Türkler ’de Vatan Anlayışı, Vatana Duyulan Sevgi, Özlem ve Vatanseverlik

65

       Vatan, atalarımızdan yadigâr kalan,  şehitlerin kanıyla kazanılmış, tarihi ve kültürel mirasımız olan kutsal topraklardır.  Bu konuda Mithat Cemal Kuntay şunları söylüyor: “ Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Vatanın bizler için önemi, ne ifade ettiği kelimelerle anlatılamayacak kadar büyüktür. Vatan, her şeyden önce bir vazgeçilmezdir. “ Bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş.” Vatan hürriyet, istiklal ve bağımsızlıktır. Garip gurebaya sığınak olan bir yer, aynı zamanda Ahmet Mithat’ın dediği gibi bir milletin evidir.  Vatan Samsun, Sivas, Amasya, Erzurum’dur. Vatan Çanakkale, Kocatepe, Dumlupınar, Sakarya, Malazgirt, Ankara’dır. Taşıyla, toprağıyla, dağıyla, ovasıyla, deniziyle, gölüyle, yaylasıyla, obasıyla, kışlasıyla, hülasa bütün Türkiye’dir.

       Vatansever ve vatanseverlik terimlerine göz atacak olursak; mensup olduğu milletini büyük bir tutku ile seven ve bu uğurda her türlü fedakârlıkta bulunan, kendi çıkarlarını önemsemeyen ve vatanının iyiliği için mücadele eden kişiye vatansever denir. Vatanseverlik ise; kişinin ülkesine veya milletine duyduğu sevgi ve güvendir. Başka bir ifadeyle, vatanını sevme ve vatanı için her türlü özveride bulunma duygusudur. Vatanseverlik konusunda Edward Martin şöyle diyor: “ Vatanseverlik, şehitlerin alnında parlayan meşale gibidir.” Vatanseverlik sevgi, saygı, dürüstlük, mertlik, fedkârlık ile ayakta duran ve yükselen bir değerdir. İnsanların kendi vatanlarını sevmesi, onun geleceği için katkıda bulunması, milli birlik ve beraberliği koruması çok önemli bir davranıştır. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda Türk Milleti’nin gösterdiği büyük mücadele bir vatanseverlik örneğidir. Vatanseverlik konusunda Mustafa Kemal Atatürk’ün 12 Ocak 1914 tarihinde Fransızca olarak yazdığı mektubun Türkçeye çevrilmiş şeklinde şunlar yazıyor:  “ Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminiyle değil.  Ben bu ihtirasların gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza etmekten geri kalmayacağım.”

       Konumu itibarıyla, Dünya’nın en güzel yerinde olan Türkiye üzerinde emperyalist devletler tarafından oynanan oyun ve tertiplenen tezgâhlar henüz bitmemiş ve bitmesi de mümkün görünmüyor. Kimi Boğazlarımıza, kimisi topraklarımıza göz dikmiş.  Onun için, Türk Milli Eğitim müfredatlarında, televizyon programlarında, gazete sayfalarında, yapılacak filmlerde, videolarda, v.s. yerlerde vatanın ne anlama geldiğini, vatan sevgisini ve vatan anlayışını sürekli olarak gündemde tutarak ve özellikle genç nesillerin beyinlerine nakşetmek durumundayız.

       Ülkemizde vatan için canını ve kanını hiç çekinmeden veren aziz şehitler;  yüzünü, gözünü, ayağını, kolunu kaybeden kahraman gaziler vardır. Her zaman aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize şükran duygularıyla saygı göstermeliyiz. Bugün içinde yaşadığımız vatanımız var diyebiliyorsak, bunu aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz.  Şahin Beyler, Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Şerife Bacılar gibi pek çok erkek ve kadın kahraman, acaba ne için düşmanla savaşarak ve mücadele ederek toprağın kara bağrına şehit düştüler. Elbette, üzerinde yaşadıkları vatanı kutsal bildikleri için canlarını hiç bir karşılık beklemeden severek verdiler. Vatan bayraktır, şereftir, namustur. Bu kutsal değerler için savaşarak, mücadele ederek şehit olanlar da elbette birer vatan kahramanıdır.

