“Aynı güneşi gören seyyareler (gezegenler), kendi yapılarına göre ışığı yansıtırlar.”
x
“İnsan, emanet-i kübrayı (en büyük emaneti) taşıması (Allah’ı bilmesi ve bilmesinin gereğini yapması ve yerine getirmesi) cihetiyle çok önemlidir.”
x
“Cihad-ı manevî (manevî gayret ve savaş) metodu (usûlü) müsbet (olumlu) hareket (etmek)tir.”
x
“Bir hizmet ekolünün, ‘Hak yalnız benim mesleğimdir (benim yolumdur).’ Veyahut ‘Güzel (yalnız) benim meşrebimdir.’ demediği sürece, mesleğini ve meşrebini ‘hak’ yahut ‘daha güzel’ görmesi meşrudur ve sırr – ı ihlâsa (ihlâs sırrına) aykırı değildir.”
x
“Hayr – ı kesîr (çok hayır) için, şerr – i kalîl (azıcık şer) kabul edilir.”
x
“Maddî bedenimizin hergün maddî gıdalara ihtiyacı varsa,…manevî zînetimiz olan akıl, kalp, ruh ve lâtifelerimizin de, Kur’ân dersleri(ne)…ihtiyacı vardır.”
x
“Kur’ân; akılların nûru, kalblerin mürebbîsi (terbiye edicisi), rûhların âb – ı hayâtıdır.”
x
“Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku. Yoksa hayvan ve câmid (cansız) hükmünde insan olmak ihtimali var.”
x
“İnsan, bu kâinata taallümle (öğrenmekle) tekemmül etmek (kemâle ermek) için gönderilmiştir.”
x
“Allah’ın ilk emri de ‘Oku!’ değil mi? ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku!’…(Fakat) okumak çok yönlü olmalı. İnsanları, çiçekleri, böcekleri, hayvanları ve bitkileri tefekkürî şeklinde (düşünerek) okumak olmalı. Tekrar tekrar, başa dönerek tekrar ederek okumak olmalı. Çünkü tekrarda te’kîd (kuvvetlendirme) vardır. Kuvvet ve enerji vardır. (Çünkü) ‘Tuğla tuğla üstüne koymak, tekrar değil tesistir.’ ”
x
“Tecellî – i esmâ (İlahî isimlerin görüntüsü) olan kitab – ı kâinat (Kâinat kitabı) satırları altında saklı olan hadisâtın (olayların, aslında) perdeli hakikatlerini okumak (gerekir).”
x
“Oku, oku, her gün oku…Okumak bir şeydir, ama her şey; o bir şeyden çıkıyor.
Bütün tehlike, okuyamamaktan çıkıyor.
Okuyamamaktan kork.”
x
“Kendi nefsi (kendisi) için okur, istifade eder. Nefsimi ıslah için okumalıyım…
Az da olsa, devamlı okumak…
(Zira) her şey, her mes’ele okumakla halledilir.”
x
“Asırlardır duygu düellosu ve sahte akıl temrinleri (alıştırmaları) yüzünden düşünce melekelerimiz güç kaybetmiş, düşünme ve doğruyu bulma kabiliyetimiz maalesef zaafa uğratılmıştır. Bilgi üreticiliği yerine bilgi ezberciliği ve eski zamanların bilgilerini sadece nakletme alışkanlığı, bizi atalete (tembelliğe) sürüklemiştir.
Hatta bu nedenledir ki, İslâm’ın Mefkûre Ağacı’nın bazı dalları yüzyıllar boyu kısır ve meyvesiz kalmıştır.
Vahyin aydınlığında düşünen aklın; tenkit hakkını ve hürriyetini boğmak isteyen ezelî düşmanımız, bağnazlıktır.”


