Terör ve “Daha Fazla Demokrasi” Yanlışı

51

Aydınlar Ocağı olarak her Ramazan ayında Allah’ın rahmetine kavuşmuş değerli üyelerimizi, hocalarımızı, arkadaş ve ağabeylerimizi saygı ve rahmetle anıyor ve mevlit okutturuyoruz.Türk kültürüne büyük eserler vermiş, unutulmayacak izler bırakmış böyle değerli insanları anmak, hatırlamak ve hatırlatmak hem insani, hem de milli ve dini bir görevdir.

Aydınlar Ocağı bir sivil toplum kuruluşu olarak milli endişe ve sorumluluğunu hissederek yeni anayasa teklifleri ile ilgili görüşlerini bir kitapçıkta toplamıştı. Bu kitapçık epey dağıtıldı. Ayrıca Ocağın internet sayfasında da yer almaktadır. Bu çalışmamızı TBMM Uzlaşma Komisyonunda da takdim etmiş ve tartışmıştık. Ortadoğu’da olup bitenleri gördükçe; Türkiye’ye neden bir anayasa hazırlattırılmak istendiği daha rahat anlaşılmaktadır. Devamlı belirttiğimiz gibi, ülke ihtiyaçlarından doğan değişikliklere gidilmiyor.

Tam tersine bazıları nasıl bir Türkiye görmek istiyorlarsa; ona göre Türkiye şekillendirilmek isteniyor. Kısaca Türkiye tanınmaz hale getirilmeye çalışılıyor. Milli ve üniter devlet budanmak isteniyor. Milli kimliğimiz olan Türklük anayasadan çıkarılıyor. Milli egemenlik birileri ile paylaştırılarak, Türkiye adeta bir çorbaya dönüştürülüyor. Bu bakımdan, yeni anayasanın arka planını çözmek; ülkenin önüne kurulan tuzakları fark etmektir.

Hazırladığımız çalışmada şu paragraf sürekli geçerli olacaktır:

“Suriye, Irak, Türkiye, İran’dan belirli parçalar alınarak ABD kontrolünde ve onun karakolu olabilecek federe bir Kürt devleti kurulmaya çalışılmaktadır. Bugüne kadar seslendirilen ister BOP, ister diğer uluslararası projeler olsun, amaç Ortadoğu’da sınırların ve ülkelerin küresel gücün çıkarlarına göre şekillendirilmesidir. “

Buna rağmen,Türkiye’nin Ortadoğu’da uyguladığı herkesi bize düşman yapan ve çatıştırıcı politikalar, ülke çıkarları ile terstir. Ne gariptir ki,Ortadoğu’da tek dostumuz terörün hamisi Barzani kalmıştır. Suriye ve diğer alanlarda uygulanan politika yarın bize de uygulanacak oyunları örtemez. Bu politika düşmanları sevindirmiştir. Adeta kendi ayağımıza kurşun sıkar duruma sokulduk. ABD’nin taşeronluğuna soyunmak, ne Bölgeye istikrar, ne de Türkiye’ye itibar kazandırmıştır. Türkiye güvenilemez bir ülke konumuna sokulmuştur.

Terörle süren mücadele Oslo ve benzeri müzakere süreçleri ile yıpratılmış, sözde müttefikimizin önemli kurumlar üzerinde uyguladığı operasyonlar terörle mücadeleye darbe vurmuştur. Türkiye’nin terörle mücadelesinin ana hedefi Irak’ın kuzeyindeki siyasi oluşumdu. Bu oluşum bugün Suriye’nin kuzeyindeki koridoru da kullanarak güç kazanmış, Türkiye’deki terör olaylarını yaygınlaştırmış, Arap baharına benzer bir Kürt baharı şekline dönüştürülmeye çalışılmıştır.

Açılım üzerine açılım yapanlar terörle mücadeleyi sekteye uğratmışlardır. Bu açılımların demokratik hak ve hürriyetlerin kullanılmasına yaramadığı, ülkenin milli birlik ve bütünlüğünü hedef aldığı göz ardı edilmiştir. Ülkeyi yönetenler terörle mücadele etmek için daha fazla demokrasi verirsek işin düzeleceğini zannetmişlerdir. Bu büyük yanılgıdır. Örgütün ne demokrasi talebi vardır ne de Ramazan ayıyla ilgilidir.

Geçmişte bir dönem çekiç gücün Irak’ın kuzeyine yerleştirilmesi ile Türkiye’nin terörle mücadelesi engellenmeye çalışıldı. Dost ve müttefik kabul ettiğimiz ülkeler ya terör örgütünü doğrudan, ya da dolaylı desteklediler. Mühimmat, araç ve gereci paramızla bile bize satmadılar. İnsansız uçuş yapan uçakların verilmemesi ve oyalanmamız son örneklerdendir. Bir ara üçlü bir koordinasyon heyeti kuruldu. Türkiye, Amerika ve Barzani tarafı buna dahil edildi. Türkiye oyalandı. Buna dayanamayan bir emekli paşamız görevden ayrıldı.

ABD ile istihbarat paylaşımı da aslında içler acısıdır. Ortadoğu’da çıkarları sizinle yer yer çatışan bir ülke size istihbarat vermez; ama sizi yanıltır. Suriye’nin düşürdüğünü iddia ettiği ancak teknolojik bir sistem kilitlenmesi ile Akdeniz’e düşen keşif uçağımızın sistemlerini acaba kimler kitlemiştir? Türkiye’yi Suriye’nin üzerine saldırtmak ve tahrik etmek için bu olaydan faydalanılmıştır.

Türkiye, Türkiye olacaksa Ankara’dan yönetilmeli, onun bunun güdümüne sokulmamalıdır.

Önceki İçerikYorum yok- Dindarlar da zengin olur
Sonraki İçerikBölünmek Kaderde Var mı?
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)