Şekilden Öze: Değerlerimiz

49

Pek çok aileden duyduğum bir değerlendirme var: “Böyle bir dünyada çocuk yetiştirmek çok zor!”

Söz konusu değerlendirme sebebiyle yine pek çok aile çocuk sahibi olmaktan korkar hale geldi.

Tamamen haksız görmediğim bu değerlendirmeden yola çıkarak bir hal
analizi yapmak istediğimizde durum hakikaten vahim görünmektedir.

Türkiye’de gündemi meşgul eden (veya ettirilen) konulara
bakıldığında, pek çok ciddi meselenin genellikle yüzeysel biçimde ele
alındığı, özden ziyade şekille uğraşıldığı dikkati çekmektedir.

Özellikle din gibi hayatımızı derinden etkileyen bir saha ile ilgili
tartışmaların içeriği çoğu zaman bahsettiğimiz yüzeyselliği içermekten
öteye geçememektedir. Ve genellikle şekil tartışılmaktadır.

İslam dini şekle de muhtevaya da yani içeriğe de önem veren bir
dindir. Ancak şekil muhtevanın önüne hiçbir zaman geçmemelidir. Yani
muhtevasız şeklin çok fazla önemi yoktur.

Söz konusu noktadan hareketle bugün Türkiye’de şekle muhtevadan daha
fazla önem verilmesinin neticelerinden biri olarak ahlak açısından
insanımızın ciddi bir çöküntüye doğru sürüklendiğini üzülerek
görüyoruz.

Öyle ki, çoğunluğunun Müslüman olduğunu ifade ettiğimiz ve doğal
olarak İslam ahlakının yaygın biçimde yaşandığını düşüneceğimiz
ülkemizde, bu ahlaka uygun davranış ve tutumları bulmak gittikçe
güçleşmeye başladı.

Üstelik bahsettiğimiz durum ibadetleri uygulamaya dikkat eden pek çok insan için de geçerli olmaya başlamıştır.

İbadetleri vurgulamamın sebebi, İslam açısından bakıldığında
ibadetlerin sadece şeklen yerine getirilmesinin değil, bu ibadetlerin
insana kazandırması beklenen ahlaki davranışların da ortaya
konulmasının gereğidir.

Bu noktadan hareketle bugün Türkiye’de yaşanan ahlaki sıkıntı genel
manada dini hayatın doğru anlaşılıp yaşanamadığını göstermektedir ki
adam öldürmenin adeta günlük hadise haline gelmesi, haksız kazanç elde
etmenin neredeyse kar sayılması, başkasının hakkını gasp etmekten
korkanların gittikçe azalması, temel sorunlarımıza hassasiyetin erimeye
başlaması maksadımızı açıklayan vakalardan sadece bir kaçıdır.

Aslında sadece ülkemizde değil dünyada da genel manada aynı
sıkıntıların yaşandığını göz önüne alırsak, sahip olduğumuz değerlere
sahip çıkmanın önemi daha da açık biçimde ortaya çıkacaktır. Zira bu
değerler bugün insanlığın içinde bulunduğu bizim de nasibimizi
aldığımız ahlaki sıkıntının ortadan kaldırılmasında etkili olacaklardır.

Öyle ki, kul hakkı gibi temel bir değeri anlayan ve yaşayan bir insanın yukarıda bahsettiğimiz yanlışları yapması mümkün mü?

Peki, bugün tartıştığımız dini meseleler içinde bu ve benzeri temel değerleri görebiliyor muyuz?

Dolayısıyla artık şekilden ziyade özü tartışmanın ve bu özün
anlaşılıp yaşanılır hale gelmesine vesile olmanın gereği daha da açık
biçimde ortaya çıkmaktadır. Ancak bu yolla şekil ve öz birbirini
tamamlayarak işlevlerini doğru biçimde yerine getirebileceklerdir.

Sahip olduğumuz ancak neredeyse unuttuğumuz değerlerimizi
hatırlamanın ve hatırlatmanın vaktidir. Çok geç olmadan kendimize
gelmek dileğiyle…