14.4 C
Kocaeli
Cumartesi, Ekim 24, 2026
Ana SayfaGüncelDeğerler ve Kanunlar

Değerler ve Kanunlar

Toplumların değerleri vardır. Toplumu tarif eden, bir arada tutan, toplumu toplum yapan değerleridir. Değerler toplumda bir dizi kural vasıtasıyla hayata uygulanır. Kurallar da gerektiği zaman kanuna dönüştürülür. Uzatmadan söylersek kanunlar, toplumun değerlerinin yansımasıdır. Değerlerin uygulanması ve korunması için konur. En tepe kanunlardan en basit yönetmeliğe kadar geçerlidir bu bağlantı.

Sayın Turhan Çömez, fonlarla gündeme gelen eski bakan hakkında bir açıklama yaptı. Meğer o bakan, bakanken, 60 defa özel kalem müdürü değiştirmiş! Şimdi ilgili kurala, yönetmeliğe ve arkasındaki değere bakalım:

Devlet memuru olmak için KPSS denilen bir sınavı geçmek gerek. Fakat yetmiyor. KPSS’den makul bir not aldıktan sonra da bir memuriyete atanabilmek gerekiyor. Pek güzel. Objektif bir sınavda aldığınız puan sizin devlet memuru olup olamayacağınızı belirliyor. Değer-kanun-yönetmelik… Hepsi yerli yerinde. Ama siz diyorsunuz ki “Hayır, KPSS puanın ne olursa olsun, ben bir de mülakat yapacağım ve tayinleri o mülakatta aldığın puana göre yapacağım.” Pofff! Değerle kuralın arasındaki bağ koparıldı. Tebrikler… Toplumdaki güveni başarıyla sıfırladınız.

Olsun. Nepotizmle tayin edilen de hiç olmazsa sınav şartlarını sağladı. Sonra sınava girdi. Sonra zahmet edip mülakata… Az buz değil. Peki özel kalem?

Özel Kalem özeldir

Değer şu: Özel kalem, rastgele bir memuriyet değildir. Bakanlık ve başka yüksek ve kritik mevkilerde o mevkide sorumluluk almış kişinin özel kalemini kendi seçme hakkı çok görülmemelidir ki özel kalem, o makamın eli ayağıdır, âdeta ona yapışık gibi çalışır; mesaisi, izni, saati falan yok gibidir. O hâlde o makamın sahibi kendi özel kalemini, KPSS falan demeden kendi seçip görevlendirebilir. El-hak doğru! Peki, böyle istisnai tayinle gelip gece demeden, gündüz demeden çalışan özel kalem diğer memurların haklarına ve sürekliliğine sahip olmalıdır, değil mi? Aksi haksızlık olur. Bu da doğru. İşte size millî kanun-kural anlayışımıza uygun koskoca bir delik. O delikten altmış kişiyi de yüz altmış kişiyi de birinci derece devlet memuru yapabilirsiniz. Bu kanuna uygundur. Ama değerlere değil. Kanuna uygundur ama hukuka değil! Kanunidir ama helal değildir.

Olan biten canımı sıktı. Arkadaşlarıma bahsettim. “Ooo…” dediler. “Bir eski bakan değil. İstisnai tayine izin veren bütün makamlarda bu makine gümbür gümbür işliyor.” Toplumdaki güven… Eşitlik… Eşit vatandaşlık bu muydu acaba?

Kanuna uygun

Gelelim Cumhurbaşkanı seçimine. Cumhurbaşkanı iki dönemden fazla seçilemiyor. Cumhurbaşkanı seçimi ile meclis seçimi birlikte yapılıyor. Bu kuralın gerekçesi ve her kural gibi dayandığı değerler var. Bir şey daha var. Eğer Cumhurbaşkanı, ikinci dönemindeyken meclis seçimlerin yenilenmesine karar verirse ne olacak? Bu, Cumhurbaşkanı’nın kalan süredeki hakkını elinden almak değil midir? Anayasayı yapanlarca bu düşünülmüş ve denmiş ki bu durumda Cumhurbaşkanı üçüncü defa aday olabilir. Değerlere de akla da uygun… Tıpkı bakanın özel kaleminin istisnai sayılması ve özel kalemin daha sonra da birinci dereceden devlet memuriyetine devamının sağlanması gibi. Peki, her şeye uygun bu kural, seçime haftalar kala, herkesin bildiği gibi sırf cumhurbaşkanının üçüncü defa seçilmesi için işletilirse? Kanuna uygun. Peki hukuka? Değerlere? İki dönem sınırlamasının gerekçesine?

Eski haberler- Yeni haberler

Konuyu değiştireyim… Nedense aklıma biri eski ikisi yeni üç haber geldi. İlki, Sovyet zamanında bir Sovyet memurunun söylediği: Biz çalışır gibi yapıyoruz, onlar da bize maaş öder gibi yapıyor. O sırada Sovyetler öyle bir ekonomik çıkmazdaydı ki bazı fabrikalar işçi ve memurlara maaş yerine fabrikanın ürünlerini veriyordu. Mesela tavuk işletmesiyse maaşı kadar yumurta ve tavuk!

İkinci haber birkaç gün önce gazetedeydi. Biri, kuyumcu soymuş. Şu kapanır şemsiyelerden birini gazeteye sarmış ve bunu silah diye göstermiş. Kuyumcu kanmış olmalı. Ona vitrindeki bilezikleri vermiş. Fakat bilezikler de gerçek değil, taklit- imitasyon- imiş.

Nihayet: Daha önce hasar görmüş araçlara yeni kaza yapmış gibi zabıt tutup sigortadan para almışlar. Hasarsa hasar. Raporsa rapor. Her şey kitabına uydurulmuş. Aynı araç üzerinden defalarca. Tahsilatları bilmem şu kadar milyonu bulmuş! Neyse ki dolandırıcılar yakalanmış…

Nasıldı şarkı? Yalan dünya, her şey bomboş…

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img