Ortaçağda Türkler, Moğollar, İranlılar (Kaynaklar ve Araştırmalar)

41

16,5 X 23,5 santim ölçülerindeki
595 sayfalık eserinde Prof. Dr Osman
Gazi Özgüdenli
, Ortaçağ döneminin Türkler, Moğollar ve İranlılar tarafından
belirlenen tarihini inceliyor.

Eser, Ön Söz ve Dizin sayfaları
hâriç, 4 bölümden oluşuyor. Birinci Bölüm Selçuk Tarihi araştırmalarına tahsis
edilmiş. Bu bölümde Nizâmü’l-Mülk’ün (1018-1072) Siyasetnâmesi ve Vasiyetnamesi,
Selçuklu Çağında Hayat, Dil ve Edebiyat, Selçuklu Sultanlarının Şiirleri,  13 ve 14. Yüzyıllarda Anadolu’da Tarih
Yazıcılığı, Harezmşah Hükümdarlarına Ait Şiirler alt başlıkları yer alıyor.

 İkinci bölüm Moğol tarihine tahsis edilmiş. Ara
başlılar şöyle sıralanıyor: Orta Asya göçebe kavimlerinde devlet kurma süreci,
Cengiz Han ve Moğol İmparatorluğu, İlhanlılarda hükümranlık telakisi ve hükümdar
algısı, Türkiye’de Moğol tarihi ve kültürü araştırmaları (1923-2017) ve Taclu
Hanum.

Üçüncü Bölümde Dil, edebiyat ve
kültür tarihi üzerine araştırmalarla alâkalı makaleler bulunuyor.

Dördüncü bölümde İstanbul kütüphanelerinde
bulunan Farsça yazmaların hikâyesi ile Tarihte yazma kitapların mülkiyeti ve
alım satımı konuları hakkında bilgi veriliyor.

Sultan Alparslan’a 9, Sultan
Melikşah’a 20 yıl hizmet eden Nizamülmülk, Fars asıllı olmasına rağmen Türklere
hizmeti, Nizamiye Medreseleri ve Siyasetname isimli kitabı ile tarihte önemli
bir yer edinmiştir. Türklere hizmet ettiği kadar, belki de daha fazlası için
devletin imkânlarını akrabaları için kullanmıştır. Şafiî mezhebine mensup oluşu
sebebiyle de Hanefi Müslümanlara haksızlık etiği de bilinmektedir. Hayatının
son yıllarında ise Sultan Melikşah’la arası açılmıştır. Bu bilgileri ve daha fazlasını
Prof. Özgüdenli’nin tespitlerinden öğrenmek mümkündür:

Nizâmu’l-Mulk’e yöneltilen en temel
suçlama, yakınlarına çıkar sağladığı idi. Gerçekten de başta on iki oğlu, pek
çok torunu, damatları ve azatlı köleleri olmak üzere, vezir ile ilişki içerisinde
bulunan pek çok kimse Selçuklu devleti içerisinde önemli görevlere tayin
edilmişler, zamanla da büyük servetlere sâhip olmuşlardı. Bu kimselerin yetki
ve konumlarından güç alarak zaman zaman şımarık davranışlarda bulunmaları
Sultan Melikşah’ı rahatsız etmeye başladı. Buna Nizâmu’l-Mulk hakkındaki
şikâyetler de eklenince, sultan ile vezir arasında soğukluk ortaya çıktı. Bu
soğukluk giderek derinleşti ve 1092 yılı sonbaharında karşılıklı suçlama ve
tehditlerle büyük bir krize dönüştü.

