Trump’ın Koltuğu Bırakmamasını Neden Önemsiyoruz?

35

ABD’de, 6 Ocak Kongre
binasının işgali
olayı ABD demokrasisi için kara bir leke olarak tarihe
geçti. Bu “başkaldırı” veya “örgütlü kitle kalkışmasınınazmettiricisi
olarak Başkan Trump sorumlu tutuluyor.

Çünkü olaylar Başkan
Trump’ın, binlerce taraftarını -Kongre’ye baskı için- Başkent Washington’a
çağırıp bir miting düzenlemesiyle başladı. Beyaz Saray önünde yapılan mitingde
Trump “seçimlerde usulsüzlük yapıldığı” iddialarını tekrarladı. “Yenilgiyi asla
kabul etmeyeceğiz” dedi.

Konuşmayı dinleyen
öfkeli kalabalıklar Kongre’yi bastı. Çıkan arbedede 5 kişi öldü. Washington’da
sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Yeni seçilen Başkan
Biden
görevi 20 Ocak’ta devralacak. Fakat Trump’ın 20 Ocak beklenmeden görevden
azledilmesi
ve siyasi hayatını bitirecek şekilde cezalandırılması için
Kongrede çalışmalar yapılıyor.

Türkiye bu
hadiseden nasıl ders çıkarabilir?
İnsanlarımız bu olayları izlerken hangi
duygu ve düşüncelerle yorumluyorlar? Biz şimdilik bunlara bakalım.

******************************

ABD’yi Kuvvetler Ayrılığı
Kurtardı

ABD’de seçmenlerin
yüzde 70’i beyaz ve beyazların yüzde 58’i Trump’a oy veriyor. Trump
seçmenlerinin çoğu
beyaz ırkın üstünlüğüne inanan, devletin bütün
kurumlarını beyazların yönetmesi gerektiğini savunan insanlar.

6 Ocak olaylarını
yaratanları,
tipleri, kıyafetleri, vandal tavırları ve taşıdıkları
silahları
ile birlikte gözümüzün önüne getirelim. İşte bu “Redneck”
denilen
“taşralı, cahil, yoksul, beyaz Amerikalılar” Trump’ın seçmen
kitlesinin omurgasını teşkil ediyor.

“Bunlar cahil
olmakla beraber özgüvenleri yüksek ve kendilerini ülkenin sahibi
olarak gören bir kitle. Dahası kendilerini “vatansever”, kendilerinden
olmayanları “vatan haini” olarak görüyor.”

Bu tür fanatik,
cahil taraftarlar ve her ülkede görülebilir. Böyle fanatik taraftarlara
sahip bir başkan çok tehlikeli olabilir.

Üstelik bu başkan
(Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın ifadesiyle), “Bir Popülist- Faşist- Irkçı-
Dinci- Şarlatan- Aşırı Sağcı- Kafatasçı politikacı olan Trump”
gibi birisi
ise daha da tehlikeli olabilirdi.

Tehlikeli olamadı.
Çünkü ABD’de bunların demokratik sisteme zarar vermesini engelleyecek
mekanizmalar
vardı.

ABD’de “kuvvetler
ayrılığı”
mutlak bir şekilde geçerlidir. Yasama ve yargı güçleri ile
kurumlar harekete geçti, tehlike savuşturuldu.

Amerika’da Yüksek
Mahkeme
, Kasım 2019’da bir kararında, “Başkanlar Kral değildir” demişti.
Olaylardan sonra konuşan yeni seçilmiş Başkan Biden da benzeri sözler
söyledi: “Bizim demokrasimizde Başkanlar Kral değildir. Başkan kesinlikle
kanunların üzerinde değildir.”

****

Sadece yargı değil,
ABD’de basın/medya da iktidardan bağımsızdır.

Eski bir yazımda
da anlattığım gibi, Trump The New York Times, The Washington Post
ve CNN gibi ABD’nin köklü medya kuruluşları ile hiç iyi geçinemedi.
Trump bu medyada çıkan haberleri, “sahte, iğrenç haberler” ve bu
haberleri yazan gazetecileri ise “korkunç insanlar” olarak
nitelendiriyordu.

Buna karşılık mesela Washington Post gazetesi Trump’ın
görev süresi boyunca günde ortalama 7,6
 yanlış bilgi verdiğini yazmıştı.

Trump basın kuruluşlarını “yalan haber” yapmak
ve “demokrasiye zarar vermekle” suçlamaya ve
gazetecileri “Amerikan halkının düşmanları” olarak
hedef göstermeye devam etti.

