Doğu Raporu 2 Ne Varsa Birlikte

45

Her vesileyle belirttiğim üzere yirmi beş yılım Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde geçti. Dile kolay tam bir çeyrek asır.

Oysa ben İstanbul’da doğmuş. İstanbul’da büyümüş. İstanbul Üniversitesi’nden mezun  olmuş biriydim.

İstanbulla oturmuş. İstanbulla kalkmıştım yıllarca.

İstanbul benim her şeyimdi.

İstanbul sokakları bile

Evim kadar sıcak gelirdi bana

Derdim ve kasavetim yoktu

İnanın dostlar İstanbul’dan yana

Böyleyken öğretici olmak vasfım ağır basmış. Kendimi bir anda Güneydoğu’nun bağrında bulmuştum.

Bulmuştum bulmasına ama, inanın hiç gurbet hissi duymamıştım:

Elbette İstanbul’dan ayrılışın hüznü sarmıştı beni

Ama Doğu insanının sıcaklığı bürüdü bedeni

Ve aralarında kaldığım uzun yıllar boyunca hemen onlarla kaynaşmış. Onlarla oturup kalkmış. Onlarla hem-hâl olmuş. Onlarla et ile tırnak gibi olmuştum.

Doğu’yu; taşıyla toprağıyla ve özellikle insanıyla sevmiş sevilmiş, saymış sayılmış; karşılıklı sarmaş dolaş olmuştum.

Ne ben Batılıydım onların nazarında. Ne de onlar Doğuluydu benim gözümde.

Bildiğimiz bir tek şey vardı. O da:

Temel tutmuştu mayamız, her iki benlikte

Sırrına vakıftık bizler, ne varsa birlikte

Hepimiz anlıyor ve biliyorduk ki:

Bizler bu vatanda kendimizi bulduk bulalı

Olduk ülkenin birinci sınıf vatandaşları

Olmak dış kaynaklı

Fesadın yandaşları

Hayalimizden bile hiçbir zaman

Geçmedi aklımızdan hattâ bâzan

1793

Çünkü işitin hey dostlar!

Bilin ey karındaşlar

Bizler bir elmanın birbirini tamamlayan iki parçasıyız.

Sizler de duyun ey bedbahtlar!

Sizler de anlayın ey içi dışı çıfıt bozguncular!

Ne yapsanız ayıramazsınız

Bu milleti birbirinden asla

Dolsa da içiniz dışınız hep

Dinmiyecek onulmaz yasla

Çünkü var bu milletin

Vazgeçmiyeceği bir dîni

Çünkü var bu milletin

Herkesce bilinen ortak dili

Kim ne derse desin

Dinimiz bir bizim

Kim ne derse desin

Dilimiz bir bizim

Din dil bir; öyle ise birdir millet

Din bir ise, yine bir olur millet

Önceki İçerikKüçük Düşman Faydalıdır Ama
Sonraki İçerikBulgaristan’da Seçim Var!..
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.