Sultan Melikşah, yaşlı vezirinden duyduğu
rahatsızlığı, ona gönderdiği son derece ağır bir mektupta dile getirdi. Sultan,
Tâcu’d-devle ve Mecdu’l-Mulk el-Balâsânî ile gönderdiği mektubunda vezire şöyle
demekteydi: ‘Sen benim devletimi ve
memleketimi istilâ eyledin, evlâtlarına ve damatlarına verdin. Bunlar benim
adamlarıma saygı göstermiyor, halka zulmediyor, sen de bunlara müsaade
ediyorsun. İster misin ki, vezirlik divitini elinden, sırığını da başından
alayım ve halkı tahakkümünüzden kurtarayım
?’ Ancak Nizâmu’l-Mulk’ün cevabı
da en az sultanın mektubu kadar ağır oldu: ‘Devlete
benim de ortak olduğumu bilmiyor musun? Vezirlik diviti ve sarık senin tacın
ile o derece alâkalıdır ki, diviti aldıktan sonra tâc da kalmaz, gider
.’ Bu
ağır cevaba karşılık vermeyen sultan, 1092 yılı sonbaharında başşehir
İsfahân’dan Bağdad’a hareket etti. Nizâmu’l-Mulk de kısa süre sonra sultanın
peşinden yola koyuldu.  Ancak Nihâvend
yakınlarındaki Sehne isimli bir köyde konakladığı sırada, 14 Ekim 1092 Cuma
akşamı, arzuhal vermeyi bahane ederek huzuruna çıkan Ebû Tâhir-i Arrânî isimli
bir Bâtınî fedaîsi tarafından düzenlenen suikast neticesinde öldürüldü.  Fedaî, Nizâmu’l-Mulk’ün orada bulunan
adamları tarafından derhâl katledildi. Nizâmu’l-Mulk’ün naaşı İsfahân’a
nakledilerek Karrân mahallesinde defnedildi.

Nizâmu’l-Mulk’ün öldürülmesi, Selçuklu
devletini uzun süre sarsacak olan büyük bir kargaşa ve iç savaş döneminin
başlangıcı olmuştur. Sultan Melikşâh, Nizâmu’l-Mulk’ün adamları ve yakın
çevresi tarafından suikasttan sorumlu tutulmuştur. Suikastın arkasında kimin
yer aldığı hususunda Selçuklu kaynaklarında farklı bilgiler zikredilmiştir:
İbnu’l-Esîr,  Sadru’d-dîn el-Huseynî ve
İbnu’l-Adîm gibi bazı müellifler, Nizâmu’l-Mulk’ün doğrudan veya dolaylı olarak
Sultan Melikşâh tarafından öldürüldüğünü iddia etmişlerdir. Buna karşılık bazı
müellifler Nizâmu’l-Mulk’ün katlinde Sultan Melikşâh’ın hanımı Terken Hatun
veya Hasan-ı Sabbâh’ın rolünün bulunduğunu belirtmişlerdir.  Bazı kaynaklarda ise sultanın, vezirinin
vefatına çok üzüldüğü ve yemin ederek olayla ilgisi olmadığını belirttiği
kaydedilmiştir.  Öte yandan bazı kaynaklarda
da sultanın suikast ile ilişkisi olmadığı hâlde, Nizâmu’l-Mulk’ün katlini
öğrendiği zaman memnun olduğunu zikredilmiştir.

Nizâmu’l-Mulk’ün öldürülmesinden sonra
Selçuklu devletinde peş peşe çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Nizâmu’l-Mulk’ten
boşalan vezirlik makamına Terken Hatun’un yakın adamlarından Tâcu’l-Mulk
Ebu’l-Ganâ’im tâyin edilmiş, ardından da Nizâmu’l-Mulk’ün pek çok adamı tasfiye
edilmiştir. Bu esnada Terken Hatun’a yakınlığı ile tanınan vezir Ebu’l-Ganâ’im’in
de etkisiyle, Melikşâh’ın büyük oğlu Berkyaruk veliahtlıktan azledilerek yerine
Terken Hatun’dan doğan ve henüz beş yaşında bulunan diğer oğlu Mahmûd veliaht
tâyin edilmiştir. Sultan Melikşah, vezirin katledilmesinden yaklaşık beş hafta
sonra, 18-19 Kasım 1092 Cuma gecesi Bağdad yakınlarında şüpheli bir şekilde
vefat etmiştir. 

Eserin ilk sayfalarında yer alan
bu bilgiler, okuyanları sonraki bölümleri okumaya zorluyor.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal
Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer:
0.212-251 00 12 e-Posta:
otuken@otuken.com.tr  www.otuken.com.tr 

 

 

