Sarıkamış Harekâtı Nedir? Ne Değildir?

73

Birçok kesim tarafından başarısız bir harekât olarak nitelendirilen, sorumlusunun Enver Paşa olduğu söylenilen Sarıkamış Harekâtı…

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914 günü Goeben ve Breslau adlı Alman gemilerinin, İngilizlerin takibinden kurtulması için Çanakkale Boğazından içeri girmelerine izin vermiştir. İmzalanan tarafsızlık anlaşmasına göre Osmanlı Devleti, bu gemileri 24 saat içinde kara sularından çıkarması veya silahlarından tecrit etmesi gerekiyordu; Osmanlı Devleti bunların hiçbirisini yapmadı. Enver Paşa’nın gizli izni ile boğazdan girmesine izin verilen bu gemiler heyet-i vükelâca yani Bakanlar Kurulunca, Osmanlı Devleti tarafından satın alınmış gibi gösterildi ve Almanya’dan iki gemi satın alındığı ilan edildi. Goeben’e “Yavuz Sultan Selim” ve Breslau’ ya da “Midilli” adı verildi.” Osmanlı Donanma Komutanlığı’na atandıktan sonra Tuğamiral Suschon komutasındaki Osmanlı Donanması (1 muharebe kruvazörü, 5 hafif kruvazör, 4 muhrip ve 1 mayın gemisi), 29 Ekim günü eğitim amaçlı çıktığı Karadeniz’de, Rus limanları Odesa, Kefe ve Novorsisky limanlarını bombardımana uğrattı. Bunun üzerine 1 Kasım’da Ruslar, Osmanlı Devleti’ne savaş açarak, Kafkasya sınırlarından taarruza geçtiler. Böylece Osmanlı Devleti, Rus Çarlığı ile karşı karşıya gelmiş ve 1. Dünya Savaşına dolaylı olarak katılmış oldu. Dönemin Çarlık Rusya’sı ile Osmanlı arasındaki muharebelerden biri de Sarıkamış Muharebesidir. Sarıkamış Harekâtından önce yapılan muharebelerde Osmanlı Devleti Rusya’yı birçok yerde mağlup etmiş ve geri püskürtmüştü. Örneğin, 7–9 Kasım tarihlerindeki Köprüköy Muharebeleri ve 21 Kasım’da gerçekleştirilen Azap Muharebelerinde Rus ordusu, Türk ordusu tarafından mağlup edilmiştir. Rus ordusu Azap mağlubiyetinden sonra Horum’a çekilmiştir, zaten gerisi Sarıkamış bölgesidir. Ancak Hasan İzzet Paşa’nın emri ile Rus ordusu takip edilmez. Bu çok büyük bir hata olmakla beraber Ruslar’a da toparlanma fırsatı vermiştir çünkü daha Aralık gelmemiştir ve havalar fazla soğuk değildir. Ama yine de takip bırakılır. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki Sarıkamış Harekâtı söylenildiği gibi Almanların veya Avusturya-Macaristan’ın yükünü hafifletmek için yapılmış değildi. Elbette bu da harekatın bir sebebidir ancak harekâtın asıl amacı tamamıyla vatan ve hudut savunmasıydı. Doğu Anadolu bölgesi neredeyse Erzurum’a kadar gelen Rus destekli Ermeni çetelerin ve sivil Rus askerlerin zulümleri altında ezilmekteydi. Köyler basılmakta, halka eziyetler yapılmaktaydı. Burada bir parantez de harekâtın zamanına açılmalıdır. Harekatın baharda yapılmasının Türk ordusu için daha elverişli ve sağlıklı olacağı söyleniyor ancak bu tazelenme sırasında Rus ordusu da aynı şekilde tazelenecek ve yerine yeni yeni kuvvetler getirmeyecek miydi? Haydi bahar beklendi diyelim Doğu’daki halka ne denilecekti? “Havalar çok soğuk harekât yapılmaz bir süre Rus zulmüne katlanın” mı diyeceklerdi? Sarıkamış her iki devlet için de kilit noktaydı. Osmanlı için Rusların saldırı noktası, Rusların da silah, cephane, gıda gibi imkanlarını sağladığı merkezdi ve burası Tiflis ile demir yolu bakımından bağlantı noktasıydı.

