Tek Kitap, Tek Hitap

45

     Kur’an;
basîretleri yani gönül gözlerini açan nûr, gerçeğe ileten delil ve kanıt.

     Kur’an; Allah’ın
Tevrat ve İncil’inde bile yer aldığı, gerçek sözleri.

     Korunanlar için,
mübarek, çok faydalı bir öğüt.

     Hüküm ve hikmet
sahibi, her şeyi bilen Allah katından bir mesaj.

     Kur’an; lüzumlu ve
gerekli her şeyi hatırlatıcı bir kitap.

     Vukuuunda /
olmasında, asla kuşku bulunmayan toplanma gününe karşı uyarıcı bir kitap.

     Hikmetli / gaye,
maksat ve amaç güden hedefler gösterir.

     Hz. Musa’dan sonra
indirilen, öncekini doğrulayan, gerçeğe ve doğru yola götürücü bir hitap.

     Zorlayıcı olmayan,
“La ikrahe fi’d-din.” diyen, kutsal bir kitap.

     “Likavmin
ya’lemun.” Bilen bir kavim, bilinçlenmek isteyen bir halk içindir.

     Düşünenler için,
misal ve örnekler anlatılan, değerli ve öğüt alınacak bir eser.

     Kur’an; dünya ve
ahiret dertlerini giderici ve rûhu huzura kavuşturucu şifalar içerir.

     İyi işler yapan
mü’minlere / inananlara; büyük bir ecir / sevap ve ücret müjdeler.

     Kur’an’da, ibret
verici kıssaların en güzeli anlatılır.

     Göğüslerde olan
sıkıntılara şifa verici, inananlara yol gösterici ilâhî bir rahmettir.

     Kur’an; hak /
doğru ile bâtılı / yanlışı ayırdedici bir söz.

     Kur’an; şerefli
bir kitap, en büyük bir haber.

     Allah’ın emri /
buyruğu, üstün hikmeti, apaçık, yol gösterici, eşsiz bir kitap.

     Kur’an; gönüllere
can veren, bir söz, bir nûr.

     Gökteki
yıldızların çöl yolcularına yol göstermesi gibi,

     Kelâmın yıldızı
olan Kur’an âyetleri de, hayat yolcusu olan insanlara öyle yol yordam gösterir.

     Kur’an; kopmayan
sağlam bir kulp, yani “Hablullah” / Allah’ın ipidir.

    

     Tek kitap, tek
hitap olan bu Kur’an;

     Okunması gerek,
her yerde her ân.

 

     Çünkü tartışmaya
her şeyden daha çok düşkün olan insanı; ikna ve ilzam edecek tek kaynak.

 

     Allah, sözün en
güzelini (Kur’an âyetlerini güzellikte) birbirine benzer, mesanî (ikişerli) bir
Kitap halinde indirdi.

     Rablerinden
korkanların, ondan tüyleri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allahın zikrine
ısınıp yumuşar.

     İşte bu (Kitap)
Allah’ın rehberidir.

     Dilediğini (kul
istediği ve bu yolda Allah’ın gösterdiği yolda hareket ettiği için) bununla
doğru yola iletir.

     Ama Allah kimi de
sapıklığında bırakırsa (kul böyle istediği, Kur’an dışı bir yol izlediği ve
bunda ısrar ettiği için) artık ona yol gösteren olmaz. (Çünkü kendi yolunu
kendisi çizmiş; Allah da, aslında razı olmadığı bu tercihi, hikmeti gereği
yaratmıştır). (Zümer: 23)

 

     Burada (âyette)
geçen “mesânî” kelimesi, “ikişerli” demektir. Buna çok mânâ verilmiştir. Fakat
bize göre bu kelime ile Kur’an’ın her yönden ikili bir sistem takip ettiği
belirtilmektedir. Gerçekten Kur’an’ın ifade üslûbu, karşılıklı zıdlığa dayanır.
Kur’an, olayları hep ikili, karşıtlı olarak anlatır. Gök – yer, cennet –
cehennem, melek – şeytan, emir – yasak…Bunlar birbiri ardından anlatılır. Mü’minlerin
/ inananların hali anlatıldıktan sonra kâfirlerin hali; Allah’ın gökteki kudret
işaretlerinin ardından, yerdeki kudret işaretleri; zamandaki kanıtların
ardından, mekândaki kanıtlar anlatılır. Ve her şey karşıtıyla anlatılınca daha
iyi kavranır. İşte “mesanî” yani karşılıklı olarak ikişerli sözü, bu anlamı
belirtmektedir. Allah’ın vahyi, bu üslûb üzere indirilmiştir.

(Prof. Dr. Süleyman Ateş)

Önceki İçerikAvukat ve Muharrir Hicran Göze Hanımefendi İle Kısa bir Mülâkat
Sonraki İçerikVatan Haini Başkan Yardımcısı
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.