Prof. Dr.
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ

     1973 yılında Kayseri’de doğdu. Kırşehir
Çiçekdağı Lisesi (1988) ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi
Târih Bölümü’nden mezun oldu. (1992) Aynı bölüme araştırma görevlisi olarak
intisap etti. (1993) Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde
Sultan Sencer ve Karahitâylar -Katavân Savaşı (536/1141)- başlıklı çalışması
ile yüksek lisans (1994), Gazan Han ve Reformları (694/1295-703/1304)
başlıklı çalışması ile de doktora eğitimini tamamladı (2000). Tahran
(1995-1998), Berlin (2005-2007), Oxford, Cambridge (2009) ve Londra’da
(2011-2012) Ortaçağ Türk târihiyle ilgili kaynak ve vesikalar üzerine
araştırmalarda bulundu. Araştırmaları daha çok İslâmî yazmalar, İslâmî
nümismatik, Selçuklu târihi, İlhanlı târihi ve Türk târihinin İran
coğrafyasındaki seyriyle ilgili muhtelif konu ve meseleler üzerinde
yoğunlaşmaktadır.

     Encyclopaedia Iranica (New York),
Encyclopaedia of İslam, Three Edition (Leiden), Dâ ’iretu ’l-Ma‘ârif-i
Bozorg-i İslâmî (Tahran), Dânişnâmeyi Cihân-i İslâm (Tahran) ve Türkiye Diyânet
Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde (İstanbul) çok sayıda makale kaleme alan
Özgüdenli’nin başlıca çalışmaları arasında; Turco-Iranica: Ortaçağ Türk-İran
Târihi Araştırmaları (Kaknüs Yayınevi, İstanbul 2006); Moğol İran’ında
Gelenek ve Değişim: Gazan Han ve Reformları (1295-1304) (Kaknüs Yayınevi,
İstanbul 2009); Selçuklular, I, Büyük Selçuklu Devleti Târihi (1040-1157)
(Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Yayınları, İstanbul 2013);
İran der‘asr-i Selcûkiyyân [Selçuklular Zamanında İran], Câmi’yi Târîh-i İran,
Merkez-i Dâ’ireu’l-Ma’ârif-i Bozorg-i İslâmî, Tahran 1393/2015) sayılabilir.

     Hâlen Marmara Üniversitesi Türkiyat
Araştırmaları Enstitüsü’nde görev yapmakta olan Özgüdenli 2003 yılından beri
Encyclopaedia Iranica’nm Ortaçağ Türk-İran ilişkileri alanında danışman
editörlüğünü ve 2018 yılından beri Türk Târih Kurumu Bilim Kurulu Üyeliği’ni
yürütmektedir.

 

 

KUŞBAKIŞI

BEKTAŞİLERİN SERENCAMI

19. yüzyılın
başlarında Bektaşi’ler büyük bir felâketle karşılaştılar ve dönüşüm yaşadılar.
1826 yılında Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı ile birlikte yasaklanıp Bektaşi
tekkeleri kapatıldı ve yıktırıldı. Dervişler sürgün edilirken emlâk ve eşyaları
ellerinden alındı. Bu yıllarda Bektaşi kıyafetiyle dolaşmak dahi yasaktı. Fahri Maden’in Bektaşi’lerin Serencamı isimli eseri, yasaklı yıllarda Bektaşilerin
yaşadıkları bu var olma mücadelesi ile geçirdikleri değişim ve dönüşüme kapı
aralıyor. Yedi başlıktan meydana gelen bu çalışma 19. yüzyılda yaşananlardan
hareketle bugünü de anlamayı kolaylaştırıyor.

Fahri Maden’in telif
etiği eser, 13,5 x 19,5 santim ölçülerinde 180 sayfadır.

KAPI YAYINLARI:

  Ticarethâne Sokağı Nu: 53 Cağaloğlu, İstanbul. Tel: 0 212-511 53 03

e-posta: bilgi@kapiyayınlari.com /   www.kapiyayinlari.com 

 

 

KOKU İLMİ

Koku, tarihler
öncesinden gelip yanımıza sığınan eşsiz bir yâren… Atalarımızın hatıraları,
yoluna koymak istedikleri yöntemler, bazen bir strateji bazen dimağ
yöneticisidir.

Nilhan Osmanoğlu okuyucuyu koku ikliminde sessiz bir
yolculuğa çıkarıyor.

Koku, her daim
uyanık, her daim tetiktedir. Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’de söylediği gibi
koku gizlenemez.’

Kokuyu elinize
aldığınızda ise aynı tarihî yolculuk başlar. İnsanın ve tabiatın kendisine
götürür.

