( Sevenler Öldüğünde Yüreklerindeki Sevda Nereye Gider? )
O sabah da erkenden uyanmış, gece boyunca yağan kar yağışının soğuttuğu evin bir an önce ısınması için sobasını yakmış, yavaş yavaş ısınan mutfağına geçerek biricik sevgilisine kahvaltı hazırlamaya başlamıştı…
50 yıldan beri hep aynı şeyi yapar, özellikle de sevgililer günü geldiğinde kahvaltıyı o hazırlardı. Bugün Şubatın 14’üydü.
Bir an düşündü!
‘’Sevginin, sevgililerin günü olur mu hiç?’’ Diye söylendi.
Tabii ki olmazdı. Seven insan sevdasını günün her saatinde hissetmeli, sevdiğine de göstermeliydi. Seven gönüllerin sevdası zaten sadece bir güne sığmazdı…
Ne çabuk geçmişti o sevgi dolu yıllar…
Ne çok birikmişti yaşamlarına anlam katan anılar.
Göz göze geldikleri, el ele tutuştukları ilk günü hatırladı. Derin bir iç geçirdi. Ve sonrasında acısıyla, sevinciyle yaşanan onca yıl bir anda adeta canlandı.
Sevgiyle dolu yıllar ardı ardına sıralandı…
20’li yaşlarda evlendiklerinde ikisi de çok gençti. Ama onlar her şeyi birlikte büyüyerek yaşamıştı.
Analar, babalar, yakın akrabalar yoktu artık.
Ama yaşamlarına anlam katan iki evlat, iki de torunları vardı.
Ve hala birbirleri için çarpan iki sevgi dolu yürek…
Hayatın en güzel tarafı da bu değil miydi zaten.
Hayatın en güzel tarafı bu idi ama bundan da güzel olanı, tüm bu güzellikleri paylaştığı, ona bunca zaman büyük bir tutkuyla bağlanan eşi, sevdiği gonca gülünün varlığı idi.
El, ele tutuştukları o günden sonra bu eller hiçbir zaman ayrılmamıştı. Zaman onları öylesine büyük güçlüklerle sınamıştı ki! Ama onlar her güçlüğe göğüs germiş, birbirlerine olan sevdalarından asla vazgeçmemişlerdi.
Tüm bunları düşünüp, kimi zamanda kendi kendine konuşurken hazırladığı kahvaltı masasını türlü kahvaltılıklarla donatmış; ocakta kaynayan çaydanlıktan gelen ses, çayın da hazır olduğu haberini vermişti.
Artık her şey hazırdı. Sırada evin hanımının, biricik sevgilisinin masaya gelmesi kalmıştı…
Yavaş, yavaş yatak odasına doğru yürüdü. Oda kapısını usulca açtı. Ve sonrasında:
‘’Kahvaltı hazır Gülüm’’. Diye fısıldadı.
Ancak Gülünden bir cevap alamadı. Çünkü sevdiği kadın odada artık yoktu…
Sevdiği kadın odada yoktu ama 50 yıl aynı yastığını paylaştıkları yatağın başucunda gonca gülünün gülen bir fotoğrafı ile o sonsuz yolculuğa çıkmadan önce ona hitaben yazdığı son sözleri vardı.
‘’Canım sevgilim;
Biliyorum, ben gittikten sonra hayat senin için çok zor geçecek. Çok üzüleceksin. Yalnız gecelerin ağırlığını taşıman kolay olmayacak. Ama lütfen üzülme, korkma. Ardımızda kalan anılar sana güç verecek. Hem evlatların, torunların da seninle…
Senden son bir ricam olacak!
Her 14 Şubat geldiğinde, ben varmışım gibi yine erkenden kalk, kahvaltımızı hazırla. Yine yatağımıza gel beni uyandır. İnan ki, ben her yıl bu anı bekleyecek, yine seninle birlikte olacağım…
Seni hep sevdim. Ömrüm seni sevmekle geçti. Yeniden dünyaya gelsem yine senin sever, yine senin sevgilin olurdum.
Hem sevgimi de yanımda götürmüyor sana bırakıyorum. Seni korusun, kollasın diye…
Hoşça kal aşkım…’’
Bu kısacık mektubu onu kaybettiği iki yıl önce yatağının başucunda bulmuştu.
Her güçlüğe birlikte göğüs germişler, her zorluğu el ele vererek aşmışlar ama o melun hastalığa yenik düşmüşlerdi.
İşte bu sabah, onun beklediği o sabahtı.
Geride daha kaç 14 Şubatı kalmıştı bilemiyordu! Ama o, her 14 Şubatta onun istediğini yapacak; sabah kahvaltısını o varmış gibi hazırlayacaktı…
Yüzlerce defa okuduğu mektubu bir kez daha okudu. Yatak odasının kapısını yavaşça kapattı. Kahvaltı masasına döndüğünde, biricik sevgilisinin, ömrünce sevdiği kadının hayalini, gülen yüzünü karşısında buldu. Her 14 Şubatta o biricik gülünün söylediği cümleleri hatırladı: ‘’Günaydın aşkım. Bak sevgim seninle, yanı başında duruyor. Haydi, gel artık çayını soğutma…’’ Yavaşça masaya oturdu. Gözlerini kapadı. Hayat artık onun için sadece anılar yumağından ibaretti…
Yaşanmış bir hayat hikâyesini anlattığım bu yazımdaki asıl soru şu:
‘’ Sevenler öldüğünde yüreklerindeki sevda nereye gider? ‘’
Cevabınızı en azından bu 14 Şubat günü sevdiğinize mutlaka söyleyin. Onu ne kadar çok sevdiğinizi defalarca tekrarlayın. Siz gittiğinizde dahi yüreğinizdeki sevdanın onun yanında olacağını onun gözlerinin içine bakarak bir kez daha, bir kez daha söyleyin.
Çünkü o gittikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, anılar yumağında ona seslenseniz de, hayalini yanı başınızda hissetseniz de, onun yeri ise asla dolmuyor…


