TBMM’mizin açılışının 106. yılında bu bayramımızı tekrar kutlayacağız. Komşu ve kardeş İran’ın, ABD-İsrail ittifakı karşısında bağımsızlığını ve topraklarını korumak için verdiği mücadelenin yaşandığı şu günlerde, bu bayramımız daha da dikkat çekici bir anlam ve önem kazanmaktadır.
Çünkü Türk milleti olarak biz de çok daha kötü şartlar ve imkânsızlıklar içinde egemenliğimizi korumak ve bağımsızlığını sürdüren bir devlet olmak için 100 yıl öncesinde büyük bir savaş yaşamıştık.
Bu vesileyle, o günlerdeki bazı tarihî bilgi ve olayların iyi bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.
Şöyle ki:
• 30 Ekim 1914’te Alman Goeben ve Breslau (Yavuz ve Midilli) gemilerinin Karadeniz’e geçmesine müsaade edilip Sivastopol’ü bombalamaları üzerine, Almanya yanında girilen I. Dünya Savaşı, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti’nin çöküşünü getirmiştir. Bu mütareke, başta İstanbul olmak üzere Anadolu coğrafyamızdaki bazı bölgelerin İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan kuvvetleri tarafından işgalinin önünü açmıştır.
• 1915’te Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen işgal kuvvetlerinin donanması, 13 Kasım 1918’de İstanbul Boğazı’na gelip demirlemiş ve toplarını Dolmabahçe Sarayı’na yöneltmiştir. Bu rahatsız edici durum sebebiyle Padişah Vahdettin, Yıldız Sarayı’nda oturmayı tercih etmiştir.
• Bu şekilde İngiltere, ayrıca 1915’teki Çanakkale ve 1916’daki Irak Cephesi Kut’ül Amare zaferlerimizin de intikamını almaktaydı. İstanbul’un önemli ve stratejik yerlerinin kontrolü ile başlayan bu işgal, 16 Mart 1920’de idareye el konulması şekline dönüşmüştür.
• 15 Mayıs 1919’da Yunanistan’ın İzmir’e çıkışıyla başlayan işgal, 1921’de Yunan ordusunun Polatlı’ya kadar ilerlemesiyle devam etmiş; bu bölgede yaşayan insanlar büyük acılar yaşamıştır. Bu arada İzmit’imiz 1918’de İngiltere tarafından işgal edilmiş, 1920’de buna Yunanistan da katılmıştır. Bölgemiz bu işgalden büyük zarar görmüş olup bu dönem Erdoğan Özdemir tarafından “Karşıyakanın Beyleri” ismiyle romanlaştırılmıştır.
• 19 Mayıs 1919 bizim için çok önemli bir tarihtir. Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak İstanbul Hükûmeti tarafından ve Sultan Vahdettin’in onayıyla Samsun’a gönderilmiştir. Gönderilme sebebi, bölgedeki asayiş sorunlarını inceleyip gidermek ve askerî birliklerdeki silahların teslim alınmasını sağlamaktır. Bu görev için geniş yetkilerle donatılmıştır. Ancak yaptığı çalışmalar işgal güçlerince kabul görmeyince görevden alınması istenmiştir. Bunun üzerine 8 Temmuz 1919’da askerlikten istifa ederek sivil olarak çalışmalarını sürdürmüştür.
• Bu çalışmalar Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle devam etmiştir. Erzurum’daki Ordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın, istifa etmiş bir paşa olan Mustafa Kemal’in önünü açan tutumu, Millî Mücadele’nin gelişmesinde büyük bir güç olmuştur.
• Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Temsil Heyeti ile birlikte Ankara’ya gelmiştir. Ankara’da seymenlerin de katıldığı halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Ankara, Millî Mücadele’nin merkezi olarak seçilmiştir. Keçiören Kalaba’daki Meteoroloji Mektebi’nin iki katlı binası uygun görülmüş ve Mustafa Kemal’in ilk çalışma bürosu burada kurulmuştur. Bu süreçte bağımsızlığı savunan ve Millî Mücadele’ye inanan birçok sivil ve asker Ankara’ya gelmiştir.