İnsanoğlunun koku
uğruna nasıl hazırlıklar, nasıl yöntemler geliştirdiğini gördüğünüzde hayran
kalacağınız nâzenin, engin bir denizdir. Sâdece insanın fıtratına muasır olmadığının
garantisi… Diğer mahlûkatların nasıl kokuyla var olduğunun habercisidir.

Kitabın yazarı Nilhan Osmanoğlu; okuyucuyu kokunun
ikliminden bütün kokular dünyâsına hoş bir seyahate çıkarıyor. Biraz lavanta
biraz amber biraz da portakal ile her şeyin değişebileceği düşüncesiyle…
(Tanıtım yazısından alınmıştır.)

Mart 2020’de
yayınlanan kitap, 13,5 X 19,5 santim ölçülerinde ve 180 sayfadır.

MOTTO
KİTAP:

 Mimar Sinan Mahallesi, Tavukçu Bakkal Sokağı
Nu: 4 Dâire: 1 Üsküdar, İstanbul.

Telefon: 0.552-435 34 85, Belgegeçer:
0.216-695 10 75

e-posta: bilgi@mottoyayinlar3.com  //  www.mottoyayinlari.com 

 

 

 

MACAR TURANCILARI

Tarık Demirkan’ın yazdığı eser, 183 sayfa ve 14,5 X 21,5
santim ölçüsüyle Nisan 2020’de yayımlandı.

Macaristan Turan
Cemiyeti, toplumun önde gelen bilim insanlarının, siyasetçilerinin ve
yazarlarının bir araya gelmesiyle 1910 yılında kuruldu. 1913’te de Turan
dergisini çıkardı. İddiası, Macar ve Türk halklarının tarihi akrabalığı ve
Macar kavminin Asya kökenli olduğuydu. Cemiyetin çalışmaları o yıllarda
Macaristan’da yaygın bir Türk varlığına da işaret ediyordu. Kimdi bu
Macaristan’daki Türkler? Turan Cemiyeti nasıl bir teşkilattı? Bütün
kurumlarıyla çöken bir imparatorluğun atmosferinde mükemmel işleyen bir yapıyı
nasıl oluşturmuştu? Dr. Tarık Demirkan
bir yandan Macaristan Turan Cemiyeti’ni anlatırken, bir yandan da Türklere özgü
gibi görünen Turancılık ideolojisinin aslında bir başka milletin aydınları
tarafından yaratılmış olmasını irdeliyor. Türkiye’de 20. yüzyılın hâkim
ideolojilerinden olan Türkçülük ve Turancılık gerçekten de Türkiye dışından
ülkeye taşınan ideolojilerdi. Türkçülük, öncelikle Türkiye’ye göçen Tatar ve
Kırım Türklerince sistemli bir düşünce yapısına kavuşturulmuştu. Turancılık ise
Macarlar tarafından, Türkleri de içeren, ama Macar milletinin önderi olacağı
bir dünya düzeni olarak tasarlanmıştı. Macar
Turancıları
isimli eser, Turancılığın aşağı yukarı aynı yıllarda boy veren
Türkiye’deki Türkçülük üzerindeki etkilerini de ele alıyor.

SELENGE YAYINLARI:

Ticarethane Sokağı Nu: 41
Tevfik Kuşoğlu İşhanı 24 Cağaloğlu, Fatih, İstanbul.

Telefon:
0.212-514 45 73  Belgegeçer: 0.212-511 09
35 e-posta:
bilgi@selenge.com.tr  //  www.selenge.cm.tr 

 

KISA KISA… / KISA KISA…

1-SUÇSUZLUĞMU AFFET: Zafer Acar.
Okur Kitaplığı.

2-Peygamberimizden
TESELLİLER Mutlu Olma ve Mutlu Etme Sanatı:
Mehmet Dikmen / Demlik Yayınları  

3-ÇERKES SOYKIRIMI: Ali Kasumov-Hasan Kasumov. Tercüme: Orhan Uravelli. Kafkasya Derneği
Yayını.

4-TÜRKİYE’DE ALEVİLİK BEKTAŞİLİK: Prof.
Dr. Ethem Ruhi Fığlalı. Selçuk Yayınları.