Rusların Doğu Anadolu’yu İşgali
Rusların Doğu Anadoluyu İşgali

Sarıkamış harekâtından önce bu harekât için bir İhata (çevreleme, kuşatma) planı hazırlanmıştı. Plana göre harekât 22 Aralık 1914 tarihinde yapılacaktır. Bu plana göre 9. Kolordu Bardız üzerinden düşmanın kuzey kanadını kuşatarak Sarıkamış’a inecekti. 10. kolordu ise Oltu üzerinden Rus mevzilerinin gerisine düşecekti. Aralığın 22’si gelmiş ve harekât başlamıştır. Enver Paşa ve 9. Kolordu planlandığı gibi ve belirtilen süreden daha kısa sürede Bardız’a gelmiştir. Hafız Hakkı Paşa öncülüğündeki 10. Kolordu da planda belirtildiği gibi Oltu’ya gelmiştir. Ancak Hafız Hakkı Paşa burada plana uymayarak sadece 32. Tümeni Bardız’a göndermiş ve 30 ve 31. Tümenleri ise Rusların peşine gönderip Kosor Boğazına yönelmiştir. Bu takip neticesinde Allahuekber Dağları geçilmeye mecbur kalınmıştır. Donma olaylarının birçoğu da burada gerçekleşmiştir. Ayrıca yoğun sisten dolayı da bir süre 30. ve 31. Tümenler birbirleriyle çatışmıştır. Rasim Teğmen’in durumu fark etmesiyle olay son bulmuştur. Planın aksaması üzerine Enver Paşa, 25–26 Aralık gecesi Sarıkamış’a baskın yapılması düşüncesindedir. İhsan Paşa ve Şerif Paşaların itirazlarına rağmen baskın yapılmış, düşman püskürtülmüş ve teçhizatları ele geçirilmiştir. Ancak Paşaların ısrarları üzerine taarruz durdurulur. Bu taarruzun durdurulması Rus ordusu için can suyu olmuştur. Rus komutan Maslowski ve General Nikolski de bunu doğrulamaktadır. Hareketsiz kalan ordu geceyi açıkta ve -20 derecede geçirmek zorunda kalır. Bir başka donma olayı da burada gerçekleşmiştir. Tarihler 30 Aralık’ı gösterdiğinde Hafız Hakkı Paşa kolordusuyla Sarıkamış’a gelmiştir ancak Şerif ve İhsan Paşalar Ruslar’a esir düşmüş durumdadır. Ne yazık ki planda çok işe yarar gözüken bu harekât uygulamada kötü gitmiştir. Rus General Maslowsky, “Sarıkamış düşseydi, Rus ordusu hezimete uğrayacak ve Kafkasya’dan çekilecekti.” diyerek bu harekatın önemini de belirtmiştir.

Sarıkamış İhata Planı

Harekât konusunda önemli bir başka konu da şehit sayısıdır ve bu şehitlerin tek kurşun atmadan şehit oluşudur. Birçok kişi tarafından bilinen ve yaygın olarak kullanılan sayı 90 bindir. Ancak harekâta katılan muharip birliğin sayısı bile 90 bin değildir. Sarıkamış Harekâtına katılan muharip güç yaklaşık 76 bindir. 76 binlik bir ordudan nasıl 90 bin şehit sayısı çıkartılmıştır anlamış değiliz. Fahri Belen şehit sayısını Türk ordusunun 50 bin Rus ordusunun 30 bin; Rus General Maslowsky Türk ordusunun şehit sayısını 23 bin esir sayısını da 5 bin olarak tanımlamakta; Genelkurmay ise toplam zayiatı 60 bin olarak zikretmektedir. Peki Osmanlı Devleti bu harekâta destek göndermiş miydi? Evet, göndermişti. Harekâttan 45 gün önce İstanbul’dan içerisinde birçok gıda, elbise vs. bulunan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmet ve Mithat Paşa isimli 3 gemi yola çıkmıştı. Ancak bu 3 gemi Zonguldak’ı bombalayan Rus donanmalarının dönüş yolunda fark edilmiş ve donanmaların ateşi ile batırılmıştır. Şimdi bunlardan sonra Sarıkamış’ı yeniden ele almak gerekmez mi? SARIKAMIŞ HAREKATI NEDİR? NE DEĞİLDİR? | by Barış Güzeler | Medium

