Türkçe Sevdalısı İlâhiyatçı Prof. Dr. MAHMET MAKSUDOĞLU ile Türkçe’nin Problemleri Hakkında Konuştuk.

138

Oğuz Çetinoğlu: Matematik kitabı Türkçe kitabına: ‘Ne çok probleminiz var?’ demiş. Şüphesiz
Türkçemiz mâsumdur. Söz konusu problemleri kim veya kimler çıkarıyor?
Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu: Dille oynayanlar çıkarıyor. Dille oynanmaz; oynanılmamalıdır.
Fransız Devriminde (1789) ayların adı, birçok şey değiştirildi, Fransız Akademisi’ne dokunulmadı,
deniliyor. Stalin, Mao, devrimler yaptılar, dile dokunmadılar, deniliyor.
Problem, imlâ konusu, hepsi dille oynanmış olmaktan kaynaklanıyor. Böyle ‘imâl edilmiş’ olanlar,
diploma hâmili oldukları için kendilerini ‘aydın’ zannedenler, yanlış temel üzerindeki bu konuda
uğraşıp duruyorlar.
Çetinoğlu: 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla kurulan Türk Dil Kurumu hangi
hedeflere ulaşmak için çalışmalarına başladı? Bu konuda 91 yıl içerisinde vazifesini lâyıkıyla
yapabildi mi?
Prof. Maksudoğlu: Tanzîmâttan beri gelen zemîn yanlış. İlk düğme yanlış iliklendi. Bize ‘çok iyi,
atılım’ diye okutulan, öğretilen Tanzîmât’a bakıyorsunuz: en ümitsiz, en zayıf ânımızda, Devletin
ikiye bölünmesi veya başa Kavalalı hânedânının geçmesi şıklarından birinin hayâta geçmesi
durumunda, baş emperyalist; sömürdüğü, hükmü altına aldığı topraklarda güneş batmayan
İngiltere’nin, mason sadrâzam Mustafa Reşid Paşa’ya dikte ettiği konuların, o paşa tarafından yeni
padişah olmuş 16 yaşındaki toy Abdülmecid’i gizli oturumlarla ikna ederek ilân ettirdiği ‘Gülhâne
Hatt-ı Hümâyûnu’! Bir yıl önceki Baltalimanı anlaşmasıyla Osmanlı ülkesini İngiliz’e açık Pazar
yapan maddeler de garantiye alınmış!
1839 da yanlış iliklenen ilk düğmeyi anlayınca, sonraki olayları değerlendirmenin anlamsızlığı
meydandadır.
Çetinoğlu: Türk Dil Kurumu aldığı bir kararla; Dünya, Güneş ve Ay kelimeleri astronomi terimi
olarak kullanılıyorsa özel isim olduğunu, büyük harfle başlaması gerektiğini, deyim içerisinde
veya mecâzî mânâda kullanılıyorsa cins isim olduğu için küçük harfle yazılacağını açıkladı.
Ancak astroloji terimi olarak kullanılan kelimenin ek alması hâlinde Dünyanın, Güneşten ve
Aya kelimelerinin üstten virgülle ayrılmasına gerek olmadığını belirtti. Özel isim olduğu için
Ahmet’in şeklinde yazılırken neden Dünyanın şeklinde yazılacağının mâkul bir izahı bulunabilir
mi?
Prof. Maksudoğlu: Haklısınız; bildikleri gibi oynuyorlar.
Kendi imlâmı kullanıyorum; çünkü oradakilerin, dilimi benden daha iyi bildiklerini sanmıyorum.
Çetinoğlu: Türk Dil Kurumu; ‘Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ sözünü; ‘Egemenlik
Koşulsuz Olarak Ulusundur’ şeklinde değiştirilmesine göz yumdu. Günün birinde ‘Türkiye
Büyük Millet Meclisi’ ismini her bir kelime için gerekçeler uydurarak ‘Anadolu Büyük Ulus
Kamutayı’ şeklinde değiştirilmeyeceğinden yana endişeniz var mı?
Prof. Maksudoğlu: O maskaralıklara cevap yetişmez ki! Abesle iştigal.
-Şart koşmak’tan: koş-ul; gayrı meşru.
-Egemenlik: ‘hegemonya’ gâvurcasından bozma.
-Ulus: Türkçe zannettikleri Mongolca.
-Ulusal: komik kare de değil, komik küp veya komik üstü 10.