5-KAFKASYA TÜRKLERİ: Mehmed Emin
Resulzâde. Yayına hazırlayanlar; Dr. Yavuz Akpınar, İrfan Murat Yıldırım,
Selahattin Çağın. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

 

DERKENAR

 

SİYASETNAMELER
HAKKINDA…

 

‘Siyâsetnâme’
denildiğinde ilk akla gelen eser, Nizâmü’l-Mulk’e âitir. ‘Siyâsetnâme’ olarak
anılabilecek ilk eser, Hz. Ali’ye ait olduğu bilinen Nehcü’l Belâga isimli eser
içerisinde yer olan, uzun bir mektuptur.  Pendnâme 16. Yüzyılda yazıldı.

Gazali’nin
Türkçe’de Nasihatü’l-Müluk adıyla
yayımlanan kitabı Sultan Sencer’in emriyle kaleme alınmış bir eserdir ve
hükümdarın huzurunda geçen, kelama ilişkin konuşma ve tartışmaları ihtiva eder.

Keykâvus
bin İskender’in 1082’de oğlu Gilan Şah için Farsça yazdığı Kâbusnâme yazarın bütün kuşaklara öğütler verdiği bir ahlâk ve siyâset
kitabı niteliğindedir. Çeşitli dünya dillerine ve Türkçeye de birkaç defa
çevrilen eser, İran’da dokuz defa basılmıştır. Farsça diğer Siyâsetnâmeler
arasında Büzürcmihr’in Muzaffername adıyla
manzum ve düzyazı olarak Türkçeye çevrilen Nasihatnâme‘si,
Hemedani’nin gene birkaç defa dilimize çevrilen Zahiretü’l-Mülûk‘u,  1470
yılında ölen Bistami’nin, Türkçeye 1868 yılında Tuhfe-i Mahmud-ı Muhteşem adıyla çevrilen Tuhfe-i Mahmudiyye‘si, 14. yüzyılda yaşayan Şirazi’nin Ahlakü’s-Saltanat adlı kitabı,
Semerkandî’nin Ağrazü’s-Siyase fi
İlmi’r-Riyase
‘si, Cafer bin İshak’ ın Mizanü’l-Mülüki
ve’t-Tava’ifi
sayılabilir.

Türk
edebiyatının en ünlü Siyâsetnâmesi Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig adlı kitabıdır. Türk Dil Kurumu’nun 1942 ve 1943’te
bilinen üç yazma nüshasının tıpkıbasımını gerçekleştirdiği Kutadgu Bilig’de
devlet yönetme anlayışı hikâye biçiminde anlatılır. Genelde İslam etkisiyle
kaleme alınmış olmakla birlikte eser eski Türk toplumunun din, aile düzeni ve
ahlak anlayışı, devlet ve saray teşkilatı, gelenek ve görenekleri konusunda ilgi
çekici bilgiler verir.

Diğer
Türkçe Siyâsetnâmeler arasında Şeyhoğlu Mustafa’nın Kenzü’l-Kübera ve Mu-hekkü’l-Ulema‘sı, Lutfi Paşa’nın 1910 1982
yıllarında  basılan Asafname‘ si, Gelibolulu Mustafa Âli’nin, 1979 yılında basılan 2
Ciltlik  Nasihatü’s-Selâtin‘i, Defterdar Mehmed Paşa’nın, 1935 yılında Türk
alfabesi ile ve 1969 yılında günümüz Türkçesine çevrilerek Devlet Adamlarına Öğütler adı ile 
basılan  Nasayihü’l-Vüzera ve’l-Ümera isimli kitabı, Nergisî’nin Vaslü’l-Kâmil fi Ahvalü’l-Veziri’l-Adil‘i
sayılabilir.

 

NİZAMÜ’L-MULK’TEN
SEÇMELER:

 

Pâdişah, herhangi bir kimseye büyük bir makam
verirse birini gizlice ve makam verdiği kişinin bilmeyeceği şekilde, onun
faaliyetlerini bildirmesi için müfettiş olarak görevlendirmelidir.

 Yükselmiş
ve büyük kimseler o makama gelinceye kadar birçok sıkıntı çekmiş olmalıdırlar.

 Elçiler
kusur arayıcıdırlar. Gönderildiği memleket ve padişahında kusur olan ne şeyler
olduğuna bakar dururlar ve sonra o padişaha bu kusurlardan dolayı ayıplama ve baş
kakıncı gelir.

Önceki İçerikİngiltere’den Tespitler (32)
Sonraki İçerikYunanistan Mısır’ı Dublör Olarak Kullanmak İstiyor
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.