       Bir zamanlar, Orta Asya Türklerin Ana Yurduydu. Tarihte en büyük düşmanlarımızdan biri olan Çinliler, Asya Hun Devleti ile savaşmak için başta toprak olmak üzere çeşitli bahaneler ve istekler ileri sürmüşler, buna karşılık Mete HanBenden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat benden hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem “ diyerek Çinlilere yolu göstermiş, daha sonra Kurultay toplanarak savaş kararı alınmış ve düşman yerle bir edilerek mevcut tehlike ortadan kaldırılmıştır. Asya Hun Devleti’nde de vatanın kutsiyeti vardı. Vatan onlar için her şeydi. Vatan anlayışı,  diğer Türk Devletleri’nde de kutsiyetini korumuştur.

       Her toprak parçasına vatan olarak bakamayız. Toprak üzerinde yaşanan, mücadele edilen bir yer olunca kutsallaşır, anlam kazanır ve vazgeçilmez olur. Bir yerin veya coğrafyanın vatan olabilmesi için o yer üzerinde belirli kültür ve medeniyetlerin doğmuş ve yaşamış olması gerekir. Türkiye üzerinde de irili ufaklı Türk Devletleri ve başka devletler kurulmuş ve yaşamıştır. Örnek verecek olursak; Hititler, Sümerler, Etiler birer Türk devletiydi. Prof. Dr. Erol Güngör bu konuda şunları söylüyor: “ Nerede bir evliya mezarı varsa orası bir Türk Toprağıdır.” Savaşların yaşandığı, kültür ve medeniyetlerin doğup büyüdüğü topraklar, kutsiyet kazandıkları için her zaman vatan olmuştur. Türklerde vatan anlayışının tarihi dinamikleri;  Anadolu’nun Türkleşmesi ve vatan olması sürecinde bütün unsurlarıyla görmek mümkündür. Anadolu’nun tarihi ve kültürel gelişimi oldukça eskiye dayanır.

       Vatana duyulan özlem ve sevgiye gelecek olursak;  bu özlem ve sevgi o kadar büyük ve o kadar yücedir ki; bu duyguyu, vatan toprakları içinde cereyan eden veya meydana gelen bir takım tabiat ve sosyal olaylarda da görmek mümkündür. Bu açıdan vatana duyulan sevgi ve özlemi; kimi zaman rüzgârda savrulan bir yaprakta, kopan bir fırtınada, havada süzülen bir kuşun çığlığında, ormanın derinliklerinde kükreyen bir aslanda, gökyüzünde yağmura, kara ve tipiye dönüşen bir bulutta, ufukta doğan bir güneşte, gümüş dereden akan suda, dağ başını bürümüş bir dumanda, hasret çekenlerin duygusunda, kimi zaman da dalgalanmak için rüzgar bekleyen bir bayrakta, umutların yeşerdiği ve yaralı gönüllerin tedavi edildiği bir yerde, bir kadının şehit olan kocası için döktüğü gözyaşında, kimi zaman da vadide açan bir zambakta, hasret ve duygu dolu bir kervanda, gökyüzündeki galaksilerden yansıyan ışıklarda, çırpınan engin bir denizde ve çağlayan bir şelalede görebiliriz.

       Vatan sevgisi üzerine söylenen sözlere bakacak olursak; Bu konuda Süleyman Nazif şunları söylüyor: “ Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak, neler yapmış bu millet, en yakın tarihe bir sor bak.” Bu Vatan Kimin şiirinde de Orhan Şaik Gökyay şöyle söylüyor: “ Bu vatan toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca, onun uğrunda, kendini tarihe verenlerindir…”  Mustafa Kemal Atatürk de diyor ki: “ Vatan sevgisi, ruhları kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır.”  Bu konudaki söylemleri çoğaltabiliriz.   Ziya Gökalp’e göre ise: “ Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan, Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: TURAN.”  Bu konuda vatan şairimiz Namık Kemal’de şunları söylüyor:  “ İnsan vatanını sever; çünkü hürriyeti, rahatı, hakkı ve menfaati vatan sayesinde kâimdir.”  Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’da vatan hususunda şunları söylüyor:   “Sana bir şiir yazsam adı < Vatan > olurdu.” Türk edebiyatının önemli isimlerinden Ömer Seyfettin’in sözleri aynı zamanda vatanseverlik duygusunu yansıtır. “ Vatan sevgisi insanlık sevgisinden doğar “ sözüyle,  vatan sevgisinin sadece kendi topraklarını sevmekle sınırlı olmadığını belirtmektedir.

       Makalemizi şu güzel sözlerle tamamlayalım. Vatan şairimiz Namık Kemal şöyle sesleniyor: “ Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini; Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini.” Buna, Mustafa Kemal Atatürk şöyle cevap veriyor: “ Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini; Bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini.”