19.8 C
Kocaeli
Pazar, Nisan 26, 2026
Ana SayfaAkademikYanılmanın Yolları

Yanılmanın Yolları

Her yazı yazmaya oturduğumda tekrarladığım bir merasim var. Aklımda bir konu vardır ama klavyeyi tıkırdatmaya başlamadan önce yazılar klasörümü açıp içini tararım; acaba aklımdakini daha önce yazmış mıyım? Bu kolayca hatırlanacak bir bilgi değil. Şimdi baktım, klasörde 1200 küsur dosya var. Eğer aklımdakine benzer yazılar bulursam ya konuyu yahut konuya bakış açımı değiştiririm. Kendi kendimi tekrarlamam hoş olmaz, değil mi?

Bu tekrarlama endişemi bir seferinde dostum Prof. Dr. Kenan Gürsoy Beyefendi’ye açmıştım. Beni epey bir rahatlattı. “Felsefe öğretirken tekrar şarttır.” dedi, “Tek söyleyişte hiçbir felsefe konusu tam oturmaz, anlaşılmaz.” Gürsoy hoca haklıdır ama ben burada felsefe öğretmiyorum. Yazdıklarım da onun akademik irtifasında değil. En iyisi ben yine, tekrar var mı diye yazılar klasörünü kontrole ve titizlenmeye devam edeyim.

Sonsuz hata sınırlı sebep

Bu titizleniş ve tarayış sırasında şunu fark ettim. Birçok eleştiri yazımda tenkit ettiğim düşünce veya davranışın temel sebebi aynıydı. Yani kusurlar çeşitliydi ama kusurların sebepleri üç aşağı beş yukarı birbirine yakındı veya tıpatıp aynıydı. Hataların sonsuz çeşidi varama sebep sayısı kısıtlı. Sebep-sonuç zincirinin sonuç ucunda dış dünya var. Hatalarımızın çeşitliliğini dış dünya sağlıyor. Ama sebep bizsek bizim hatalı düşüncelerimiz insanlığımızla sınırlı.

O sınırlı birkaç hata yapma yolunu yazayım istedim. Tenkitlerimde daha önce de bilerek veya bilmeyerek onlardan bahsetmişimdir. Bundan sonraki hatalarında da insanlar sonsuz yaratıcı davranmayacak, aynı yollarla hata yapacaklardır.

Haydi, yanılmanın yolları diye başlayayım. Hepsini sayamasam da hiç olmazsa belli başlı yolları… Hepsini derinlemesine incelemeye ne yerim ne de sizin sabrınız elverir. Kısaca dokunup geçeceğim.

Kök sebepler

Birincisi, bir sonucun tek sebebi vardır sanmak. Sonra da sebep o değil öbürü diye kavgaya tutuşmak. Hâlbuki sebep hem o hem de ötekidir. Ve daha daha diğerleridir. Ve bu sebeplerin her birinin de sebepleri vardır. Sebep sonuç, bir çizgi değil bir çalı gibidir. “Sebep-sonuç, sebep-sonuç” başlıklı iki yazı yazmışım ve birinde İşikava diyagramı denilen o çalıyı da vermişim.

İkincisi, birincinin yakın akrabası siyah-beyaz düşüncesi. Bir şey ya siyahtır ya beyaz. Gri tonlar yoktur. İnsanlar ya iyidir ya kötü. İyilerin her şeyi mükemmeldir, kötülerin iyileşme ihtimali sıfırdır. Bir iş ya zaferle ya hezimetle biter. Hani diyet yapıyorsanız, bir şekerleme yedinizse diyeti tamamen terk etmeniz gerekir. İş bitmiştir, hezimet kesindir.

Termometreye hohlamak

Her sonucun sadece ve sadece tek sebebi olur hatasından daha vahimi olabilir mi? Olur ya. Einstein’ın dediği gibi dehanın sınırı vardır ama aptallığın yoktur. Üçüncü hata, tek sebep yanlışından da kötüsü, hiç sebep düşünmemek, sırf sonuçlarla uğraşmaktır. Pahalılığın sebebi, pahalı etiket koyan esnaftır deyip onların peşine düşmek gibi. Enflasyon verileriyle oynayarak enflasyonla mücadele etmek gibi. Termometreye hohlarsanız oda ısınır sanmak derecesinde bir yanılgıdır bu. Bundan da kötüsü var: Termometreyi saklamak, insanların odaya termometre getirmelerini yasaklamaktır. Daha da köklü tedbir; termometre, sıcaklık, soğuk, üşüdük kelimelerini yasaklamak ve bunları telaffuz edenleri içeri atmaktır.

Dördüncü hata, üçüncünün evladıdır. Stephen Covey’in Beşinci Disiplin eserindeki tasnifinde yanlış çeyrekte oturmak. Covey, işleri iki eksende değerlendirir: Acil-acil olmayan ekseni ve önemli-önemsiz ekseni. Bu çift sınıflandırma sonunda işler dörde ayrılıyor. Acil ve önemli, acil ve önemsiz; acil olmayan ve önemli ve nihayet, acil olmayan önemsiz. Covey’e göre acil ve önemlileri mecburi yaparız. Sonra çok sayıdaki acil ve önemsizlerde takılıp kalırız. Asıl hata şudur ki acil olmayan önemsizlere bir türlü sıra gelmez. Onlardan söz edenlere, “Şimdi sırası mı baksana şu ve şu ve şu acil iş dururken!” cevabını veririz. Sonra o bir türlü sıra gelmeyen işler büyür, dallanır, budaklanır ve kalıcı, aşılmaz, yapısal ve bünyeye ait endemik engeller olarak önümüze set çeker.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img