ABD’de yandaş medyada çalışanların bile bir
“gazetecilik ahlakı”
olduğu görülüyor. Trump bir basın toplantısı için
muhalif gazeteleri dışlayarak kendisine yakın gazetecileri çağırdığında, davete
ABD’de hiçbir gazeteci katılmamıştı.

ABD’de bağımsız medya ve devlet içindeki
mekanizmalar
 çok güçlü idi. Trump bütün sıra dışı ve devlet
geleneklerine aykırı davranışlarının karşısında bu kurumların sessiz
direnişi
 ile karşılaşıyordu.

Son olaylardan sonra, halkın hala yüzde 45’inin desteğine
sahip görünse de, Trump yalnız kaldı. Twitter ve Facebook bile Başkan’ın
hesaplarını kapattı.

**************************

Türkiye’de Olabilir
mi?

ABD’de yaşanan
olaylara benzer bir durum Türkiye’de olabilir mi? Olursa devletin yasama ve
yargı güçleri ile “dördüncü kuvvet” medya nasıl bir pozisyon alır?

Türkiye’de, ABD
ekseninde yapılan tartışmalarda, şuuraltımıza yer eden bu sorunun cevabının arandığını
veya bu cevaba göre değerlendirme yapıldığını görüyoruz.

Türkiye’de de “AKP İstanbul’u
kaybederse İsrail kazanmış olacak” gibi safsata sözlere bile inanan fanatikler
var.
Seçimler yapıldığında, daha akşam saatlerinde Anadolu Ajansı’ndan
gelen ilk verilerle coşup, “Ak Parti kazandı” diye silahlı kutlamalar yapanlar
var.
Cumhurbaşkanını “ümmetin lideri”, “halife” gibi gören kesin
inançlılar var.

Bunlara göre,
“Erdoğan dünyanın tasfiye etmek istediği adamdır.”

Türkiye’de de silahlandırılmış
fanatik gruplardan
bahsediliyor, korku salınıyor.

Mesela AKP Gençlik
Kolları eski genel başkanı İsmail Karaosmanoğlu “
bir mangayı
donatacak kadar silah ve mühimmatım var. Benim gibi de yüzbinler var.
Bir daha
‘başka şekilde’ iktidar değiştirmeye niyetlenen olursa deneyeceğimiz çok
fantezi var haberiniz olsun”
 diye paylaşım yapmıştı.

****

Muhalif kanatta ise bir “öğrenilmiş
çaresizlik”
cümlesi zihinlere kazınmıştı.

“AKP seçim kaybetmezdi.” Çünkü “AKP devlet
gücünü hoyratça ve acımasızca kullanıyordu. İnsanları hürriyetleri,
servetleri veya şereflerini kaybetme korkusuyla sindiriyordu.” En büyük
başarısızlıkları bile büyük başarı olarak gösterebilen “yandaş medyası”
vardı.

“Bunlar asla seçimle yenilmez, yenilseler de
gitmez”
 kanaati yaygın bir hale gelmişti.

Fanatik
militanların yaratacağı kaosa karşı en önemli panzehir olan “kuvvetler
ayrılığı”
Türkiye için hayli uzaklarda kaldı. Bağımsız bir yargımız ve
tarafsız bir medyamız neredeyse yok.

Bütün bu gerçeklerimize rağmen ümitsiz
değiliz.

Çünkü 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerinden sonra
öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi büyük ölçüde kırıldı.
Millet İttifakının
Belediye Başkanları ülke nüfusunun yarıdan fazlasının yaşadığı ve
ekonomik açıdan GSYİH’nın dörtte üçünü oluşturan illeri yönetmeye
başladı. 

AKP İstanbul Belediye seçimlerinde Trump gibi
davranmıştı. Seçimi hiç delilsiz ve vicdanlara sığmaz gerekçelerle “oylarımız
çalındı” diyerek iptal ettirmişti.
Ancak AKP’nin seçimin tekrarında açık
farkla yenilmesi ve koltuğu devretmesi demokrasimize olan inancı güçlendirdi.

Demokrasimizin fevkalade hallerde korunabilmesi
için “kuvvetler ayrılığı” hala çok önemlidir. Ülkemizin bir “beka
sorunu”
yaşamaması için hukukun üstünlüğü için çalışan yargı ile bağımsız
ve tarafsız medya
tesis edilmesi olmazsa olmaz şarttır.

Önceki İçerikİneği Tanımak
Sonraki İçerikÖlümün Utandığı An
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.