Prof. Dr. Osman Turan / Makaleler – 1

35

Ömrünü Türk tarihine, Türk
milletinin tarihî ve güncel meselelerine hasreden büyük tarihçi, mütefekkir ve dava
adamı Prof. Dr. Osman Turan’ın dört ciltlik bir külliyat hâlinde yayımlanacak
makalelerinin ilk cildi, 16,5 X 23,5 santim ölçülerinde 488 sayfa hacimle
yayımlandı.  

Eser, Osman Turan hakkında kaleme
alınmış makale, Yeğeni Fuat Turan’ın ‘Amcam
Rahmetli Osman Turan Hâtırasına
’ başlıklı kısa bir yazısı ve kitabı yayına
hazırlayan tarihçi Yunus Emre Kaleli’nin
‘Ön Söz’ü ile başlıyor. Yine Kaleli tarafından hazırlanan ‘Ailesi ve Tahsil
Hayatı’ başlıklı yazısı ile devam ediyor. Bu bölüm Osman Turan Bibliyografyası
ile sona eriyor.

2019 yılında yayımlanan kitabın
mündericatı 3 başlık altında toplanmış: *Türk Tarihi Araştırmaları, *Abide
Şahsiyetler, *İlmî Münakaşalar.

Birinci Bölüm, Ağustos 1973’te,
Pınar Dergisi’nde yayınlanan ‘Mülâkat’ ile başlıyor. (S: 113-122)

Devamında: 34 Adet makalenin yer
aldığı 1. Bölüm var. Bu bölümden bazı başlıklar: *Bey Böyrek, *Satuk Buğra Han
Menkıbesi ve Tarihi, *Çingiz, *Türkler ve İslâmiyet, *Sultan Abdülhâmid Han,
*Meşrutiyet ve İttihatçılar.

Abide Şahsiyetler başlıklı 2.
Bölümde: *M. Fuad Köprülü, *Mükrimin Halil Yinanç, *Cevad Rıfat Atilhan, *Ali
Fuat Başgil, *Akdes Nimet Kurat gibi tarih, kültür ve siyaset dünyamızın kutup
yıldızları hakkında makaleler var.

İlmî Münakaşalar başlıklı 3.
Bölüm, Selçuklular bahsine ayrılmış.

 Birinci ciltte yer alan 54 makale ile Osman
Turan’ın manevi rahle-i tedrisinden feyz almak isteyenler için bir büyük kapı
açılmaktadır. Önemli ve alâka çekici hâdiseler, şahsiyetlerle dolu sayfalar,
sonraki ciltleri okumaya dâvet mahiyetindedir.

Kitabın son bölümünde yer alan
‘DİZİN’, bu kabil eserlerin ‘olmazsa
olmaz
’ tamamlayıcısıdır.  Zaman
fukaralığı sebebiyle eseri; satır satır, sayfa sayfa okuma fırsatı bulamamak
gibi bir talihsizlikle mazur bulunanlar ve de acelesi olanlar, merak ettikleri,
öğrenmek istedikleri hâdise ve şahsı, buradan bulup okuyabilirler. Daha sonra
da kitabın tamamını, rahat rahat okuma imkânı bulacaklardır.   

Türk tarihinin her dönemi
hakkında bilgilendiren ve o bilgilerden alınacak derslerle geleceğimizi
şekillendiren makaleler aynı zamanda bizi biz yapan maddî ve manevi
değerlerimizi tanımamızı sağlamaktadır.  

Osman Turan sıradan bir tarihçi
değildir. Milletini seven, geçmişteki parlak dönemlerinin tekrar yaşanması için
fikir üreten bir mütefekkirdir. O’nun Türk dili ve kültürü, ahlâklı, dürüst ve
prensiplere dayalı siyaset inşası için yazdığı makaleler, Türkiye’nin ve Türk
milletinin geleceğinde rol almayı düşünenler için deniz feneri ve yol haritası mesabesindedir.

