17.7 C
Kocaeli
Çarşamba, Nisan 29, 2026
Ana SayfaGüncelVali Bey’den İbretlik Ders

Vali Bey’den İbretlik Ders

Bir vali. Şehrin en kudretlisi… Polis, jandarma emrinde. Maiyetinde yüzlerce memur… Sırtını devletin gücüne dayamış, verdiği hiçbir emre itiraz yok.

Şan, şeref, itibar dorukta… Özel hizmetçileri ve korumaları etrafında pervane… Şehirde uçan kuştan haberi oluyor.

Gün geliyor, emrindeki polisler koluna girip onu ifade vermesi için karakola götürüyor. İsminin yazıldığı sokak tabelası sökülüyor. Saray yavrusu malikaneden alınıp karakol hücresinde beklemeye alınıyor. Şeref, itibar yerle bir. Sayın Valim ifadesinden bir harf dahi kalmamış. O, oğlunun isminin cinayete karıştığı dönem Tunceli valisiymiş… Adı, Tuncay S.

“Düşmez kalkmaz, bir Allah.” denir. “Her kemalin bir zevali, yani her çıkışın bir inişi vardır.” denir. Demek ki sık tekrarlanan bir hakikat bu. Keşke insanoğlu hep zirvede kalabilse, nefsinin kölesi olmak yerine adaletin mihmandarı olabilse…

Bir vali. Oğlu, belki de katil. Vali Baba, oğluyla ilgili her türlü delili karartıyor, adaletin tecellisini önlüyor. Aradan altı yıl geçiyor. Güneş balçıkla sıvanmıyor, hiçbir günahın, yalanın gizli kalmayacağı yasası işliyor. Valinin imtihanı burada başlıyor.

Bu sahne sadece bir kişinin, makamın hikayesi değil, insanın imtihanıdır. Ve her çağda tekrar eden bir hakikatin bugünkü tezahürüdür: Güç, emanettir; akıbet ise hesaptır.

Tarih bu sahnelerin benzerleriyle doludur. Neron, Roma’yı yönetirken kendini tanrısal bir gücün sahibi gibi görmüş, fakat sonunda kendi halkının nefretiyle yalnızlığa sürüklenmişti. Napolyon Bonapart, Avrupa’yı titreten bir liderken, hayatının sonunu bir adada sürgünle tamamladı. Gücün zirvesinden, düşüşün dibine… Aradaki mesafe sadece zaman değil, insanın kendi nefsidir. Adaletten yoksun güç, zehirdir.

Harun Reşid’in mezar taşında: “dünün güçlü sultanı, bugün toprağın altındasın.” cümlesinin yazıldığı rivayet edilir. İsminin yazıldığı tabelanın yerle bir edilmesinin, toprağın altında olmaktan farkı ne? Ölüm, daha onurlu bir tercihtir. Bu örnekler, aynı hakikati haykırıyor: Makam kalıcı değil, güç mutlak değil, hesap kaçınılmaz.

Bir de şu kibre bakın: Vali Bey, polislere “Ben devletin valisiyim, siz benim ifademi alamazsınız.” diyor. “Bir vali cinayet işleyen kişilerin ortaya çıkmasını engelleyebilir mi, bunun için delilleri gizleyebilir mi? Makamdan aldığı gücü, gerçekleri karartmak için kullanabilir mi?” diye sormak lazım. Cinayet ve tecavüz suçlusu, oğlun da olsa…

Selçuklu’nun büyük veziri Nizamülmülk, Siyasetname adlı eserinde valilere şöyle seslenir: “Zulüm ile abad olanın akıbeti berbad olur.” Vali Sonel olayında, bir genç kızın akıbetini kararttığı iddia edilenlerin bugün kendi geleceklerinin kararması, bu kadim uyarının tecellisidir.

Hiçbir tabela, bir yetimin veya mazlumun ahından daha sağlam çakılmamıştır. Olay hem trajik hem ibretlik.

Ayrıca o caddeye şehit bir öğretmenin isminin verilmesi, toplumsal hafızanın kime yer açacağını ve kimi kusup atacağını gösteren muazzam bir adalet örneğidir. 

İbretlik olan sadece valinin hapse girmesi değildir; asıl ibret, “Ben devletim, bana bir şey olmaz” diyen anlayışın, bizzat devletin adaleti tarafından tasfiye edilmesidir. Tabelalar iner, valiler gider; fakat sarsılmayan tek şey adalettir.

“Bir günün adaleti, yetmiş yıllık ibadetten daha hayırlıdır.” buyurmuş Peygamber’imiz. Tersini düşündüğümüzde “Bir günlük zulüm veya adaleti karartma girişimi, bir ömürlük hizmeti silip süpürür.” diyebiliriz. Valinin polis kolunda karakola girmesi, o “demir elin” aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir.

Her birimiz bir makam veya yetki sahibiyiz. Makam, ateşten gömlek. Kullandığın veya kullanmadığın her yetkinin mutlak bir hesabı olacak. Yüzleşmek, ağır bir imtihan.

Dünya ve ahiret sınavına bir de buradan bakmak lazım.

Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img