Son Zamanlarda Kılınan Cuma Namazları ve Namazlardan Sonra Yapılan Tesbihat

27

Üç dört aydan
bu tarafa, salgın haline gelen Korona
virüs sebebiyle, bütün Dünyada olduğu gibi, Memleketimizde de bazı tedbirler
alınmıştır. Bu meyanda bilindiği üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
da, Cuma Namazı ve namazlardan sonra yapılan tespihatla alakalı olarak bazı
düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır. Şöyle ki,

Alınan karara göre, camilerde sosyal
mesafeye dikkat edilerek namaz kılınacak, Cuma Namazının ilk dört rekâtından
sonra hutbe okunup, arkasından iki rekât farz namazı kılınıp cemaat dağılacak.
Namazlardan sonra da tespih çekilmeyecek. Nitekim üç haftadan beri de bu minval
üzere Cuma Namazı kılınmakta, namazlardan sonra da tespih çekilmemektedir.

Âcizane kanaatime göre bu şekilde
yapılan uygulama benim içime sinmemektedir. Bu hususu bilen bir kaç kişi ile
görüştüm. Onlar dar aynı kanaatte olduklarını ifade ettiler.

Önce Sosyal mesafeden başlayalım. Lisanımızda sosyal mesafe diye bir
ifade tarzı yoktur. Bu tamamen uydurulmuş,  içi boş, herhangi bir karşılığı olmayan bir
ifade tarzıdır. Maalesef, kulağa hoş geldiği için halkımız tarafından da
kolayca kabul edilmiştir. Bunun doğrusu, lisanımıza uygun olanı,
FİZİKİ MESAFEDİR. Tabii ki, bu saatten
sonra bunu değiştirmek mümkün olmadığı gibi, esasen de kimsenin bu durumu bir
mesele olarak gördüğünü ve göreceğini de zannetmiyorum.

Cuma Namazının
kılınma şekline gelince. Muteber İslam İlmihali olarak kabul edilen Diyanet
İşleri Eski Başkanlarından Rahmetli Ömer
Nasuhi Bilmen’e ait Büyük İslam İlmihali’nin
154. Sayfasın da aynen,

“Cuma Namazının vakti tam öğle Namazının
vaktidir. Cuma Namazı için minarelerde ezan okunur. Camilere gidince önce, aynen
Öğle Namazının Sünneti gibi,  dört rekât Cumanın
ilk sünneti kılınır. Ondan sonra cami içinde bir ezan daha okunur. Minberde
cemaate karşı bir hutbe okunur. Bu hutbeden sonra Kamet alınarak Cumanın iki rekât
farzı cemaatle aşikâre okuyuşla kılınır. Bu farzdan sonra yine öğlenin ilk dört
sünneti gibi, Cumanın son dört rekât sünneti kılınır. Bundan sonrada “Zuhru
ahir” diye dört rekât namaz kılınır. Arkasından da “ Vaktin sünneti “ niyeti
ile aynen Sabah Namazının Sünneti gibi iki rekât namaz daha kılınır.”

denilmektedir.

Bu cümleden
olarak çocukluğumuzda bize, Cuma Namazının nasıl kılınacağı yukarıda izah
edilen ilmihal bilgileri dâhilinde öğretildi. Bende yaşım itibariyle, Allah’ın
izniyle bildimbileli en az 75 yıldır Cuma Namazı kılarım. Kılmış olduğum Cuma Namazlarının
tamamına yakınını 16 rekât olarak kıldım. 
Allah güç, kuvvet, sağlık ve sıhhat verdiği sürece de 16 rekât olarak
kılmaya devam edeceğim. Zira bu 75 yıl içerisinde gerek imamlarımız ve gerekse
vaizlerimiz tarafından Cuma Namazının 16 rekât olduğu hususu kürsülerden en az
kırk defa izah edilmiştir. Fakat her nedense son yıllarda bu nevi ikazlar
yapılmamaktadır. İkazlar yapılmadığı gibi, bazı camilerde Cuma Namazının 10 rekât
kılınmakta olduğu açık ve aleni bir şekilde ilan edilmiş bulunmaktadır. Muhterem Prof Dr. Mehmet Görmez’in
Diyanet işleri Başkanı olduğu dönem de kendilerine yer ve cami ismi vermek
suretiyle, müteaddit defa yazdım. Fakat hiçbir şekilde müspet cevap alma imkânı
olmamıştır.

 Üzülerek ifade edeyim ki, Cuma Namazının 10 rekât
kılınması hususu bugün birçok yerlerde yaygın hale gelmiş bulunmaktadır. Diyorum ki, yoksa haşa dinde reform yapıldı
da bizim haberimiz mi yok?
 Din
adamlarımız yıllardan beri, bize anlatırlar. İslam Dini birlik ve beraberlik dinidir diye.  Bu nasıl birlik ve beraberliktir ki, halen,
Cuma Namazının 10 rekât mı? Yoksa 16 rekât olarak mı kılınacağı hususunda dahi
bir birlik ve beraberlik sağlanamamıştır. Şimdi, yeni Müslüman olmuş birisini
düşünün. Bir camiye gidiyor, Cuma Namazı 16 rekât kılınıyor. Müteakip hafta ise
başka bir camiye gidiyor,   orada ise
Cuma Namazı 10 rekât olarak kılınıyor. Şimdi yeni Müslüman olan o kardeşimizin
haleti ruhuyesini bir düşünün. Bu itibarla, 
Muhterem Diyanet işleri Başkanımızın bu ikiliği süratle ortadan
kaldırması icap etmektedir. Cuma Namazı 16 rekât ise, 16 rekât kılınsın, 10 rekât
ise on rekât kılınsın. Yeter ki, iki farklı uygulama ortadan kalksın,  İslam’ın ruhuna uygun olarak birlik beraberlik
sağlansın.

