Derin Güç, ne kadar derin?

157

Türkiye seçime doğru giderken, ülkede son iki yılda süregelen gelişmeleri henüz doğru dürüst tahlil edemedik.

Geçmişte yaşanan bir takım gelişmeleri değerlendirirken, bu İktidar  Ergenekon’u adres gösterdi, Balyoz‘u adres gösterdi. 

İyi de, Ergenekon‘u, Balyoz‘u organize eden kim, daha sonra ortaya çıkaran kim?

Bunları, -var ise- daha önce ortaya çıkartmayan İktidar mı, yoksa başka bir güç mü?

Bu ülkede askerin lojmanının yanına bile yaklaşamazken, fotoğraf çektirilemez iken, Ordu’nun en mahrem bilgilerine ulaşmak nasıl mümkün olabiliyor?

Bu normal sivil bir gücün yapabileceği bir şey midir?

Yapıldığı söylenen ihbarları yapanlar, daha önce neden sessizliği tercih ettiler?

Darbe yapmak için mühimmata ihtiyacı olanlar, neden bu mühimmatı gidip bir yerlere gömerler?

En güvenli yerler, bizatihi askeri depolar iken, neden depoda saklamak yerine toprağa gömerler?

Komutanlarından mı korkar bunlar?

Komutanları da bizzat darbeci (!) zaten, neden onlardan gizleme gereği duysunlar?

Yoksa darbeci değiller de, başka bir problem mi var?

Ülkede ne zaman gündem değişikliğine ihtiyaç duyulsa, hemen bir ihbar mektubu ve akabinde bir yerlerde kazı çalışmalarına başlanılıyor.

Kimdir bu ihbarcılar?

Hiç mi merak etmeyiz?

Ülke gündeminde var olan Cumhuriyet rejimi tartışmalarını, ülke gündemine kim soktu?

Ben, siz, sokaktaki vatandaş, “Cumhuriyet rejiminin miadı doldu, artık yeni bir sistem kurmak gerek” diye ne zaman konuştuk, bunu ne zaman dillendirdik de ülke gündemine oturdu bu mesele?

Bizim gündemimizde olmayan bir şey, nasıl birden ülke gündemine oturtuluyor, hiç merak etmediniz mi?

Başbakan Erdoğan’a Başbakanlık yolunu açan Deniz Baykal’ın yanına, kim ne kadar yaklaşabilir ki, mahremine ait görüntüleri ele geçirebilsin.

Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Deniz Baykal’ın, Erdoğan’dan yana tavır alabilme ihtimaline karşın, Kılıçdaroğlu’nun, bu tercihini Abdullah Gül’den yana kullanabileceğini bilen bizler, bu komployu nasıl yorumlamamız gerek?

Bu ve benzeri soruları, “Derin Güç” diye cevaplandırmak mümkün tabi.

Ama hangi “Derin Güç” ?

Daha düne kadar, ‘Derin Güç’ olarak adlandırdığımız Ergenekon ve benzeri örgütleri, deşifre eden, hangi ‘Derin Güç’ peki?

Türkiye‘den hiç dışarıya kafamızı uzatmadan bu soruları cevaplamak kesinlikle mümkün değil.

Başımızı kaldırıp, önce Atlantik ötesine, sonra Orta-Doğu‘ya, en sonunda da Batı’ya çevirdiğimizde, gördüklerimiz bizi doğru istikamete götürecektir.

Ancak bu gördüklerimizi değerlendirirken, tüm önyargılarımızı da bir kenara koymamız gerektiğini unutmayın.

Bunların doğru değerlendirilmesi halinde, bu ülkede darbe de olmaz, darbe yapanlar da korunmaz, olmayan darbenin darbecileri olarak sunulanlar da, içeriye paket edilmez.

Kafamızı kaldırmanın, doğru düşünüp, doğru tahlil etmenin zamanı gelmedi mi artık?