Sütün Beslenmemizdeki Yeri ve Önemi (1)

54

Her yıl 21 Mayıs Dünya Süt Günü 21-27 Mayıs ise Süt haftası olarak kutlanmaktadır. Bu vesile ile sizlere sütün ve mamullerinin öneminden bahsetmek istiyorum.

Süt; Yüksek değerli her zaman her yerde bulunabilen ve organizmanın çok çeşitli besin ihtiyaçlarını uzun sure karşılayabilme yeteneğinde olan gıda maddesidir. Her yeni doğan yavrunun ilk gıdası süttür. İnsanlığın var olması ile başlayan süt ihtiyacı anne sütünden sonra yaşamın devamında da sütün temel gıda maddesi olarak kullanımını zaruri kılmaktadır.

Tarih boyunca insanlığı ilgilendiren en önemli sorunlar arasında beslenme önemini sürekli korumuştur. Yıllardır bu işin üzerinde durulmasına rağmen bugün gerek ülkemiz ve gerekse dış ülkeler kötü beslenen insanlarla doludur.

Toplumlar beslenme konularında yeterince eğitilmedikçe, aşırı beslenme, şişmanlık, kalp vb yaşam süresini kısaltan pek çok hastalık ortaya çıkmakta sağlık açısından problemler meydana gelmektedir. Bu nedenle besin üretimine bilimsel yönden modern teknolojinin bütün imkânları kullanılarak hız verilmelidir.

Ülkemiz Beslenme konusunda henüz şansını yitirmemiştir. Giderek dünyayı etkisi altına alan beslenme problemleri milli bir politika olarak benimsenmeli, gıda maddeleri üretiminde kaliteyi ve miktarı artırıcı önlemler alınmalıdır.

Hayatın sağlıklı devamı, dengeli ve yeterli beslenme ile mümkündür. Dolayısıyla sağlıklı toplum sağlıklı beslenmeden doğar. Sağlıklı bir toplum olabilmek için dengeli beslenmeliyiz.

Bu vesileyle diyorum ki daha sağlıklı olabilmenin nedenlerinden biride süt içmek ve içirmektir. Sütün besin öğelerinden bahsetmek istiyorum.

1-SÜT PROTEİNİ: Proteinin yap taşı aminoasitlerdir. İnsan organizması yağ ve karbonhidratı kendisi bizzat sentezleyebilmesine karşılık belli aminoasitleri gıdalardan mutlaka dışardan alması gerekmektedir. Esansiyel amino asit adı verilen bu maddeleri vucut bizzat kendisi yapamamaktadır. Hayvansal Proteinler, bitkisel proteinlerden daha kıymetlidir. Bundan dolayı günlük protein alımının asgari 1/3 ‘ünün hayvansal kaynaklı olması gerekir. Süt proteininin %95-98 gibi yüksek sindirilebilirlik oranı vardır.

2-KARBONHİDRATLAR(SÜT ŞEKERİ): Süt karbonhidratı süt şekeri olarak’

Ta isimlendirilen laktoz’dur. Nişasta ve şekerli gıdaların fazla miktarda alınmasında şişmanlık tehlikesi bulunmaktadır. Laktoz özellikle bağırsakta hızlı absorbe edilebilir. Şeker cinsleri fazla kalori sağlamaktadırlar. Buna karşılık süt şekeri beslenme fizyolojisi yönünden son derece uygun etkide bulunur. Çünkü vücutta çok yavaş parçalanmakta bağırsağın çalışmasını olumlu yönde etkilemektedir. Yavaş absorbisyon sayesinde laktozun bir kısmı bağırsağın alt bölümlerine geçmekte ve burada faydalı mikroorganizmaların gelişmesine olumlu katkılar yapmaktadır. Diğer müspet özellik laktoz kalsiyum ve magnezyum alımını teşvik etmektedir.      3-SÜT YAĞI: Süt yağı çok uygun kısa orta zincirli yağ asitleri oranının fazlalığı dolayısıyla kolay sindirilmektedir. Esansiyel yağ asitlerinden linoleik asit tereyağında %2,4 oranında bulunmaktadır. Bu yağ asidini vücut kendi yapamadığı için dışardan mutlaka alınması gerekir. 4-MİNERAL MADDELER: Potasyum litrede 1600 mg kadardır genel olarak halkın potasyum ihtiyacının %75’i karşılanabilmektedir. Magnezyum 1 litre süt yaklaşık 120 mg magnezyum ihtiva etmektedir. Magnezyum tüm metabolizma olayları için önemli ve hayati değerdedir. Günlük ihtiyaç 300-500 mg dolayında bulunmaktadır. 1 litre sütle ihtiyacı %40 ı karşılanmaktadır.

