Türkler’de Vatan Anlayışı ve Vatana Duyulan Sevgi ve Özlem

30

       Vatan, atalarımızdan
miras kalan bir y3adigar, şehitlerin kanıyla kazanılmış, tarihi ve kültürel
zenginlikleri sinesinde saklayan, sınırları belirlenmiş, varlığımız,
memleketimiz, benliğimiz, kısaca her şeyimiz olan kutsal topraklardır.  Bu konuda Mithat Cemal Kuntay şunları
söylüyor: “ Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen
varsa vatandır.” Vatanın bizler için önemi, ne ifade ettiği kelimelerle
anlatılamayacak kadar büyüktür. Vatan, her şeyden önce bir vazgeçilmezdir. “
Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş.” Vatan, hürriyet, istiklal
ve bağımsızlıktır. Garip gurabaya sığınak olan bir yer, aynı zamanda Ahmet
Mithat’ın dediği gibi bir milletin evidir. 
Vatan, Samsun, Sivas, Amasya, Erzurum’dur. Vatan, Çanakkale, Kocatepe,
Dumlupınar, Sakarya, Malazgirt, Ankara’dır. Taşıyla, toprağıyla, dağıyla,
ovasıyla, deniziyle, gölüyle, yaylasıyla, obasıyla, kışlasıyla, hülasa bütün
Türkiye’dir.

       Konumu
itibarıyla, Dünya’nın en güzel yerinde olan Türkiye üzerinde emperyalist
devletler tarafından oynanan oyun ve tertiplenen tezgâhlar henüz bitmemiş ve
bitmesi de mümkün görünmüyor. Kimisi Boğazlarımıza, kimisi topraklarımıza göz
dikmiş.  Onun için, Türk Milli Eğitim
müfredatlarında, televizyon programlarında, gazete sayfalarında, yapılacak filmlerde,
videolarda, v.s. yerlerde vatanın ne anlama geldiğini, vatan sevgisini ve vatan
anlayışını sürekli olarak gündemde tutarak ve özellikle genç nesillerin
beyinlerine nakşetmek durumundayız.

       Ülkemizde vatan
için canını ve kanını hiç çekinmeden veren aziz şehitler;  yüzünü, gözünü, ayağını, kolunu kaybeden
gaziler vardır. Her zaman aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize şükran
duyguları içinde bağlı kalarak saygı gösterilmelidir. Şahin Beyler, Nene
Hatunlar, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar gibi pek çok erkek ve kadın kahraman,
acaba ne için düşmanla savaşarak ve mücadele ederek toprağın kara bağrına şehit
düştüler. Elbette, üzerinde yaşadıkları vatanı kutsal bildikleri için canlarını
hiç bir karşılık beklemeden severek verdiler. Vatan bayraktır, şereftir,
namustur. Bu kutsal değerler için savaşarak, mücadele ederek şehit olanlar da
elbette birer vatan kahramanıdır.

       Bir zamanlar,
Orta Asya Türklerin Ana Yurduydu. Tarihte en büyük düşmanlarımızdan biri olan
Çinliler, Asya Hun Devleti ile savaşmak için başta toprak olmak üzere çeşitli
bahaneler ve istekler ileri sürmüşler, buna karşılık Mete Han “ Benden eğerimi
isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat
vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem “ diyerek
Çinlilere yolu göstermiş, daha sonra Kurultay toplanarak savaş kararı alınmış
ve düşman yerle bir edilerek mevcut tehlike ortadan kaldırılmıştır. Asya Hun
Devleti’nde de vatanın kutsiyeti vardı. Vatan onlar için her şeydi. Vatan
anlayışı,  diğer Türk Devletleri’nde de
kutsiyetini korumuştur.

       Her toprak
parçasına vatan olarak bakamayız. Toprak üzerinde yaşanan, mücadele edilen bir
yer olunca kutsallaşır, anlam kazanır ve vazgeçilmez olur. Bir yerin veya coğrafyanın
vatan olabilmesi için o yer üzerinde belirli kültür ve medeniyetlerin doğmuş ve
yaşamış olması gerekir. Türkiye üzerinde de irili ufaklı Türk Devletleri ve
başka devletler kurulmuş ve yaşamıştır. Örnek verecek olursak; Hititler,
Sümerler, Etiler birer Türk devletiydi. Prof. Dr. Erol Güngör bu konuda şunları
söylüyor: “ Nerede bir evliya mezarı varsa orası bir Türk Toprağıdır.”
Savaşların yaşandığı, kültür ve medeniyetlerin doğup büyüdüğü topraklar,
kutsiyet kazandıkları için her zaman vatan olmuştur. Türklerde vatan
anlayışının tarihi dinamikleri; 
Anadolu’nun Türkleşmesi ve vatan olması sürecinde bütün unsurlarıyla
görmek mümkündür. Anadolu’nun tarihi ve kültürel gelişimi oldukça eskiye
dayanır.

       Vatana duyulan
özlem ve sevgiye gelecek olursak;  bu
özlem ve sevgi o kadar büyük ve o kadar yücedir ki; bu duyguyu, vatan
toprakları içinde cereyan eden veya meydana gelen bir takım tabiat ve sosyal
olaylarda da görmek mümkündür. Bu açıdan vatana duyulan sevgi ve özlemi; kimi
zaman rüzgârda savrulan bir yaprakta, kopan bir fırtınada, , havada süzülen bir
kuşun çığlığında, ormanın derinliklerinde kükreyen bir aslanda, gökyüzünde
yağmura, kara ve tipiye dönüşen bir bulutta, ufukta doğan bir güneşte, gümüş
dereden akan suda, dağ başını bürümüş bir dumanda, hasret çekenlerin
duygusunda, kimi zaman da dalgalanmak için rüzgar bekleyen bir bayrakta,
umutların yeşerdiği ve yaralı gönüllerin tedavi edildiği bir yerde, bir kadının
şehit olan kocası için döktüğü gözyaşında, kimi zaman da vadide açan bir
zambakta, hasret ve duygu dolu bir kervanda, gökyüzündeki galaksilerden
yansıyan ışıklarda, çırpınan engin bir denizde ve çağlayan bir şelalede
görebiliriz.

       Vatan sevgisi
üzerine söylenen sözlere bakacak olursak; Bu konuda Süleyman Nazif şunları söylüyor:
“ Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak, neler yapmış bu millet, en
yakın tarihe bir sor bak.” Bu Vatan Kimin şiirinde de Orhan Şaik Gökyay şöyle
söylüyor: “ Bu vatan toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca, onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir…” Mustafa Kemal
Atatürk de diyor ki: “ Vatan sevgisi, ruhları kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır.”  Bu konudaki söylemleri çoğaltabiliriz.   Ziya Gökalp’e göre ise: “ Vatan ne
Türkiye’dir Türklere ne Türkistan, Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN.”

       Makalemizi şu
güzel sözlerle tamamlayalım. Vatan Şairi Namık Kemal şöyle sesleniyor: “ Vatanın
bağrına düşman dayamış hançerini; Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini.”
Buna, Mustafa Kemal Atatürk şöyle cevap veriyor: “ Vatanın bağrına düşman
dayasın hançerini; Bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini.”