• 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri İstanbul’daki yönetime el koymuştur. Artık İstanbul tamamen işgal altındadır. Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu baskını da bu tarihte gerçekleşmiştir. Bundan bir ay sonra, 17 Nisan’da Harbiye Nazırı Fevzi Paşa da gizlice İstanbul’dan ayrılarak Ankara’ya gitmiştir.
• 23 Nisan 1920’de Ankara’da Meclis açılmıştır. İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden gelen temsilciler, Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazının ardından halkın yoğun katılımıyla dualar ve tekbirler eşliğinde yürüyerek Ulus’taki bina önüne gelmiş; kurbanlar kesilerek açılış gerçekleştirilmiştir.
• Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı buradan yönetilmiştir. Bu mücadele başlı başına büyük bir hikâyedir. Bu konuda birçok kitap ve yazı yazılmıştır. Benim de “Mehmetler, Mustafalar ve Zafer Ayımız Ağustos” başlıklı 2025 tarihli yazım okunabilir.
• Bu mücadele sürecinde İngiliz himayesini isteyen Amerikan mandasını savunan kişi ve gruplar da olmuştur. İngiliz istihbarat faaliyetleri ve İstanbul yönetiminin teşvikiyle Anadolu’nun çeşitli yerlerinde isyanlar çıkarılmıştır. Ancak Millî Mücadele ve bağımsızlık yanlısı hareketler üstün gelmiş ve bunun sonucunda 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
• 23 Nisan tarihi ayrıca şehit ve gazilerimizin yetim çocuklarını korumak ve onların iyi yetişmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapan Himaye-i Etfal Derneği’nin çeşitli etkinlikler düzenlediği bir gündür. Bu kuruluş Mustafa Kemal Paşa tarafından himaye altına alınmıştır. Daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumu adını alan bu kuruluşun etkinlikleri, 1929’dan itibaren çocuklara armağan edilerek millî bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Bu konuda daha detaylı bilgi, 17.04.2023 tarihli “Cumhuriyetimizin 100. Yılında Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı” başlıklı yazımda bulunabilir.
Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı 23 Nisan’da yeniden gururla kutluyoruz. Bu coğrafyada bizlere hür ve bağımsız bir ülke bırakan Sultan Alparslan’dan Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tüm komutan ve kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyor; çocuklarımıza huzur, güven ve refah içinde yaşanan hür ve bağımsız bir ülke bırakma sorumluluğunu daima hatırlamamız gerektiğini vurguluyorum.
Hoşça kalınız.
NOT: Okullarımızdaki acı olaylar için MEB camiası ve ilgili ailelere başsağlığı ve geçmiş olsun derken; eğitimdeki psikorehberlik hizmetlerinin önemine dikkat çeker acilen yaptırımlı uygulamalara imkan veren düzenlemeler yapılmasını hatırlatırım.

İŞGAL KUVVETLERİ İSTANBUL’DA- 13 Kasım 1918’de, İtilaf Devletleri’ne ait savaş gemileri Boğaz’a girerek şehri ablukaya aldı.

SİVAS KONGRESİ- Sivas Kongresi 4 Eylül 1919 günü 38 üye ile toplanmıştı. Mustafa Kemal genel oyların çoğunluğunu alarak kongre başkanlığına seçilirken, bu buluşma gelecekteki Türkiye Cumhuriyeti’nin önemli kilometre taşlarından da birisi olacaktı.

MECLİSİN DUALARLA AÇILIŞI- 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Atatürk ve Temsil Heyetinin katıldığı törenle açıldığı tarihtir. Açılışın dualarla yapılması da ayrı bir önem taşır.

ULUS’TAKİ ATATÜRK HEYKELİ- İlk meclis binasının karşı köşesinde Ankara Ulus’ta yer alan bu heykel, 1927 yılında yerine konuldu. Atın dört ayağının yere basmasının Türkiye Cumhuriyeti devletinin yere sağlam basan ilkelerle kurulduğunu simgeler.


