Cumhuriyetsiz Demokrasi mi?

56

Cumhuriyetimizin 84. Yıldönümü kutlamalarını geride bıraktık. Cumhuriyete bağlılık ve saygı; Türk tarihine saygıdır. Cumhuriyetimiz Milli Mücadelenin tacıdır.


Bu Cumhuriyeti bedel ödeyerek kurduk. Onun bunun izni ile gerçekleştirmedik. Kimseye de Türkiye ve Türk milleti dışında ayrı bir devlet ve millet taahhüdünde bulunmadık. Herkese düşen görev, şehit kanları ile sulanmış bu vatandan yükselen Cumhuriyete bağlılıktır ve ona vatandaş olabilmektir.


Anadolu’dan kovduğumuz Batılı emperyalist güçlere tekrar davetiye çıkarmamak için Cumhuriyeti ve milli devletimizi korumak zorundayız. Milli şuur nihayet uyanmıştır. İnşallah yeniden uyku dönemine girmez.


Cumhuriyet mi, yoksa demokrasi mi ayırımı yapılamaz. Bunlar bizim için bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Tavuk mu, yumurta mı hikayelerine saplanmayalım. Bazı ülkeler demokrasisiz Cumhuriyet; bazıları da Cumhuriyetsiz demokrasi olabilir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet, demokrasi ve milliyetçilik temelleri üzerinde yükselmiştir.


Bu Cumhuriyet Bayramında büyük bir coşku yaşadık. Bu arada aziz şehitlerimizi de unutmadık. Bu bayramda Türk olan ve “Ne mutlu Türküm diyene” reklamları veren gazetelerimiz oldu.


Bir Ermeni vatandaşımızın cenazesini saatlerce canlı yayında verenler, “Hepimiz Ermeniyiz” pankartlarıyla yürüyen daha önce örgütlenmiş toplulukları uzun uzun bize seyrettirenler, milli ve üniter yapıyla, milli kimlikle kavgalı olanlar, birden Türk oluverdiler. Keşke öyle kalabilseler.


Cumhuriyete numara takan anti-Atatürk, anti-Türk ve anti-devletçi bir tavır takınıp milli bağımsızlık ve milliyetçiliği dışlayan bazı liboş takımı yanlışlarından bir türlü sıyrılamıyor. Devletsiz ve milletsiz ferdi esas alan bunlar, milli menfaatlere sarılmayı küçümsüyorlar ve Cumhuriyetimizi 1930 model bir araba gibi görüyorlar.


Günümüzde milli varlığımızı tehdit eden iç ve dış tehdit ve kuşatmalar ve tuzaklar ortada iken; sınırlar tartıştırılırken; gelir dağılımı bozukluklarını, demokrasi ve özgürlüğün yeterli olmadığını ve yoksulluğu birinci plana çıkarıp tartışmak aslında tehlikeyi kurtuluş gibi görmektir.


İran’a ABD müdahalesi, İsrail’in Suriye’yi tehdidi, Irak’ın Kuzey’indeki devletleşme çabaları, bölücü ve ırkçı terör gündemde iken; Dünya yeni bir küresel savaş ortamına itilirken liboş takımı sorunsuz Batılı ülkelerinin demokrasisini arıyor. Bulutların üzerinde şato kuruyor.


Milli ve üniter devletin hedef alındığı, devletin yapısının değiştirilerek Türkiye’nin Türkiye olmaktan çıkarılmak istendiği bir ortamda bulutların üzerine çıkarak bazı konuları tartışamayız. Buna laiklik de, Cumhuriyeti sadece dans eden Atatürkle özdeşleştirmek de dahildir.


Cumhuriyetin ikincisinin özlemi içinde olanlar, XVI. yüzyıl düşünürü Thomas More’a benziyorlar. Bu düşünür de içinde bulunduğu karmaşa ortamından kurtulmak ve kendine göre ideal bir toplum yaratabilmek uğruna Atlantik’te hayali bir toplum projesini canlandırmış ve kitabın ismine de “Ütopya” demişti.


Bunlar bana More’un devamcıları gibi geliyor. İngiltere’nin demokratik bir ülke, ama bir Cumhuriyet olmadığına işaret edilerek neredeyse bizim de Cumhuriyet’ten vazgeçip Cumhuriyetsiz demokrasi olmamız bekleniyor.


Eğer bu satırların yazarı dıştan kumandalı ve bazı yerlere hizmet eden bazıları gibi olsaydı; Cumhuriyete numara takanları ve sadece Cumhuriyet ve Türklük karşıtı oldukları için onlarla iş birliği yapan, sağdan ve soldan bazılarını takdir de edebilirdi.


Bu demokrat, özgürlükçü görünüp insan haklarını kullananlar; neden vatandaşlarımıza Avrupa’da uygulanan işkenceleri, baskıları, saldırıları gündem maddesi yapmazlar.


Cumhuriyeti ve şehitleri anmak için toplanıp terörü protesto eden vatandaşlarımızın Belçika’da bir öldürülmediği kaldı. Onlara sözde Ermeni soykırımının hesabı sorulmaya kalkıldı. Bölücülerin desteklenmesi istendi.


Almanya’dan Avusturya’ya kadar Avrupa insan hakları ihlalleri ile doldu. Cumhuriyete numara takanların derdi ise; Atatürk, milli devlet, üniter yapı, milli kimlik ve ferdi tekleştirmek oldu. Amaç farklılıkların kutsallaştırılmasıdır. Böylece Türkiye Lübnanlaştırılacaktır. Bunların hizmeti muhakkak ki mükafatlandırılır.

Önceki İçerikÜniversiteli Gençlere Öneriler
Sonraki İçerikÇocukların Kendi Benliklerinin Oluşumuna Katkı
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)