Şimdi ise, Korona
virüs tedbirleri sebebiylede, bütün cami imamlarına gönderilen tebliğe göre,
Cuma günü, ilk dört rekât sünnetten sonra, 
sadece iki rekât farz kılınıp, dua yapıldıktan sonra namaz bitecek. Hâlbuki
bu güne kadar, sadece Cumanın farzını kılıp, camiyi terk edenler ayıplanır, onlara
bir nevi buğz edilirdi. Hatta imam efendiler onlara zaman zaman, ey cemaati
Müslimin farzdan sonra camiyi hemen terk etmeyiniz, zira namazınız eksik kalmaktadır
diye ikazda bulunuyorlardı. Simdi ise, Diyanet işleri Başkanlığı, şimdiye
kadar, İmamlar ve cemaat tarafından hoş karşılanmayan bu durumu, bir genelge
ile emri vaki yaparak, güya meşru hale getirmiş bulunmaktadır. Bu uygulama
başladıktan sonra korkarım ki, bundan sonra farz namazından sonra camiyi terk
edenlerin sayısı bir hayli artacaktır. Bunun
bütün vebalinin de böyle bir genelgeyi yayımlayan Diyanet Başkanına ait olacağı
hususu izahtan varestedir.
Bundan sonra, İmam efendilerin bu husus ile
alakalı olarak yapacakları ikazların da hiçbir kıymeti harbiyesi ve ağırlığı
olmayacaktır. Belki, İmam efendiler bundan sonra, böyle bir ikazı dahi yapmayı
lüzumsuz  göreceklerdir.

Üç haftadır
yapılan uygulama da, şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. Diyanetin memuru olan İmamlar, kendilerine verilen talimat icabı,
dört rekât sünnet ile iki rekât farzı kıldıktan sonra, tespih filan çekmeden
namazın duasını yaparak, vazifelerini tamamlamak suretiyle bir kenara
çekilmektedirler. Fakat Cuma Namazına gelen vatandaşların büyük bir ekseriyeti
ise, namaza devam ederek, bir kısmı 10 rekâta tamamlamak suretiyle, camiden
ayrılmakta bir kısmı da namazlarını 16 rekâta tamamlamaktadır. Şimdi bu
manzarayı düşünebiliyor musunuz? Bir taraf da nazmını bitirip, duasını yapmış
olarak bekleyen veyahut ta camiden ayrılıp giden bir imam, diğer tarafta ise
namaz kılmaya devam eden cemaat. Tabii ki hiçte hoş bir manzara değil.  Birlik ve beraberliğe taban tabana zıt bir
durum.

Bilindiği
üzere, cemaatin bir kısmı ezandan en az yerine göre, yarım saat, yerine göre
25-20-15-10-5 dakika önce camiye gelerek fiziki
mesafeye
riayet etmek suretiyle, caminin içinde veya bahçesinde
oturmaktadırlar. Bu beklemeye hiç kimse bir şey dememekte ve herhangi bir
mahzur da teşkil etmemektedir. Fakat ne zaman ki, Cuma Namazının ilk dört rekât
sünneti kılınıp, arkasından da iki rekât farzı eda edildikten sonra müekked
sünnet olan dört rekat namaz kılınmamakta, arkasından da zaman azlığı bahane edilerek
tespih filan da çekilmemektedir. Fakat buna karşılık bazı hallerde en az beş dakika
süre ile dua yapılmaktadır. Duadan sonra da cemaatin camiyi bir an önce terk etmeleri
beklenmektedir. Tabii ki terk eden olursa.  Diğer vakit namazlarında da vakit azlığı
sebebiyle tespih çekilmezken bilhassa Sabah Namazlarında üç, beş dakika zikir
çekilmekte, arkasından da aşrı şerif okunmaktadır. Fakat zaman yok diye tespih
çekilmemektedir. İmamlar memur olmaları hasebiyle, haklı olarak verilen
emirlere harfiyen riayet etmektedirler. Fakat cemaatin bir kısmı tespih çekmeye
devam etmektedir. Çok calibi dikkat bir husustur ki, tespih çekenler ile çekmeyenler
ayni anda camiden çıkmaktadırlar.

Netice
itibariyle, evvelce yapılan uygulamalara ters bir uygulama yapılacağına, en
fazla beş dakika daha müsaade edilip, yukarıda bahsedilen müekked olan Cumanın son dört rekât sünneti de pekâlâ kılınabilir.
Arkasından da Hanefi Mezhebine göre namazın rükünlerinden olarak kabul edilen
tespih de çekilebilir. Tespih çekilmesi talebi, diğer vakit namazları için de geçerlidir.

Âcizane kanaatime göre, bu şekilde hareket edildiği
takdirde hem doğru olan yapılmış olacak, hem de cemaatin tereddütleri ortadan
kalkmış olacaktır. Tabii ki , takdir Sizlerindir.