Prof. Dr. Osman Turan’ın;
makalelerinde, hâdiseleri ele alış ve yorumlayış üslûbunu ortaya koyan
satırlardan tadımlık bir bölüm:

Çingiz’in, Türk kelimesi şümûlüne Moğolları
da aldığı, Peygamber’in Türkler hakkındaki hadislerini kendine mal etmesiyle sabittir.
O’nun Moğolcadan başka bir dil bilmemesi hakkındaki Oktay’a atfedilen meşhur
hikâyenin Moğol kelimesiyle Türkleri de kastetmiş olduğunu kabul etmek
suretiyle izah etmek icap eder. Reşîdüddîn’in Çingiz’in nesebini Oğuz Han’a ve
Göktürklere çıkaran Yahudi vezirin Moğollara yaranmak için bir uydurması olarak
telâkki etmek imkânsızdır. Evvelâ Cami’ut-Tevârih’teki bu malumatın menşei
Reşîdüddîn değil Polad Aka ismindeki Moğol prensi ve Altan Depter olduğu gibi Gizli Tarih ve Cüzcanî, İbnü’l-Esîr ve
Nesevî gibi İslâm kaynakları da Çingiz’in nesebini efsanevi Bozkurt=Börteçine
ile bağlamaktadırlar. Bu rivayetlerin birçok Türkçe ad ve unvanları ihtiva etmesi
bu an’anenin bir devamı neticesidir. Çingiz’in nesli de eski Göktürk hanlarının
nesli gibi sarışın ve elâ gözlü bir nesildi. Bundan dolayı aslında Böritekin
olan Börçekin yanlış olarak elâ gözlü tarzında izah edilmiştir. Hâlbuki
kendisini Bozkurt neslinden sayanların Böritekin gibi bir ad alması gayet
tabiidir.

Çingiz’in menşei hakkında en mühim malumatı,
bu zamanda Moğolistan’a gelen mezkûr Çin müelliflerinden olan Çao-hong’dan
alıyoruz. Ona göre Çingiz Kara Tatarlar üzerine hâkimse de menşei itibariyle
onlara yabancı olan, Göktürklerin bir kolu Şatolardan inmektedir. Barthold ve
Radloff’a göre Türk ve Moğol devletlerini kuran maceraperestler sonradan
kendilerine asil olduklarını gösterecek şecereler uydururlar. Göçebe Türk ve
Moğolların nesebe verdikleri büyük ehemmiyet malum olduğu gibi Çingiz’in muarızları
tarafından onun nesebine karşı hiçbir itirazın vaki olduğuna dair de bir kayda
tesadüf edilemez. Herhalde muasırı olan Sung Hanedanı böyle bir şey duysaydı,
bunu büyük bir fırsat telâkki ederdi. Çingiz’in mensup olduğu Kıyat kabilesi
(Kay ve Kayı’nın cem’idir.) eski Türk an’anesiyle sıkı bir surette bağlı olduğu
gibi kadim hanedan mensuplarının hâtıralarında da büyük bir yer alır. Kay,
Kayı, Kayan’ın ayniyeti eski müelliflerin eserlerinde de zikredilmektedir.
Kayan şeklinin Oğuz destanlarında ve meselâ Dede Korkut’taki kahramanlar
arasında geçmesi dikkati çeker. Birçok Türkçe ad ve unvanların Çingiz’in
ecdadına ait rivayetlerde bol bol bulunduğu da malumdur. Çingiz’e tâbi
Moğolların sekizi ‘Dürlügin’ ve on altısı ‘Nîrun’ olmak üzere hukuken
birbirinden farklı iki kısma ayrılmalarıyla yirmi dört Oğuz boyunun iç ve dış
Oğuz diye ikiye ayrılmaları arasında kuvvetli bir münasebet olduğu tebarüz
ettirilmektedir.

***

Eserde yer alan ‘Osman Turan Bibliyografyası’ hayret ve
hayranlık uyandıracak cesâmettedir. Bin bir haksızlığa maruz kalan, müktesep
hakları gasbedilerek ve çok sevdiği vazifesinden alınarak âdeta sokağa atılıp
açlığa mahkûm edilen bir asil insanın bu kadar eseri 64 yıllık kısa bir ömür
sayfalarına sığdırabilmesi mucizeye eşdeğer bir mahârettir. Üstelik bu mahâreti
hastalıklarla, haksızlıklarla, çekemeyenlerin kaynattığı nifak kazanlarından
korunmak için verdiği mücadelelerinden arta kazan zaman içerisinde
gerçekleştirmiştir.

Ne mükemmel bir tecellidir ki,
O’nun vatanını-milletini sevdiği ölçüde kendisini seven kadirşinas insanlar
tarafından haşmetli şahsiyeti; fikriyatı ve örnek hayatı yeni nesillere intikal
ettirilmektedir. Şu asil tevazua bakınız ki, Osman Turan / Makaleler üçlemesini hazırlayan târihçi Yunus Emre Kaleli, bu külliyatı, ‘vefatından 40 yıl sonra hazırlamış olmanın
mahcubiyeti içerisinde
’ olduğunu ifade ediyor.

