Savaş ve Barış

47

 

İnsanoğlu, aklı geliştikçe silahtan vazgeçer. Olması gereken bu olmalı. Ama, bilim ve teknoloji hızla gelişirken,”öldürme araçları” da gelişiyor! Küresel düzenin ise bir temel kuralı var; “sürekli üretim-sürekli tüketim” Bu kuralın dışına çıkmak mümkün mü?

Dünyamız, normal insan aklını şaşırtan, adaletsiz bir düzen içinde.

Bir tarafta, dünya ekonomisine egemen “küresel tekeller” öte yanda açlıktan, iş ve trafik kazalarından, terör ve savaşlardan canını yitiren milyonlarca insan…

İnsanın en değerli yaşam kaynağı “doğa” vahşice yok ediliyor; endüstriyel ve evsel atıklar, egzoz gazları ve savaşlarla toprak, hava ve su kaynakları kirletiliyor. “Küresel ısınma” tüm insanlığı tehdit ediyor.

İnsanlığın başına gelen bu felaketlerin en büyük ve evrensel nedeni, küçük bir azınlığın doymak bilmeyen “daha çok maddi zenginliğe sahip olma” ihtirası!

En büyük zenginlikler ise savaş ortamında sağlanıyor!

“Savaş olasılığı” bile petrolün varil fiyatlarını ateşlemeye yetiyor! Bir de savaş oldu mu, dünyanın bir avuç petrol, silah, ilaç ve inşaat tekeli bayram ediyor!

Savaş koşullarında büyüyen çocuklar, kendileriyle birlikte büyüttükleri kin ve öfke ile, geleceğin teröristleri ve savaş fedaileri oluyorlar.

Bu süreç, kanla beslenen küresel vahşi düzenin gücünü biraz daha büyütüyor!

Küresel düzenin vampirleri, borç batağına sürükledikleri ülkelerin siyasal düzenlerinin de belirleyici faktörleri haline geliyorlar! Onların çıkarlarına hizmet etmeyen siyasal iktidarlar kalıcı olamıyor!

Önce, “borç batağına” sürüklenen ülkeler, “sıcak paraya bağımlı” efendilerin her isteklerine boyun eğici bir köle düzenine sürükleniyorlar.

O ülkelerin halklarının bu gerçeği görmelerine engel olmak için, eğitim sistemi ile aptallaştırılıp, inanç ve etnik köken farklılıklarıyla da “birbirine düşman” kamplara bölünüyorlar.

“Ortak kan emicilerini” göremiyorlar!

Afganistan’da, Irak’ta, Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta, Lübnan’da, Filistin’de, Suriye’de yaşanan ortak dramın kaynağı hep aynı!

Çözüm için ise tek seçenek var; etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıklara “insanca bir saygı ve hoşgörü” ile bakarak, “kederde ve sevinçte ortak, insanca ve hakça bir yaşam birlikteliği” için, ortak uyanış!

Dünya insanlığı “küresel kan emiciler” olmadan da yaşar. Hem de “insan gibi!”