmesi “ucuz ithal malını” seven halkımızın da hoşuna gitmeyecektir.

Ekonomistlerin üstü kapalı olarak ve bazı iktisadi kavramlarla hissettirmeye çalıştığını biz daha açık bir şekilde söyleyelim:

Ya yumuşak geçiş politikaları (faizlerin kademeli olarak
düşürülmesi, kurların yavaş yavaş yükseltilmesi) ile bazı kesimlerin
canı yakılmaya başlanacak ve bu can yakma biraz zamana yayılacağı için
istikrar görüntüsü bozulmayacak. Veya sürdürülemez dediğimiz
politikaların devamı ile şartlar zorlayacak ve milletçe topyekûn
canımız yanacak.

Önceki İçerikPlanlı Yaşamak ve Düzeni
Sonraki İçerikAnayasa Oyunu
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.