·

Follow

4 min read

·

Jun 8, 2020

Birçok kesim tarafından başarısız bir harekât olarak nitelendirilen, sorumlusunun Enver Paşa olduğu söylenilen Sarıkamış Harekâtı…

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914 günü Goeben ve Breslau adlı Alman gemilerinin, İngilizlerin takibinden kurtulması için Çanakkale Boğazından içeri girmelerine izin vermiştir. İmzalanan tarafsızlık anlaşmasına göre Osmanlı Devleti, bu gemileri 24 saat içinde kara sularından çıkarması veya silahlarından tecrit etmesi gerekiyordu; Osmanlı Devleti bunların hiçbirisini yapmadı. Enver Paşa’nın gizli izni ile boğazdan girmesine izin verilen bu gemiler heyet-i vükelâca yani Bakanlar Kurulunca, Osmanlı Devleti tarafından satın alınmış gibi gösterildi ve Almanya’dan iki gemi satın alındığı ilan edildi. Goeben’e “Yavuz Sultan Selim” ve Breslau’ ya da “Midilli” adı verildi.” Osmanlı Donanma Komutanlığı’na atandıktan sonra Tuğamiral Suschon komutasındaki Osmanlı Donanması (1 muharebe kruvazörü, 5 hafif kruvazör, 4 muhrip ve 1 mayın gemisi), 29 Ekim günü eğitim amaçlı çıktığı Karadeniz’de, Rus limanları Odesa, Kefe ve Novorsisky limanlarını bombardımana uğrattı. Bunun üzerine 1 Kasım’da Ruslar, Osmanlı Devleti’ne savaş açarak, Kafkasya sınırlarından taarruza geçtiler. Böylece Osmanlı Devleti, Rus Çarlığı ile karşı karşıya gelmiş ve 1. Dünya Savaşına dolaylı olarak katılmış oldu. Dönemin Çarlık Rusya’sı ile Osmanlı arasındaki muharebelerden biri de Sarıkamış Muharebesidir. Sarıkamış Harekâtından önce yapılan muharebelerde Osmanlı Devleti Rusya’yı birçok yerde mağlup etmiş ve geri püskürtmüştü. Örneğin, 7–9 Kasım tarihlerindeki Köprüköy Muharebeleri ve 21 Kasım’da gerçekleştirilen Azap Muharebelerinde Rus ordusu, Türk ordusu tarafından mağlup edilmiştir. Rus ordusu Azap mağlubiyetinden sonra Horum’a çekilmiştir, zaten gerisi Sarıkamış bölgesidir. Ancak Hasan İzzet Paşa’nın emri ile Rus ordusu takip edilmez. Bu çok büyük bir hata olmakla beraber Ruslar’a da toparlanma fırsatı vermiştir çünkü daha Aralık gelmemiştir ve havalar fazla soğuk değildir. Ama yine de takip bırakılır. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki Sarıkamış Harekâtı söylenildiği gibi Almanların veya Avusturya-Macaristan’ın yükünü hafifletmek için yapılmış değildi. Elbette bu da harekatın bir sebebidir ancak harekâtın asıl amacı tamamıyla vatan ve hudut savunmasıydı. Doğu Anadolu bölgesi neredeyse Erzurum’a kadar gelen Rus destekli Ermeni çetelerin ve sivil Rus askerlerin zulümleri altında ezilmekteydi. Köyler basılmakta, halka eziyetler yapılmaktaydı. Burada bir parantez de harekâtın zamanına açılmalıdır. Harekatın baharda yapılmasının Türk ordusu için daha elverişli ve sağlıklı olacağı söyleniyor ancak bu tazelenme sırasında Rus ordusu da aynı şekilde tazelenecek ve yerine yeni yeni kuvvetler getirmeyecek miydi? Haydi bahar beklendi diyelim Doğu’daki halka ne denilecekti? “Havalar çok soğuk harekât yapılmaz bir süre Rus zulmüne katlanın” mı diyeceklerdi? Sarıkamış her iki devlet için de kilit noktaydı. Osmanlı için Rusların saldırı noktası, Rusların da silah, cephane, gıda gibi imkanlarını sağladığı merkezdi ve burası Tiflis ile demir yolu bakımından bağlantı noktasıydı.

