Akıl Karıştırma Kılavuzu – I

43

A-) Herşey Beyinde Başlar ve Biter; Aşk Dâhil

               

Ancak
bazıları ‘II.Beyin’ diye bilinen Bağırsaklarıyla da sevebilir; iştahına
ve ilgisine göre. Fakat bu tüketici bir
sevgidir
.

Kalpte ise bir cacık yoktur. Zaten
kan terfi istasyonudur; burayla
sevenler kandaşlık adına, kan gurubu
sadedinde
sevebilir. Kan da hem tıbben
hem fıkhen caiz değil.

Yürek, beyindeki sevgi hassâsının
adıdır. Vicdan, beynin değerleme hassâsıdır.
Yani herbişey kafanın içinde.

Vicdan; insanın iyi tarafıdır. İçimizdeki iyilik potansiyelidir. Yaratılış
itibariyle bakarsak vicdanlı & vicdansız ayrımı yerine az vicdanlı & çok vicdanlı, kara vicdanlı
& ak vicdanlı /  para
vicdanlı
& pak vicdanlı, zayıf
(tavuk) vicdanlı & sağlam
vicdanlı
gibi ayırımlar veya düşük –
orta – yüksek
gibi derecelendirmeler daha makuldür. 

Nefis; insanın kötü tarafıdır. İçimizdeki kötülük potansiyelidir. Şurubu dinî
guruplarda sanki Şeytanın sülâlesinden bize musallat olan gayrimeşru veledi
gibi ölçeklendirilir
; kimine çay kaşığı, kimine tatlı kaşığı. Oysa o neyse sen de osun. Ve neyi
arzuluyorsan..

Us/beyin sevginin de, nefretin
de merkezidir. Gönül de insan zihnindedir,
vicdan da.. gönül vicdana yakışır ama nefisle de birlikte olabilir. Zira ot’a da, but’a da konma istidâdı
var.

Kalbin
şekli de, mecazı da yanlış. İnsan
kanıyla neyi sevebilir veya atış
ritmiyle
kimi dinleyebilir? Yürek
mânâsındaki kalp
ise can demek; yürekli = canlı, cesaretli ve yüreksiz = ölü.

 

B-) “Bir Ben Vardır Bende, Benden İçeri” de Sen Var mısın?

               

Yarı bencil yarı sürücül tipleriz. Tam bencil dahi değiliz hatta bencilliğimiz
bile çoğu zaman sencillik
; ‘desinler’cilik,
ne derler’cilik.

Bir
insanı bencil veya bizcil olarak tanımlayabilirsiniz. Ne
yazık ki “Biz, biz, biz; Nalsapla Şekrüt’ün askerleriyiz” diyenler
ikinci kısma girmiyor.

Çoğumuz
‘ben’ciyiz, bencil bile değiliz.
Yani ne benlik-çil ne benlik-çi.. Zira benlik bir şahsiyet duygusudur. ‘Bensesi ise ilkel bir nakarattır.

Bencil aslında çevrecil, herkesçildir. Herkesin yaptığı
çıkarcılığı, zevklere ve renklere bağımlılığı toplumsal alışkanlıkla ve Pavlov
şartlanmasıyla
tekrarlayanlardır. Gerçek
bencil
kalabalığa uymaz, ölçü ve değerlerinden taviz vermez. Milyonlarla ters düşmeyi sırf kendi
ilkeleriyle ters düşmeme adına göze alır
. Ve kendi gibi bencillerle, ilkecilerle anlaşır; etrafa göre bencillik yaptığını zannedenlerle
değil. Siz buna bencillik yerine benlik,
bireylik, ferdîlik, şahsiyetlilik
de diyebilirsiniz; diğerine de egosantrik

(beniçinci), çevrebenlik, otobencillik
diye tâbir üretebilirsiniz..  

Bencileyin böyle; ya sencileyin?

Ey
enaniyyun!..