Çetinoğlu: Türkçede mevcut her üç kelimeden biri 1930’lardan beri resmî metinlerden
çıkarılmış, halk dilinde de kullanılmaz hâle getirilmiş, bunların yerine batı dillerinden kelimeler
alınmış veya Türk Dilbilgisi kaidelerine aykırı olarak kelimeler uydurulmuştur. Bu çalışmalar
‘ihânet’ten başka kelime ile ifâde edilebilir mi? Ve bu ihânetin nerede duracağı ve ne kadar
büyük felâketlere sebebiyet vereceği bilinir mi?
Ahmet Kabaklı merhum; ‘Dinde, ahlâkta, mûsıkîde, kültürde ve onun aslî unsuru olan dilde
devrim olmaz’ diyordu. Bu hakîkatı, kelinenin iki mânâsı itibâriyle de batıcı (hem körü körüne
batı taraftarı hem de diken gibi batıcı) kafalara yerleştirebilmenin çârelerini bulmak
mecbûriyetindeyiz. Siz çârelerini düşünmüş ve bulmuşsunuzdur. Lütfeder misiniz?
Prof. Maksudoğlu: Ahmet Kabaklı merhûm doğru söylüyor. Çâre, İslâmla aramızdaki mesâfeyi
kapatmaktır. Gerçek Müslüman olursak, ‘Lâ ilâhe İllallah’ı gerçekten, anlayarak, gönülden
söylersek, zâten adam gibi adam oluruz.
Estağfirullah: bu, benim bulduğum bir şey değildir; târih gösteriyor:
İslâm’la yükseldik, Yeryüzünün en Büyük Devleti olduk. İçimizdeki İslâm pörsüdü, içten çürüdük,
İslâm’dan uzaklaştıkça şaşkınlar sürüsü hâline geldik, kimi taklîd edeceğimizi şaşırdık.
Son birkaç yılda kendimize gelmeğe başladık; dünyâ hop oturdu, hop kalktı, kurdukları dengeler
bozuluyor diye ödleri kopuyor, önlemleri, çeşitli yollarla, şekillerle alıyorlar.
Olaylar öyle gelişti ki; Türkiye ve Türklük, yalnız Türklerin ve Müslümanların değil, Yeryüzündeki
haksızlığa uğramış, mazlûm, çâresiz, hayattan ümidini kesmiş duruma gelmiş olan bütün
toplulukların ümitle baktığı duruma gelmiştir.
Bize düşen, kendimizi düzeltmemiz, târihin yüklediği göreve hazırlıksız yakalanmamaktır.

Prof. Dr. MEHMET MAKSUDOĞLU
Akademisyen, İlahiyat Profesörü, Dekan, Araştırmacı yazar. Eskişehir’de Kırım kökenli bir âile içinde
1939 yılında doğdu. İnkılâp İlkokulunu (1950), Eskişehir Lisesini (1956) ve Ankara Üniversitesi İlâhiyat
Fakültesini (1960) bitirdi.
İzmir İmam-Hatîp Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak Arapça, Farsça, İngilizce ve Hadîs öğretti.
Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde İslâm Târihi Asistanı oldu (Temmuz 1961).
Tunus’ta (1961-63) doktora tezi ile ilgili malzeme topladı, dilbilgisini bildiği Arapça’nın pratiğini yapmak
imkânını buldu. Dördüncü sınıfına kabûl edildiği Burgiba Yaşayan Diller Enstitüsü Arapça Bölümü’nü
bitirdi.
Türkiye’ye dönüp İstanbul, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde belge inceledi, 1966 yılı Mart ayında ‘ Tunus’ta
Osmanlı Hâkimiyeti’ konulu doktorasını verdi.
İngiltere’de, University of Cambridge’de Faculty of Oriental Studies’de (1967-70), Türkçe öğretti,
orientalistlerin nasıl yetiştirildiklerini gördü.
Türkiye’ye dönüp Diyânet İşleri Başkanlığına bağlı olarak İzmit, Ankara ve İstanbul’da vâizlik yaptı,
askerlik görevini Yedek Subay olarak yaparken bir askerî okulda Târih ve İngilizce öğretti (1970-73).
İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nde öğretim üyeliği yaptı (1973-82), İslâm Târihi ve Arapça öğretti.
Askerlikte öğrendiği ‘dili, hep bir ağızdan tekrarlama’ metodunu, yazdığı Arapça kitaplarında uyguladı.
Marmara Üniversitesi’nde 1983 yılında Yardımcı Doçent, 1986 da Doçent ve 1995 yılında Profesör oldu.
İzinli olarak gittiği Malezyadaki International Islamic Universty’de 4 yıl (1991-95) Târih ve Medeniyet
Bölümü başkanlığı yaptı, Osmanlı Târihi öğretti. Orada iken yazdığı Osmanlı History adı geçen üniversite