Daha önce, Doç. Dr. Nasrullah
Uzman’ın hazırladığı ‘İktidardaki Muhalif
isimli eserini de yayımlayan Ötüken Neşriyat’ın kıymet bilir davranışı da her
türlü övgüye lâyıktır.

Osman Turan Merhum, ‘Vatan, büyük insanlara minnettardır.’
Diyordu. İzninizle küçük bir ilâve bu satırların yazarından: ‘Gelecek nesiller, kendilerine geçmişte
yaşayan büyük insanları tanımak imkânını sağlayan yazarlara ve nâşirlere de
minnettar olacaktır
.’

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal
Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer:
0.212-251 00 12 e-Posta:
otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

 

Prof. Dr. OSMAN TURAN:

     Selçuklu tarihçiliğinin kurucularından
sayılan Osman Turan, 1914 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Soğanlı
köyünde doğdu.

     İlkokulu dayısının himâyesinde
Çaykara’da, ortaokulu Bayburt’ta okumuştur. Lisenin ilk iki sınıfını
Trabzon’da, son senesini ise Ankara’ya tâyin olan ağabeyinin yanında Ankara
Erkek Lisesinde tamamlamıştır. Aynı sene Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin
yatılı imtihanlarını kazanmış ve Buradan, 1940 yılında mezun olduktan sonra
aynı fakültede, daimî bir kadro olmayıp bir çeşit burs olarak tevdi edilen
‘İlmî yardımcı’ kadrosuyla ve 30 lira maaşla çalışmaya başlamıştır. 1941’de
doktor unvanını kazanmış, 1944’te doçentliğe 1951’de profesörlüğe
yükseltilmiştir.

     1954 yılında Trabzon’dan Demokrat Parti
milletvekili seçildi. 1955’te Türk Ocakları Ankara Şubesi reisi, 1959 yılında
genel merkezin Ankara’ya taşınması üzerine umumî reisliğe seçildi.

     1956 yılında -Atsız Bey’in tavassutuyla-
Sultan İkinci Abdülhâmid Han’ın torunlarından Satıâ Sultan ile evlenen Osman
Turan, 1957 seçimlerinde tekrar milletvekili olmuş ise de 27 Mayıs 1960
askerî darbesinden sonra tutuklanmış ve 16,5 ay Yassıada’da kalmış, suçsuz
bulunarak serbest bırakılmıştır.           

      Fakülteye
dönmek istediyse de ‘kadro yok’ bahanesiyle
talebi reddedilmiştir.     

     1964 yılında Adâlet Partisi kongresinde
Teşkilâttan Sorumlu Başkan Yardımcılığına getirilmiş ve 1965’te Adalet
Partisi Trabzon milletvekili seçilmiştir. 1966’da da tekrar Türk Ocağı Genel
Başkanı olmuş ve bu görevini 1973 yılına kadar devam ettirmiştir. Bu dönemde
Türk Yurdu Dergisi Osman Turan’ın gayretleriyle Türk fikir ve kültür hayatına
önemli katkılarda bulunmuştur.

     Kısa bir süre sonra Adâlet Partisi’nin
yetkilileriyle fikrî konularda uzlaşmazlığa düşmüştür. Bu anlaşmazlık,
Haysiyet Divanına şevkine ve 1967 yılında partiden ihraç edilmesine sebep
olmuştur. 1969 seçimlerine Trabzon’dan Milliyetçi Hareket Partisi’nin adayı
olarak katılmışsa da kazanamamış, fakülteye dönme teşebbüsleri de başarısız
olunca 1972’de emekliye ayrılmıştır.

     Emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul’a
yerleşen Osman Turan’ı en çok üzen hâdiselerden biri de 1972 yılı Nisan
ayında hiçbir gerekçe gösterilmeden ve savunması dahi alınmadan Türk Tarih
Kurumu üyeliğinden çıkartılmasıdır.

     17 Ocak 1978 tarihinde evinde geçirdiği
beyin kanaması sebebiyle ebedî âleme intikal etmiştir.

 

 

 

YUNUS EMRE KALELİ

     1986 yılında Sivas’ta doğdu. İlk ve orta
öğrenimini farklı okullarda, liseyi Sivas Halil Rıfat Paşa Lisesi’nde
tamamladı. 2009 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Târih
Bölümünü bitirdi. Aynı üniversitede 2012 yılında yüksek lisansını
tamamladı 

     Balkan Savaşları üzerine çalışmalarına
devam ederek biri Fransızca hatırat olmak üzere iki eser neşretti. 2014
yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Anabilim Dalında doktora eğitimine başladı.

