Yunus’ta Varlık Felsefesi (6)

47

O sevgisini, güzelliklere düşkün zevkinin bakışını; daha yüksek, daha kudsî ve binler defa daha şirin güzellik basamaklarının definelerine çevirmişti. Çünkü o, güzel eserlerden İlahî fiillerin güzelliğine geçer, ondan isimlerin güzelliğine, ondan sıfatın güzelliğine, ondan da Allah’ın zatının benzersiz güzelliğine karşı kalbinde yol açardı.

İşte sevgisini bu şekilde göstermiş, hem lezzet almış, hem ibadet etmiş, hem de tefekkürde bulunmuştur. Aksi olsaydı, gâfiller gibi sevmiş: Sıkıntılı, ezici, boğucu, yokluğa mahkûm, sonuçsuz bir muhabbet içinde boğulmuş olacaktı.

“Yunus, sadece kendi nefsi için yaşayan adam değildir. Sırf kendi vazifesini yapmakla yetinmez ve topluma yaşadığı inancın mesajını da vermek ister.

“O, bir bezirgândır, tüccardır ve satılık çok malı vardır, onları alana satacaktır:

“Bezirgânım metaım çok, alana satmağa geldim.” (A.g.e. s.138) der ve yine:

“Bu dünyanın misali

Benzer bir değirmene

Gaflet anın sepeti

Halk anda üğüne”

Ve:

“Benim bunda kararım yok

Ben bundan gitmeye geldim”

diyerek insanları “En Büyük Yarın”a hazırlanmaya ve oraya yönelmeye çağırır. Hakikaten böyle değil midir?

“Sınıfta bulunuş yarınlar için. Trene biniş, başka yere gitmek için. Tarlada çalışmamız, kış için. İşte bulunuş, evde rahat etmek için. Diploma, yarınki iş hayatı için. Uyku, yarın zinde olmak için. Demek çalışmalar, hep yarınlar için. Yarınlar da, daha büyük yarınlar içindir. En büyük yarın ise Ahirettir. Çünkü insan, bir öncekinde, hep bir sonraki için bulunur. O hâlde biz burada, o büyük yarın için bulunuyoruz.

“Tohum toprakta, toprak üstüne çıkmak için vardır. Toprak altı, tohumun bugünü ise, yeryüzü onun yarınıdır. İnsan da bir tohum gibidir. Dünya onun bugünü, Ahiret ise yarınıdır. Öyleyse insan, yarın için yaratılmıştır.

“Vasıtaya, bir yere gitmemek için mi bineriz? Sokağa, yürümemek için mi çıkarız? Elbette hareket bir yere varmak içindir.

“İşte, feza gemisi hükmünde olan dünyada bulunuşumuz da, ebedî yarın olan Ahiret yurduna ulaşmak içindir. Demek ki, dünyamız da, Kıyamet yarınında durmak için gidiyor.” (Öğr. Gör. Muhsin Bozkurt, En Büyük Yarın, Zaman 12 Mayıs 1991)

Yunus’un vatanı Cennet’tir:

“Vatan bize Cennetdürür

Yoldaşımız Hakk’dürür

Hakk’tan yana yönelicek

Başka yollar dardur bize.”

(Konur Ertop, Yunus’a Farklı Yaklaşımlar, Varlık, Temmuz 1991, Sayı: 1006, s.6)

Vatanından ayrı kalmıştır Yunus:

“Ben Yunus-ı bîçareyim,

Dost elinden âvâreyim.

Baştan ayağa yareyim.

Gel gör beni aşk neyledi.”

der ve kimsenin sıla hasreti çekmesini istemez.

 

 

Önceki İçerikSen Yürürsen
Sonraki İçerikNe yapalım da bir daha tekrarlanmasın
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.