“Madde rikkat edip inceldikçe,
Maddeden ruha doğru gidildikçe, hayat ve canlılığı artar.
Hayat asıl ve esastır.
Madde ona tâbi olup, ona uyar.
Hem de onunla kaim olup, onunla ayakta durur,
Onunla var olmaya devam eder.
Bir mikroskobik mikroorganizmanın beş duyusuyla,
İnsanın havâss ve duygularını karşılaştırırsan görürsün ki:
İnsan ondan ne derece büyükse,
Havâss ve duyguları o derece onunkinden aşağıdır.
O mikroorganizma işitir kardeşinin sesini, hem de görür rızkını.
Eğer insan kadar büyüse, duyguları;
Şaşırtıcı ve hayret verici bir şekil alır.
Hayatı ışık saçar.
Görmesi de şimşek gibi bir hâl alarak, göksel bir nur olur.
İnsan, ölü cansız yığınlardan oluşmuş, bir hayat sahibi değil.
Belki de milyarlarla canlı hücrelerden meydana gelmiş;
Hayatdar / canlı bir insanî hücredir.”
x
“En bedbaht, sıkıntılı ve muztarip;
İşsiz olan adamdır.
Çünkü, tembellik ve hareketsizlik;
Vücut için yokluk, hayat için ölüm demektir.
Çalışmak ise,
Vücudun hayatı, hem de hayatın uyanıklığıdır.”
x
“Her musibet, sıkıntı ve felâkette bir nimet yönü vardır.
Ey musibete uğrayan!
Musibetin içinde bir nimet saklıdır.
Dikkat et de onu gör!
Nasıl ki, her şeyde bir sıcaklık derecesi var.
Her musibette de nimet mertebeleri vardır.
Küçükteki nimetin, daha büyüğünü düşün.
Dereceyi görerek, Allah’a şükret.
Yoksa, musibeti; büyütmek ve şişirmekten ürkersin!
‘Of, of!’ ile üflersen, o da aksine şişer.
Şişer de dehşetlenir; büyür ve ürkütür.
Eğer bir de merak etsen, bir iken ikileşir.
Kalpte olan misali, döner hakikat olur.
Hakikatten ders alır, sonra döner, başlar kalbini tokatlamaya.”
x
“Zaman olur ki, nimetin yokluğu nimettir.
Hafıza, insanı mutlu eden bir nimettir.
Fakat ahlâksız bir adamda, musibet zamanında,
Unutkanlık ona tercih edilir.
Unutkanlık da bir nimettir.
Yalnız, her günün elem ve acılarını çektirir.
Birikmiş elem ve acıları unutturur.”


