Akıl

56

Her şeyin olduğu gibi, dînin de temeli akıldır. Çünkü aklı olmayanın dîni de olmaz.
Akıl – bâliğ olmadıkça, yâni akıl insanın hayâtında devreye girmedikçe, insânı, Allah mes’ûl tutmuyor. Ona teklîfte bulunmuyor. Daha doğrusu onu muhâtap saymıyor.

Rabbi, kulunu bu durumda hitâba değer görmüyor. Onu ne Cennet’e ne de Cehennem’e elyak ve lâyık buluyor. Yani bulmuyor.

X

Akıl, ne büyük nîmet, tâm olarak bilinse
Gözünden mâlâyânî şeyler, âh bir silinse

X

Göz, bakmayı bırakıp, neler görecek neler
Geçti diye döğünecek, boş yere seneler

X

İç geçirerek der, anlasaydım bunu, çok önceleri ben
Tesellî bulacak, anladım ya diyerek, sonum gelmeden

X

Fakat yeri gelince, aklı bir kenâra bırakmayı, akıl etmek
İşte, gerçek ve hakîkî akıl, emîn olun, bir de bu olsa gerek

X

Yine Akl-ı Küll karşısında, bırak aklını sen bir yana
Büyük Akl’a yapış, istifâde ettirsin kendini sana

X

Tutarken aklı üstün, değil elbet, senin benim aklım ölçü
Kastedilen soyut akıldır, ey kendini sanan akıl küpü

X

Aklı, akletmeyi unutursak eğer, dünyâ işimizde
Nice başarısızlıklar tâkip eder bizi, peşimizde

X

Olmasaydı akıl, nerden kazanılacaktı, bunca bilgi      
İnsân, duyar mıydı, çevresine karşı hiç, bu kadar ilgi?

X

Olmasa akıl, farkına varılır mıydı, güzel ve iyinin hîç?
İnsân yüz hatlarında, belirir miydi, o gülümseyiş, o behîç?

X

Bir gün tüm akılları, çıkarmışlar pazara, satmak için
Herkes kendi aklına olmuş müşterî, düşünsene niçin?

X

“Allah, evvelâ aklı yarattı.” diyor Hadîs
Sonra, iplik söküğü gibi geldi, havâdis

X

Evvelemirde, ilk aklı yaratması demek, öncelikle
Kâinatı, akıl ölçütünce yarattı, ivedilikle

X

2096

Verilişi aklın, asıl amaca, olsun diye yönelik
Bulsunlar diye, Cennet-i A’lâ’da, yeşilce bir gölgelik

X

Akıllar göz gibidir, göz nasıl olursa ışığa muhtâç
Akıl da, Vahiy’den alır ışığını, gözünü iyi aç

X

Bilsin diye koca insân; Hakk’ı Hakk, Bâtıl’ı Bâtıl
Sorumlu tutmadan önce, verildi insâna akıl

X

Dîn binâsı yükselsin diye, atıldı akıl denen temel
Ancak, böyle bir yapıda gerçekleşirdi, İlâhî Emel

X

Aklın görevi olur, başta Vahy’i anlamak
Vahyin, kâinât ile ilgisini kavramak

X

Nasıl ki göz görme âletidir, bedende
Akıl da anlama aracıdır, gövdende

X

Olmayınca kandîlde yağ, kandîl, verir mi hiç ışık?
Akl kandîli de, din yağıyla yanar, kalmaz karanlık

X

Âyet der, anla: “Göklerin ve Yer’in nûrudur Allâh.”
Bundan başka nedir ki Vahiy cânlar, deyin Eyvallâh.

X

“Akıl dîndir ve dîn akıldır.” Demişti.
İlmin kapısı olan Hazret-i Ali.

X

Ya ilmin şehri, iki cihân serveri, Peygâmber-i Zişân:
“Allâh, ilkönce nûrumu yarattı.” Bilin ey ehl-i iz’ân!

X

“Akl-ı Küll”, “Akl-ı Evvel”, “Hakîkat-i Muhammediye”:
Açıklanmıştır, Hazret-i Peygâmber’in aklı diye.

X

Kâinât ve kanûnları, ilim ve hikmet kaynağı herşey;
Yaratılmıştır, Peygamber’in aklı üzere, hey gidi hey.

X

Boşuna değil: “Akıl dimâğdadır ama nûrunu kalpten alır.”
Demek ister ki Hazret-i Ali: “Kalp gerçekler tecellî-gâhıdır.”

X

Öyleyse, temiz tutmak gerek kalbi, olduğunca temiz
Padişâh, konmaz saraya, olmayınca mâmûr evimiz

X

Kalbin temiz olması, ne demek derseniz eğer cânlar
Yapar bunu ancak, ahlâkına O Rasûlün uyanlar

X

2097

“Aklı olmayanın dîni de yok!” herkes gibi bilirsiniz.
“Kişiyi ayakta tutan aklıdır.” Yoksa irkilirsiniz!

X

Teklîf akladır, muhâtap olur ancak akıl
Histen uzak akla da, ters düşmez doğru nakil

X

Akıl, dîn için olduğu gibi bize esâs
Akıl, dünyâ için de, alınacak tek kıstâs

X

Akıl, her şeyi açan, anahtâr görevli bir âlet
Onunla yükselir insân mânen, son derece gâyet

X

Dînin direği, ibâdetin dayanağı akıl
Îmân kazandırır, hayâ verir; onu rehber kıl!

 

2098 – 2099

Önceki İçerikMehmetimin Bayramı
Sonraki İçerikBir Hilal Bir de Yıldız Olsun!
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.