Yanlış Anlaşılma

47

Bütün canlılar ses/söz veya davranışlarıyla kendilerini ifade ederler. Buna insanlarda dâhildir.
Dikkatli bir insan evinde saksı içindeki bir çiçeğin davranışını gözleyerek onun içinde bulunduğu durumu belirleyebilir. Bu çiçek yerini sevmişse, toprağında kendine yeterli su ve besini bulmuşsa daha güzel çiçek veya yaprak açarak hal lisanı ile kendisini ifade eder.            Eğer evimizde bir saksıda çiçek yetiştiriyorsak onu anlamaya çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunu yetişkin bir insan için söylemek mümkün değildir. Zira; Allah (C.C.) insanı anlaşılması için değil, anlaması için yaratmıştır. Bu vasıf insanoğluna bahşedilmiş büyük hazinedir.  

Sözler önemlidir, fakat bunun kadar davranışlarda önemlidir. Sözcükler kullanılmasa da her toplumda bazı hareketlere özel anlamlar yüklendirilmiştir. Böylece hareketlerde önem kazanmaktadır. 

Bilge kişinin birine, tuvalette sakız çiğnemenin şer’an bir hükmü var mıdır?  Diye sormuşlar. Bu münasebetsiz soru karşısında bilge kişi; “tuvalette sakız çiğnemenin hiçbir mahzurunun olmadığını, ancak tuvaletten çıktığında kendisini bu halde görenlerin onu yanlış anlayacağını” söylemiştir.

Bence insanın duygu, düşünce, söz ve davranışlarının başkaları tarafından farklı algılanıp, hakkında yanlış hüküm verilmesi kadar, insanı inciten ve onu rahatsız eden bir durum tasavvur edilemez. Aynı zamanda yanlış anlaşılma insanın haksızlığa maruz kalmasıdır.                                           

Haksızlıkta Dinimize göre kul hakkındandır. Yanlış anlaşılma ile kul hakkı arasındaki çizgi çok ince olup, kişi yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermemelidir. Yani kendi kusuruyla, kendini yanlış ifade etmemelidir.    

İnsanın akıl ve zekâsının kuvveti onun sözlerinde gizlidir. Akıl ve zekâ yününden güçlü olanların ortak özellikleri belagat sahibi olmalarıdır.

Belagat bir konuyu bütün yönleriyle kavrayarak, yanlış anlamaya yer bırakmadan tam ve doğru anlatabilme sanatıdır. Yanlış anlaşılmanın sebebi yanlış ifade tarzındandır. Yanlış anlaşılma net olmayan söz ve davranışlarımızın bir sonucudur, O halde kendimizi doğru ifade etmeliyiz. 

Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız; özellikle siyaset adamlarının bu gün söylediğini, öteki gün, kendi kendilerini tekzip edip,”yanlış anlaşıldıklarından” bahisle bu mazerete sarılmaları kadar komik bir durum düşünememekteyim. Açık konuşan, bir insan neden yanlış anlaşılsın. Affınıza sığınarak ifade etmek isterim ki argoda “kıvırma payı” dedikleri kelime, bu gün söylediğini, yarın değiştirmek için kullanılan bir kavramdır. Bu tür insanlar için  “taklacı kuş” tabiri de kullanılmaktadır.           

Taklacı kuşların hazzetmediğim bu özelliğinin nedeni, karşısındaki insanların zekâları ile alay etmiş olmalarıdır.

En ummadığın keşfeder esrar-i derunun 
Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın.

Merhum Ziya Paşa bu terkibi bendinde “taklacı kuşları” ne güzel dile getirmiş.                              

İnsan ya açıkça anlaşılır konuşmalı veya sukut altındır diyip susmalı.                                             

Yanlış anlaşıldım kıvırmasına sığınıp, taklacı kuş olmamalı. Kişinin konuşma tarz ve hareketleri kişinin iç dünyasının ve karakterinin aynasıdır. Bu nedenle atalarımız “uslub u beyan ayniyla insan” boşuna demişler 

Sağlıkla kalın.