     Yayınlanmış
eserleri:
*Falih Rıfkı Atay’ın Yeni İstanbul Gazetesi’ndeki Makaleleri,
*Enver Behnan Şapolyo’nun Zafer gazetesinde tefrikalar halinde kaleme aldığı,
Mustafa Kemal Atatürk’ün Biyografisi, *R. P. Paul Christoff, Edirne Kuşatması
Günlüğü, *Falih Rıfkı Atay, Ali Suavi, Baş Veren İnkılapçı, *Sâtıa Hanım
Sultan’ın Hâtıralarında Eski İstanbul ve Sosyal Hayat, *Osman Turan’ın
Makaleleri.

 

 

KUŞBAKIŞI

TÜRK
DÜŞÜNCE KÜLTÜRÜ

Remzi Özmen’in 13,5 X 21 santim
ölçülerindeki 496 sayfalık eseri Mart 2020’de yayımlandı.

Tarihin kadim milletlerinden biri olan
Türkler İslam öncesi dönemde de Tanrı’nın varlığına ve Bir olduğuna
inanırlardı. O’nu hayatın bütün sahalarının düzenleyicisi olarak görür O
yaratıcıya muhabbet besler O’nun kendisini başarıya ulaştıran yegâne güç
olduğuna kuvvetle iman ederlerdi. Yer ile gök arasında yaratılan kişioğluydu.
Kişioğluna nizam olarak kut ve töreyi hayat felsefesi olarak görmüşlerdi. Türk
Milleti’nin İslam’ı kabul etmesi insana bakışlarını değiştirmedi. Yönetim
açısında tebaa veya reaya olarak kabul gören vatandaşlık anlayışında herkese
iyi davranmak dinin emriydi.

Türk inanması; insanı eşrefi mahlûk olarak
görür yaratan Allah’a karşı olan sorumluluklarını bildiği gibi O’na karşı
minnet ve sevgide sınır tanımaz. İnsanoğluna akıl gibi bir nimeti veren Yaradan’ın
bazı filleri işlemede kendisine sorumluluk yüklediğinin farkındadır. Bu
sorumluluğunun gereğini yerine getirmek önceliğidir. Öyle ki; ‘gönül’ Çalab’ın tahtı olarak görülür ve
ancak Allah’ın sevgisini kazanmak için insanı hoş tutmak gerektiğine
inanırlardı.

Türk inanması Yüce Allah’ın vereceklerinden
vaat ettiklerinden ziyade verdiklerine hamd etmeyi öncelikli görev görür. Bunun
için yaratılanı Yaradan için hoş tutar. Muhabettullah işin sırrıdır. Korkmak
yerine sevmek uzaklaştırmak yerine yaklaştırmak zorlaştırmak yerine
kolaylaştırmak, ayrıştırmak yerine birleştirmek inanç anlayışımızın esasıdır.

Yazarı Remzi Özmen eserini yazmaktaki
maksadını ‘Türk Milleti’nin tarihin derinliklerinden
getirdiği manevi hayatını yeniden anlamak ve ortaklaşmayı çoğaltıp bu mâniadaki
birlikteliğin oluşmasına katkı sunmak’
olarak açıklıyor.

BİLGEOĞUZ YAYINLARI:

 Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu:
35/B Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65

Belgegeçer:
0.212-527 33 64  e-posta:
bilgi@bilgeoguz.com.tr 
www.bilgeoguz.com.tr

CİHAN HARBİ’NDE
OSMANLI DEVLETİ

Osmanlı
Devleti merkezli olmakla birlikte Birinci Dünya Savaşı’na müdahil / taraf olan
diğer ülkeleri de kapsamına dâhil eden farklı ülke, coğrafya ve cephelerdeki
politik ve askerî gelişmelerle birlikte karşılaştırmalı ve eşzamanlı olarak
savaşı inceleyen altı yıllık bir emeğin ürünü olan ‘Cihan Harbi’nde Osmanlı
Devleti’ isimli eser, gerek kitabın sayfalarında, gerekse de kaynakça bölümünde
görüleceği üzere zengin bir dipnot) ve konuyla alâkalı yerli- yabancı 600 adet
kaynak taramasını ihtiva etmektedir.

