Osmanlı – 3

28

Yabancı tarihçiler Osmanlı’dan bahsederken adalet ve işlerin devlet kapısında hızlı yürümesinden bahsederek;
burada insanlar hangi din ve ırktan olursa olsun dinlenir.
Bir fakir bir zenginden adalet talep eder.
Mahkemede iltimas yapılmaz.
Bir gayri Müslim müslümandan hak talep eder,
Mahkemede aynı muameleyi görür.
Borçlu borcunu verir, suçlu hemen cezalandırılır.
 Hiç bir dava dört, beş günden fazla bekletilmez.
Gayri müslimin müslümandan hak talep etmesi şöyle dursun.
Padişahı bile dava edebilirdi.
Osmanlıda insan hakları standardı çok yüksekti.
Hukuktan bir anekdot
Fatih Rum inşaat ustası İspilanti’yı kasten yavaş çalıştığı gerekçesiyle cezalandırır.
İspilanti Fatih’ten şikâyetçi olur.
Mahkeme sonucu Fatih suçlu bulunarak cezalandırılmasına hükmedilir.
İşte demokrasi budur İnsan hakkı budur.
Mülkün temeli olan adalette budur.
Bugün Iraklının Doğu Türkistanlının Afganistanlının yeryüzünde zulme uğramış dini dili ırkı rengi ne olursa olsun onların haklarını savunacak .
Cumhurbaşkanı da olsa suçluyu cezalandıracak bir yönetim varsa bizde bilelim.
Bugün bunun bir örneğini Dünyanın neresinde görebilirsiniz?
Osmanlı demokrasi açısından günümüz dünyasından çok ilerdedir.
Osmanlı insanlarla beraber diğer canlıları da düşünürdü.
Günümüz dünyası değil hayvanları insanları bile doyuramıyor.
Kış mevsimlerinde vahşi hayvanların aç kalıpta meskûn mahallere inmelerini engellemek için büyük baş hayvanlar kesilir büyük parçalara ayrılarak yüksekçe yerlere bırakılarak karınları doyurulurdu.
Böylece onlarında yaşamaları sağlanırdı.
Gurabahaneyi laklakanlar (hayvan Hastaneleri) açılarak hasta- yaralı kuş ve hayvanlar tedavi edilirdi.
Avrupa da akıl hastaları içlerine şeytan girmiş gerekçesiyle yakılırken.
İslam dünyası akıl hastalarını su sesi ve tasavvuf musikisiyle tedavi ediyordu.
Medeniyet sadece insanları değil diğer canlılar da düşünmektir.
Osmanlı İslam medeniyetini günümüz batı medeniyetiyle kıyasladığımız zaman farkı fark eder.
Osmanlıyı daha iyi anlama imkânına sahip oluruz.
Osmanlı ne zaman ilmi bıraktı.
Kur’ana sarılmaktan vazgeçti.
İlim adamı yerine beşik ulemaları yetişmeye başladı.
İcat yerine taklide başvuruldu.
Dünyayı doğru okuyamayıp gelişmelerden haberdar olamadı .
Ashabı Kefh misali uyumaya başladı uyanması 300 seneden fazla aldı.
Uyandığında da iş işten geçmişti.
Basiretsiz yöneticilerde işbaşına geçince de koca imparatorluk kartondan kaplan durumuna düştü.
Özbenliğini kendine olan güvenini kaybetti gerilemeye ve yıkılmaya başladı.
Böyle bir dönemde toprak kaybetmeden 33 sene Osmanlıyı başarılı bir şekilde idare eden

Cennet Mekân Abdülhamit Hanı anmadan geçmek haksızlık olur.
Abdülhamit’ten bir anekdot

Abdülhamit (cennet mekân) zamanında Fransa’da Hz. Peygamber (sav)’in aile hayatını konu alan ve hiciv edici bir tiyatro sahnelenir.
Bunu haber alan Abdülhamit Fransa Kralına gönderdiği mektupta derhal bu rezalete son ver.
Aksi takdirde ordumla Paris e girer atıma Senpiyer Kilisesinde arpa yedirmesini bilirim.
Bu ültimatom anında tesirini gösterir oyun sahneden kaldırılır.
Osmanlı çöküş dönemlerinde bile yürekleri hoplatabiliyordu.
Şimdi ise karikatür krizinde başrol oynayan Danimarka’nın başbakanı NATO Genel sekreteri olabiliyor.
 Osmanlı aynı zamanda feraset sahibi idi dostunu düşmanını bilirdi. Tabi’i ki istisnalar hariç. Abdülhamit’e imparatorluğu bir karış toprak kaybetmede 33 sene nasıl yönettin diye sorarlar.
Cevaben
Bir İngiliz, bir Rus, bir Fransız elçisi çağırır onlardan istişare eder çoğu zaman onların dediğinin tersini yapardım.
İsabet ederdi. der.
Çünkü ayıdan post, batıdan dost olmayacağını biliyordu.
Basiret herkesi düşman bellemeden dostu düşmanı doğru tespit edebilmek   Dünyadaki gelişmeleri doğru yorumlayabilmektir.
Cennet Mekân Abdülhamit Vatan toprağı Filistin i Siyonistlere para karşılığı satmamanın bedelini taht tan indirilmek ve yıllarca kızıl Sultan (vatan haini ) olarak anılmakla ödedi.
O zamanki dış borçlar sebebiyle düyunu umumiye ilan edilmiş. devletin tüm gelirlerine batılılar yani bugünkü deyimi ile o günün İMF’si tarafından el konulmuştu.

Bu durumdan faydalanarak büyük paralar karşılığında Filistin’den toprak satın almak isteyen Siyonist heyeti ‘Vatan toprağı parayla satılmaz’ diyerek huzurundan kovmuştu gerisi malum Abdülhamit Han’ı anlamadan Filistin sorununu doğru anlamakta çözmekte mümkün değildir.
Batıdan dost olmayacağı Abdülhamit in tahttan indirilişinden hemen sonra kendini gösterdi. Basiretin yerini teslimiyet alınca kendi elinizle kendi sonunuzu hazırlarsınız. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Osmanlı o kadar büyük bir milletti ki yıkılış döneminde bile  Mustafa Kemal,  Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir vb. komutanlar  Mehmet Akif Ersoy gibi şair,  Elmalılı Hamdi Yazır gibi din âlimleri yetiştirebilmişti.

Cumhuriyet yönetimi olarak bu değerlerin üzerine bir şey ilave edemediğimiz gibi onların bir benzerlerini de yetiştiremedik.Ders alınmadığı müddetçe tarih tekerrürden ibarettir.
Tarihten ders almak temennisiyle
Ruhları şad mekânları cennet olsun…

Bu yazının akabinde 5 bölüm halinde hacim kütle meselesini işleyeceğiz.