“Yavru Vatan” Kuşatması

49

İstanbul Üniversitesi Merkez Bina’nın çok yakınında bir Esnaf
Hastanemiz vardı. Derse gidip gelirken sürekli önünden geçerdim. Şimdi
yenilendi ve ihtiyaçlara daha çok cevap verir hale geldi. Ancak, bu
tarihi Hastanemizin ismi “Business Esnaf Hospital” oldu. Hastanenin
hemen yanında “Tauri Cafe” diye bir yer açıldı. Bu ismin ne anlama
geldiğini merak ettim. Gerekli açıklamayı da özenle yerleştirmişler.

Roma İmparatoru Teodosius zamanında Beyazıt Meydanı’nın ismi “Form
Tauri” Meydanıymış. Demek ki, Roma’yı yaşatabilmek için şimdilik bir
kahveye, ileri de fırsat bulurlarsa Beyazıt Meydanı’na bu isim
verilecek. Süleymaniye ve İMÇ yıkılıp turizme açılınca kimbilir daha ne
yabancılaşma örnekleriyle karşılaşacağız. İsim değişikliği bu
Hastanenin yenilenmesinde ve tekrar hizmete açılmasında maddi yardım
yapanların bir tercihi olsa gerek. Öğrendiğimize göre, İTO’nun da
katkıları olmuş. Böyle giderse Suriçi’nde tezgahlanan oyun daha net
görülebilecek. Demek ki İstanbul; 2010 Avrupa Kültür Başkenti olurken
bu değişim ve dönüştürmelere de uğrayacak.

* * *

AB Parlamentosunda Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan
bölücü ve ırkçı teröristlerin misafir edildiği ve konuşturulduğu
görülüyor. İspanya’da terör örgütü ETA’ya siyasi, ekonomik ve sosyal
yardım sağlayan 46 kişiye toplam 527 yıl hapis cezası veriliyor.
Aralarında yayını yasaklanan bir gazetenin de yönetmeni var. Terör
örgütü ile mücadelede İspanya’ya her türlü desteği verenler, Fransa
topraklarında askeri harekât yapmasına göz yumanlar, söz konusu Türkiye
olunca yön değiştiriyorlar. İspanya’da terör örgütünü desteklemeyen
Avrupalılar bizdekine terör örgütü bile diyemiyorlar. Gerektiğinde
terör örgütünü destekleyen siyasilerle ve belediye başkanlarıyla destek
toplantıları düzenleyen adeta sömürge müfettişi gibi ortada dolaşanlara
bizde ise, hoşgörüyle bakılıyor. Yabancı büyükelçiler iktidara direktif
veriyor.

AB’deki sözde demokrat çevreler kendi insan hakları ihlallerini
görmezlikten gelerek hep Türkiye’yi hedef alıyorlar. Bizdeki
işbirlikçiler ise, Avrupa’daki insan hakları ihlallerini ağızlarına
bile alamıyorlar.

Aslında hep terör örgütü isimlendiriliyor. Acaba gerçek terör
Gabar’da, Kandil’de mi, yoksa, Ankara’nın göbeğinde mi? Asıl terör,
milliği reddeden mahallilikle yetinen, milli kimlik ve milliyetini
basit bir etnik grup gibi gören, bunu demokratikleşme zanneden ilkel
kafadadır. Bunlar, terör örgütünden daha tehlikeli olan Türksüz,
Atatürksüz, milliyetsiz ve milli kimliksiz Anayasa taslakları
hazırlatanlardır.

Bir de sözde “yavru vatan” hikayeleri ortaya atılıyor. Kukla sözde
bir Kürdistan kurdurmak isteyenler, Kerkük’ü buna bağlayarak petrolün
kontrolünü sağlamak peşindedirler. Bunun yanında petrolün açık
denizlere indirilebilmesi için Türkiye ve Yumurtalık Limanı kullanılmak
isteniyor. Eski bir tuzak yine gündemdedir. Buna göre, bu kukla devlet
Türkiye’ye eklenmelidir. Onlara göre, yavru vatanın gerçekleşebilmesi
için Türkiye’nin federal bir ufalanmaya gitmesi ve bu kukla devletle
konfederasyon kurdurulması planlanmaktadır. Bu sözde yavru vatan, İran
ve Arap Dünyasına karşı Türkiye tarafından koruma altına
alınabilecektir. Hem Türkiye’nin, hem İran ve Arapların aleyhine olan
böyle bir gelişme Türkiye’yi Irak’ın toprak bütünlüğünü bozan, işgalci
bir konuma sokacaktır. Aslında ABD’nin hedefi Türkiye’yi başta Ortadoğu
olmak üzere, sorunların içine çekmek ve kuşatmaktır.

Bu tezgahı hazırlayanlar Irak’ın kuzeyi için sık sık “savaşmayın,
ticaret yapın, yatırım yapın” telkinlerinde bulunuyorlar. Böyle bir
süreçte Türkiye gibi stratejik bir müttefik için fedakârlık yapılmaz
mı? PKK’nın ne önemi var? Zaten görevini yerine getirdi ve onun
sırtından Kürtçülüğü kullananlar siyasallaştırıldı, palazlandırıldı.
Artık PKK tasfiye edilebilir.

İran bölgede şimdilik dost; ama ABD ile uzlaştığı ve Batı yanlıları
iktidara getirildiğinde veya nükleer bir bölge gücü olduğunda
Türkiye’ye rakip de olabilir. Ancak bu ülkenin petrol satışlarında
doları reddetmesi, bütçemiz dahil her yerde doların konuşulduğu,
yabancı ülke vatandaşlarının bakan yapıldığı ülkemizde, bazılarına çok
anlamlı bir derstir. Keşke biraz siyasi masalların etkisiyle iyimser
olabilseydik.

Önceki İçerik“Hazan Mevsiminde Bağdat”
Sonraki İçerikTerör ve AB
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)