Eserde
döneme ilişkin gelişmeler, harbin birbiriyle yakından ilişkili üç kademesi / seviyesi
olan taktik, operatif ve politik bakımından incelenmiştir.

Dr.
İrfan Paksoy’un 16,5 X 23,5 santim ölçülerindeki 632 sayfalık eseri, Nisan
2020’de yayımlandı.

BOĞAZİÇİ YAYINLARI:

 Alemdar Mahallesi Çatalçeşme
Sokağı Nu: 44 Kat: 3 Cağaloğlu, İstanbul Telefon: 0.212-520 70 76 Belgegeçer:
0.212-526 09 77
www.bogaziciyayinlari.com.tr  e-posta: yayin.bogazici@gmail.com bogazici@bogaziciyayinlari.com  

 

 

NEŞENİN
GÜCÜ

Yazdığı kitaplar dünyada yirmiden fazla
dile çevrilmiş ve dört milyondan fazla basılmış olan felsefeci, sosyolog ve
dinler tarihçisi Frédéric Lenoir 192
sayfalık bu kitabında neş’enin izini takip ediyor. Doğu’nun kadim bilgelik
öğretilerinden Batı’nın modern filozoflarının fikirlerine kadar, geniş bir
perspektif içinde neş’enin gücünü ele alıyor. Şen bir insan olmanın bilgelik ve
kemâl ile ilişkisini irdeliyor. Başta sevgi olmak üzere, kendini tanımak, iyilikseverlik,
diğerkâmlık gibi pek çok insanî vasıf ile neşe arasındaki bağlantıyı örneklerle
göz önüne seriyor. Budist gelenek neşenin iki düşmanı olduğunu açıklar: Biri
yakın, diğeri uzak. Yakın düşmanı coşkudur, dünyevî hazlara bel bağlamanın
yarattığı bir sathî sevinçtir. Spinoza bunu ‘pasif sevinçler’ kategorisinde değerlendirir. Uzak düşmanı ise
kıskançlıktır: Başkasının başarısına veya mutluluğuna teessür ile bakmaktır.
Neşe ise sevginin meyvesidir.

BİLGE KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK DAĞITIM SANAYİ VE TİCARET LTD ŞTİ:

Nuruosmaniye Caddesi Nu: 3 Kardeşler Han Kat: 1
Cağaloğlu 34110 İstanbul.

Telefon: 0.212- 520 72 53 Belgegeçer: 0.212-511 47
74

e-Posta: bilge@bilgeyayincilik.com  //  www.bilgeyayincilik.com 

KISA KISA… / KISA KISA…

1-HAYATTA KALMA
REHBERİ:
Zehra
Çelenk / Everest Yayınları.

2-ÖMÜR DEĞER: M. Sadık Aslankara
/ Can Yayınları.

3- KADRO HAREKETİ: Merdan Yanardağ / Destek
Yayınları.

4-LEYLÂ’DAN
MEVLÂ’YA –GÜLNİHAL’E MEKTUPLAR:
İsmail Bilgin / Mihrabat Yayınları

5-NASİHATNÂMe 1 ve
2:
Alev
Alatlı / Turkuaz Kitap.

 

DERKENAR:

Bozuk Türkçe = Yırtık Bayrak

Resmî evrakta dil bozuklarını yapılıyor.
Hatayı bir memurun veya sekreterin dikkatsizliğine indirmek yanlıştır. Resmî
evrakın, gönderilmeden önce kontrolden geçmediği, dil ve imlâ bakımından hiç
tashih görmediği anlaşılıyor. Böylece, kim bilir kaç yüz veya kaç bin kişiye
gönderilen evrakın aynı çirkin dil ve ifade kusurlarıyla malûl olması ihtimali
çoktur.

Resmî dairelere kirli ve yırtık
bayrak asmakla resmî evrakta aksak ve bozuk Türkçe kullanmak arasında, millî sembollere
ve değerlere saygı bakımından, fark yok gibidir. Hava meydanlarında yabancı
dillere, milletlerarası ölçüden fazla yer veren ve saygı gösteren Türk Hava
Yolları’nın Türkçeyi daha iyi bilen memurlar ve sekreterler kullanması beklenir.

Peyami
Safa: Osmanlıca Türkçe Uydurmaca. s:
231, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2018 

Önceki İçerikKıbrıs’ı Anlat Deseler
Sonraki İçerikHâbil Âdem Pelister’i Takdim – II
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.