5-KALSİYUM VE FOSFOR: Süt ve süt ürünleri beslenmemizde kalsiyum ve fosfor ihtiyacının karşılanmasında önemli bir paya sahiptir.

Kalsiyum büyüme ve gelişme çağındakiler için çok büyük önem taşır. Kemik ve dişlerin yapısına girer. Aynı zamanda kemiklerin ve kasların çalışması kanın pıhtılaşma faktörünün oluşması için gereklidir. Kalsiyumun bu etkinlikleri yaşam için son derece önemli olduğundan besinlerle yeterince kalsiyum alınmazsa kemiklere yeterli kalsiyum yerleşemediği için geri çekilir. Bunun sonucunda kemikler yumuşar. Bu duruma “ostoemalacia ” denir. Çok doğum yapmış yeterli beslenememiş kadınlarda görülür.

Kemiklerdeki kalsiyum azalmasıyla özellikle kalça ve bel kemiklerinde ağrılar başlar ve zamanla kırıklar oluşur. “Osteoporozis” denilen bu durum yaşlıların, özellikle yaşlı kadınların en önemli sağlık sorunlarındandır. Yaşlılıkta kemik bozukluklarını önlemek için yaşlıların fazla kalsiyum almakla da sorun çözülmez. İnsan küçük yaştan itibaren yeterli miktarda süt alındığında kemikler daha güçlü olmakta ve yaşlılıkta kemiklerden kalsiyum çekilmesiyle yumuşama işi yavaşlamaktadır. Bu nedenle çocukları süt içmeye alıştırmak bir yandan iskeletin gelişiminin, dolayısıyla düzgün beden yapısının oluşmasında, diğer yandan yaşlılıkta kemik hastalıklarının önlenmesinde etkin olmaktadır.

Kalsiyum alımı ile büyüme arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Her gün süt içen böyle kalsiyum alımları yüksek olan çocuk ve gençler, sütü az içen ve kalsiyum alımları az olanlardan daha uzun boyludurlar. Günlük kalsiyum ihtiyacı normalde 800 mg kadar olup büyüme çağındaki çocuklarda 1000 mg. kadar çıkmaktadır. l litre süt 1200 mg kalsiyum 920 mg fosfor sağlamaktadır. Günlük fosfor ihtiyacı ise 800 mg kadardır.                                      6-VİTAMİNLER: Vitaminler mutlaka dışardan alınması ve hücrelerin normal metabolizmasını sağlayacak minimum miktarlarda alınması gerekli etki maddeleridir.

Süt, yağda ve suda çözünen vitaminleri ihtiva etmektedir. Bunlar ABDECK vitaminleridir.1 litre süt içildiği takdirde günlük ihtiyaçların %46’sı karşılanmaktadır. Örnek olarak yetişkinlerdeki D vitamini ihtiyacının %30 u sütten karşılanmaktadır. Sütte bulunan vitaminleri ayrı, ayrı inceleme yerine onların birer yapı taşı olduğunu eksikliğinde yaşamın sekteye uğrayacağını bilmek yeterlidir.

Özellikle sütteki B vitamini süt çocuklarında çok önemlidir. B6 vitamini 2 kat daha bebeklere lüzumludur. Kısaca hayvansal gıda olan sütte hemen, hemen vitaminlerin tümü mevcut olup, yaşamın devamı için, vitaminlerin bol ve kolay alınabildiği tek gıda süttür.