Rusların Doğu Anadolu’yu İşgali
Rusların Doğu Anadoluyu İşgali

Sarıkamış harekâtından önce bu harekât için bir İhata (çevreleme, kuşatma) planı hazırlanmıştı. Plana göre harekât 22 Aralık 1914 tarihinde yapılacaktır. Bu plana göre 9. Kolordu Bardız üzerinden düşmanın kuzey kanadını kuşatarak Sarıkamış’a inecekti. 10. kolordu ise Oltu üzerinden Rus mevzilerinin gerisine düşecekti. Aralığın 22’si gelmiş ve harekât başlamıştır. Enver Paşa ve 9. Kolordu planlandığı gibi ve belirtilen süreden daha kısa sürede Bardız’a gelmiştir. Hafız Hakkı Paşa öncülüğündeki 10. Kolordu da planda belirtildiği gibi Oltu’ya gelmiştir. Ancak Hafız Hakkı Paşa burada plana uymayarak sadece 32. Tümeni Bardız’a göndermiş ve 30 ve 31. Tümenleri ise Rusların peşine gönderip Kosor Boğazına yönelmiştir. Bu takip neticesinde Allahuekber Dağları geçilmeye mecbur kalınmıştır. Donma olaylarının birçoğu da burada gerçekleşmiştir. Ayrıca yoğun sisten dolayı da bir süre 30. ve 31. Tümenler birbirleriyle çatışmıştır. Rasim Teğmen’in durumu fark etmesiyle olay son bulmuştur. Planın aksaması üzerine Enver Paşa, 25–26 Aralık gecesi Sarıkamış’a baskın yapılması düşüncesindedir. İhsan Paşa ve Şerif Paşaların itirazlarına rağmen baskın yapılmış, düşman püskürtülmüş ve teçhizatları ele geçirilmiştir. Ancak Paşaların ısrarları üzerine taarruz durdurulur. Bu taarruzun durdurulması Rus ordusu için can suyu olmuştur. Rus komutan Maslowski ve General Nikolski de bunu doğrulamaktadır. Hareketsiz kalan ordu geceyi açıkta ve -20 derecede geçirmek zorunda kalır. Bir başka donma olayı da burada gerçekleşmiştir. Tarihler 30 Aralık’ı gösterdiğinde Hafız Hakkı Paşa kolordusuyla Sarıkamış’a gelmiştir ancak Şerif ve İhsan Paşalar Ruslar’a esir düşmüş durumdadır. Ne yazık ki planda çok işe yarar gözüken bu harekât uygulamada kötü gitmiştir. Rus General Maslowsky, “Sarıkamış düşseydi, Rus ordusu hezimete uğrayacak ve Kafkasya’dan çekilecekti.” diyerek bu harekatın önemini de belirtmiştir.

Sarıkamış İhata Planı

Harekât konusunda önemli bir başka konu da şehit sayısıdır ve bu şehitlerin tek kurşun atmadan şehit oluşudur. Birçok kişi tarafından bilinen ve yaygın olarak kullanılan sayı 90 bindir. Ancak harekâta katılan muharip birliğin sayısı bile 90 bin değildir. Sarıkamış Harekâtına katılan muharip güç yaklaşık 76 bindir. 76 binlik bir ordudan nasıl 90 bin şehit sayısı çıkartılmıştır anlamış değiliz. Fahri Belen şehit sayısını Türk ordusunun 50 bin Rus ordusunun 30 bin; Rus General Maslowsky Türk ordusunun şehit sayısını 23 bin esir sayısını da 5 bin olarak tanımlamakta; Genelkurmay ise toplam zayiatı 60 bin olarak zikretmektedir. Peki Osmanlı Devleti bu harekâta destek göndermiş miydi? Evet, göndermişti. Harekâttan 45 gün önce İstanbul’dan içerisinde birçok gıda, elbise vs. bulunan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmet ve Mithat Paşa isimli 3 gemi yola çıkmıştı. Ancak bu 3 gemi Zonguldak’ı bombalayan Rus donanmalarının dönüş yolunda fark edilmiş ve donanmaların ateşi ile batırılmıştır. Şimdi bunlardan sonra Sarıkamış’ı yeniden ele almak gerekmez mi!