tarafından bastırılıp (1999) textbook olarak kullanıldı.
Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde bir yıl daha öğretim üyeliği yaptıktan sonra Eskişehir
Osmangazi Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi kurucu dekanı olarak Eskişehir’e gitti. 28 Şubat 1997 olayı
gölgesinde YÖK tarafından öğrenci verilmeyen fakülteye Türk Dünyâsından (Kırgızistan, Kazakistan,
Türkmenistan, Âzerbaycan, Kırım, Tataristan’dan 5’er erkek) öğrenci getirilmesi, bu öğrencilerin
Eskişehir’de tatarca olarak eğitilmesini isteyen 4,5 sayfalık rapor-dilekçesini, akla gelebilecek bütün
yetkili makamlara resmî yazı olarak gönderdi. Böylece, misyonerlerin ve mahzurlu görülen İslâmî
görüşleri temsîl edenlerin faaliyetlerine karşı, Türk Dünyâsında İslâm’ın, Türkiyedeki gibi anlaşılması
yolunda sağlam adım atılmış olacaktı.
2004-2005 öğretim yılında izinli olarak gittiği Kazakistan’ın Türkistan Beldesindeki Hoca Ahmed Yesevî
Milletlerarası Türk-Kazak Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. 2006 yılında yaş haddi sebebiyle emekli
oldu. Hollanda Rotterdam Milletlerarası İslâm Üniversitesinde bir dönem öğretim üyeliği yaptı.
Kitap hâlinde yayınlanmış eserleri:
Hz. Muhammed Aleyhisselam (2010), Osmanlı History and Institutions 3 (2011), Uygulamalı Arapça
(Mustafa Seçkin ile (2012), Arabic in English – Student’s Book (2013), Arapçayı Öğreten Kitap (2013),
Arapça Uygulamalar Kitabı – Dile Hâkim Olmak İçin Alıştırmalar (Mustafa Seçkin ile, 2014), Herkes İçin
Arapça – 1 (2017), Arapça Dilbilgisi (2017), Açıklamalı Kolay Arapça – (Cemal Muhtar ile (2019), Herkes
İçin Arapça – 2 (2019), Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın Hayatı (2019), Kendi Kendine Pratik Arapça
Konuşma Kılavuzu 3 (2019), Analitik Osmanlı Târihi (2020), Osmanlı’dan Günümüze Değişme Mâceramız
(2020), Arapça-Türkçe Öğretici Sözlük 3 (2021), Hatırladıklarım (2021), Osmanlı Devrinde Tunus
(2021), Kırım Türkleri (2021), Herkes İçin Arapça – 3 (2021), Herkes İçin Arapça – 4 (2021), Osmanlı
Târihi 1289-1922 (2021), Arapçayı Öğreten Kitap 3 (2021), Arapça Okuma Kitabı 3 (tsz).

Önceki İçerikDEMOKRASİYİ TERÖRE YENİK DÜŞÜRMEK…
Sonraki İçerikKUR’AN ÇOCUKLARA NE DİYOR?
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.