
-Kitabımı büyük bir ciddiyetle okuyup bazı şahsiyetler hakkındaki bilgileri eleştiren gençlere teşekkür ve cevabımdır.-
Bir kitap incelenirken; konusu, anafikri, kurgusu, içeriği, dil ve üslûbu, tertip ve düzeni, dizgi ve baskı, kapak, kâğıt, mizanpaj ve cilt gibi ölçütlere dikkat edilir. Başarılı bir kitabın özellikleri içinde en önemlisi “muhteva (içerik)” tir. Fakat bazı kitaplar da vardır ki, yazıldığı “amaç, hedef ve kapsam” içeriğin de önüne geçer. İşte yeni yayımlanan “Dil ve Edebiyatta TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TARİHİ” kitabımın yazılışında da “amaç, hedef ve kapsam” içeriğin önüne geçmiştir.
“Dil ve Edebiyatta TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TARİHİ” kitabımın yazılışında öne çıkan ölçütler şunlardır:
AMAÇ; bu konuda yazılan kitaplarda, Türk Milliyetçiliği Tarihi’nin 1839’da ilan edilen Tanzimat’tan sonra yer verilmesinin yanlış olduğunu ve “Milliyetçilik” fikrinin 1789 Fransız İhtilâli’nden sonra ortaya çıkan ve aydınlarımız tarafından ithal edilen bir fikir olduğu kabulünü ortadan kaldırmaktır.
HEDEF; Türk Milliyetçiliği fikrinin, Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı günden beri var olan yüzde yüz, yüzde yüz yerli olan otantik bir fikir olduğunu, bu alanda çok değerli ilim, irfan sahibi, sanatçı ve devlet insanlarının Tanzimat’tan önce eserler verdiklerini ve eylem ortaya koyduklarını, Türk Milliyetçiliği alanındaki çalışmaların bir bütün halinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruh ve fikir dünyasını oluşturduğunu, bu fikrin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesinin temeli olduğunu ortaya koymaktır.
KAPSAM; Türk Milliyetçiliği Tarihinin, Türk Destanları’nın oluştuğu Sözlü Edebiyat Dönemi’nden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu ve Atatürk Dönemi’ndeki şahsiyet ve eserleri kapsayacak şekilde bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Mevcut Türk Milliyetçiliği Tarihlerinde, Türkiye dışındaki Türk Dünyası’nda yetişen, eser veren, çile çeken ve hatta öldürülen ve özellikle 1908’den sonra Türkiye’ye gelerek milliyetçi kuruluşlarda görev alan, milliyetçi yayın organlarında yazıları yayımlanan Türkçü şahsiyetlere yeterince yer verilmemiştir. Kitabımın hazırlanma safhasında gözden kaçan bu eksikliği de mümkün olduğu kadar gidermeye çalıştım
HEDEF KİTLE; Kitabımın hedef kitlesi, 12 Eylülden bu yana ihmal edilen, çocuklarımızın ve gençliğimizin milliyetçi olarak yetiştirilmesi hususunun ihmal edilmesi sebebiyle, günümüz gençliğidir. Türk gençliğinin, kültürlü ve şuurlu bir Türk milliyetçisi olarak yetişmelerine katkıda bulunmak hedefimizdir. Burada şu hususu belirtmeliyim ki, geçmişte Türk milliyetçisi olmanın çilesini ve sıkıntısını çekmiş, bugün 60’lı, 70’li ve 80’li yaşlarda olup hâlâ milliyetçi olmanın heyecanını yaşayan, halen içindeki milliyetçilik ateşini söndürmeyen her Türk Milliyetçisi de bana göre gençtir. Gençlik, izafi bir kavramdır. Herkes, kendini hissettiği yaştadır.
Sevgili Gençler! Öncelikle bu kitap sayesinde, Türk Milliyetçiliğinin, Türk tarihinin başlangıcından Cumhuriyet’le taçlanmasına kadar devam eden uzun tarihini kapsayan bir kitabımız olduğu gerçeğini gözden uzak tutmamak gerekir. Ama bu durum, kitabımın içeriğinin eleştiriden muaf olmasını sağlamaz. Mutlaka Sizlerin “Dil ve Edebiyatta TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TARİHİ” kitabımdaki, Neriman Nerimanov, Sultan Galiyev gibi bazı şahsiyetlerle ilgili eleştirilerini ciddiye aldığımı belirtmek isterim. Kitapta yer alan şahsiyetleri, tek tek ele aldığımızda “Mevlâna’ya niye yer verdiniz” diyen olduğu gibi, “Ahi Evren’e niye yer vermediniz” diyen de çıkacaktır. “Mehmet Âkif, Ersoy, Süleyman Nazif ve Yahya Kemal”, edebiyatımız tarihinde “müstakil şahsiyetler” olarak geçerler. Ben şahsiyetleri, eserlerindeki ve eylemlerindeki millî hassasiyetleri göz önünde bulundurarak kitabıma aldım.
Bu kitabımı hazırlarken, Türk milliyetçilerinin geçmişte yaptığı bazı hatalı bakış açılarını değiştirmeye çalıştım. Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş, 9 Ekim 1994 tarihinde yapılan MHP’nin Dördüncü Olağan Kongresi’nde konuşması sırasında hazırladığı metnin dışına çıkarak, Nâzım Hikmet’in Kuvâ-yı Milliye Destanı’ndan şu bölümü okumuştur: “Dört nala gelip uzak Asya’dan/Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan/Bu memleket bizim. Bilekler kan içinde/Dişler kenetli/Ayaklar çıplak/Ve bir ipekli halıya benzeyen bu toprak/Bu cehennem, bu cennet bizim.” Türkeş “Bunu niye yaptınız” sorusuna ise şöyle cevap vermiştir: “Bölücü gruplar Türkiye’nin birliği ve dirliğini tehdit ediyor. Ben Nâzım’dan İstiklal Savaşı ile ilgili bu şiiri okuyarak Milli Sol’a mesaj veriyorum, onlarla yakınlaşmaya çalışıyorum. Bu şiir Milli Sol’a uzattığımız bir zeytin dalıdır. Milli olan bütün değerleri benimsiyoruz. Nâzım’dan şiir okumanın temel sebebi budur.”
Ben de milliyetçi şahsiyetleri seçerken, “komünist, sosyalist, kapitalist, liberal vb.” ideolojilere bakmadan “ulusalcı/milliyetçi” ayrımına girmeden Türklükle ilgili tutum, davranış, görüş ve eylemlerini göz önünde bulundurdum. Kitabımızın gelecek baskılarında, onlarla ilgili yanlış bilgiler düzeltilir, eksik bilgiler tamamlanır. Bu konuda başka kitaplar, makaleler yazılır, yayımlanır. Ben milliyetçilik tarihimizin bütününü kitaplaştırarak bir adım attım. Onu geliştirecek olanlar da bizden sonra yetişecek olan genç Türk Milliyetçisi yazarlardır.

