9.4 C
Kocaeli
Perşembe, Kasım 5, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkDüşün Damlaları (68)

Düşün Damlaları (68)

Hz. Allah, bizim ibadetimize muhtaç değil. Biz ibadete muhtacız. Mânen hastayız. İbadet ise mânevî yaralarımıza tiryak ve ilaçlar hükmündedir. Acaba bir hasta, hekimin ona faydası olacak ilaçları içirmek için, ettiği ısrara karşılık hekime: “Senin ne ihtiyacın var ki, bana böyle ısrar ediyorsun?” dese; karşı çıkışının ne kadar yersiz olduğu açıktır.

x

Herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Hz. Allah, insanı kâinat için bir mikyas, bir mizan / ölçü suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın kalbî itikadına göre gösteriyor. Meselâ, gayet ümitsiz ve üzgün olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar suretinde görür. Son derece sevinçli ve neş’eli bir adam ise, kâinatı neş’eli bir şekilde gülen olarak görür.

x

Hz. Allah, kâinatı ve mahlûkları güzel cemalini müşahade etmek / bizzat görmek için, aynalar tarzında yaratmıştır. Çünkü, her cemal / güzellik ve kemal / olgunluk sahibi; kendi cemal ve kemâlini görmek ve göstermek ister. Çünkü cemal ve mânevî kemalini iki şekilde görsün ister. Biri, bizzat kendi nazarıyla görsün. Diğeri, gayrın / başkasının gözüyle görsün.

x

Âlem öyle bir saraydır ki: Tavanı gülümseyen yıldızlarla aydınlatılmış gökyüzüdür.

Tabanı ise, doğudan batıya renk renk çiçeklerle süslendirilmiş yeryüzüdür.

O sarayın sahibi, meliki ve sultanı ise, ezel-ebed sultanı olan Mukaddes bir Zât’tır.

Öyle bir Zâttır ki, yedi kat semalar ve arzı ve içlerinde olan herşey; kendilerine mahsus dillerle

O Zâtı kutsayıp tespih ediyor, O’nu anıyorlar.

Hem öyle kudretli bir Meliktir ki, gece ve gündüzü, siyah ve beyaz iki hat gibi,

Birbiri arkası sıra döndürüp; kâinat sayfasında, varlıklardan ayetlerini yazan,

Güneş, ay ve yıldızlar emrinde olan; haşmet ve kudret sahibi Yüce Allah’tır.

x

Küfür, bütün kâinatı hor görmek ve kıymetten düşürmektir.

Bütün sanatla yaratılanların vahdaniyete / Allah’ın birliğine olan şehadetlerini yalanlamaktır.

Mevcudat aynalarında ışıltıları görünen İlahî isimleri çürütmektir.

x

Şerri / kötülüğü yaratmak şer / kötülük değil.

Belki şerri kesb / kazanmak şerdir.

Çünkü, yaratmak ve icad tamamen sonuçlara bakar.

Kesb / kazanç, hususî bir girişim olduğu için,

Hususî neticelere bakar.

Meselâ, yağmurun gelmesinin sayısız neticeleri var.

Hepsi de güzeldir.

Yanlış zamanda yaptıkları işler yüzünden; bazıları yağmurdan zarar görse,

“Yağmurun yağması rahmet değildir” diyemez.

“Yağmurun yaratılması şerdir / kötüdür” diye hükmedemez.

Belki kötü seçimli işin sonucundan ötürü, onun hakkında fena oldu.

Hem ateşin yaratılmasında çok faydalar var.

Bütünü de hayırdır.

Fakat bazılar, yanlış yaptıkları ve hataları sebebiyle ateşten zarar görse,

“Ateşin yaratılması şerdir / kötülüktür” diyemez.

Çünkü, ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış.

Belki o, farkında olmadan, yanlış bir hareket ile, yemeğini pişiren ateşe eli dokundu

Ve bu sebepten ötürü,

O hizmetçisini kendine düşman etmiş oldu.

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img