Müzikli Maarif Takvimi

202

Müzikli Maarif Takvimi programını ilk defa Türk Musiki Vakfı Başkanı Sanatçı Mehmet Güntekin’in yönettiği Seyrantepe TURİNG’te izledim. Doğrusu ne olduğunu da merak ediyordum. Oysa İstanbul’da kültürümüzün alabildiğine zengin, derin ve geniş karakterini oluşturan Müzikli Maarif Takvimi etkinliklerinin sayısı nerede ise elliyi geçmiş meğer.

Müzikli Maarif Takvimi’nde, tarihin sayfalarında gelişen olayların musikimize yansımaları mercek altına alınarak konu ediliyor. Böylece Türk ve Dünya Tarihine mal olmuş tarihi, sosyal, edebi, fikri, teknik ve sanat olaylarının musiki kültürümüzle arasındaki şaşırtıcı benzerlik, örtüşme ve bağlantı ortaya çıkarılıyor.

Ekim ayı programını böylece izleyerek Müzikli Maarif Takvimi konusunda bilgi sahibi oldum, bir değişik keyif, yeni bilgi, heyecan ve muhabbet yaşadım.

Kalamış’a Gidiliyor Önce

TURİNG’in çok amaçlı, sahnesine Mehmet Güntekin başkanlığında kanun ve kemençe sanatçıları Taner Soyacıoğlu ve Lütfiye Özer ile solistler Taha Aras ve Ezgi Yüksel birlikte çıktılar. Mehmet Güntekin önce Müzikli Maarif Takvimi programı hakkında bilgi verdi, bilgisayardan belgeleri sahneye yansıttı ve sonra sanatçılarla beraber uygulamaya geçti.

Ekim ayında ilgimizi çekecek bakalım neler olmuş, musikimize nasıl yansımış göreceğiz.

Bestekar Nazmi Atlığ ve oğlu Türk Musiki Koro Şefi Dr. Nevzat Atlığ, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay Türk Sanat Müziği Korosunun kurulmasını onaylıyor, 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül koroya resmi kaynak ve kadro aktarıyor, aynı zamanda doğum günü, Sanatçı Cemal Reşit Rey dünyaya geliyor, Şair Behçet Kemal Çağlar da öyle. Bestekar Münir Nurettin ve oğlu Timur Selçuk görüntülendi sahnede. Resimleri anında sahneye yansıtıldı. Sonra da Solist Taha Aras mikrofona geçti ve güftesi Behçet Kemal Çağlar’a, bestesi Münir Nurettin Selçuk’a ait eseri okumaya başladı; “Yok başka yerin lütfu ne yazdan ne kıştan/ Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış’tan/ İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar/ Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar/ Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar/ Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış’tan”

Ekim’de Neler Neler Oldu?

Sonra Mehmet Güntekin yine anlatmaya başladı Ekim ayındaki olayları ve maruf kişileri. Eski musikimizi yeniyle taşıyarak örtüştüren bestekar Muallim İsmail Hakkı Bey, Nevruz makamında Cumhuriyet eserini besteledi. İstiklal Marşı’nı kendi sesiyle okudu.

10 Ekim 680 yılında Hasan-Hüseyin Efendilerimiz şehit edildi. Türkiye’de ilk mezhep odaklı olan Türkiye Birlik Partisi kuruldu. Ünlü mutasavvıf Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri vefat etti. Şair, dil bilimci, politikacı, Türk Dil Kurumu kurucusu, Şair Oktay Rıfat ve Semih Rıfat’ın babası Samih Rıfat Horozcu Bektaşi nefeslerine öncülük etti. Bestelenmiş söz konusu eseri Solist Ezgi Yüksel başarıyla okudu; Ezelden aşıkım ben Muhammed Mustafa’ya/ Feda olsun hayatım Al-i Abaya/ Acır bi-şübhe onlar bu ruh-i bi nevaya/ Kabul etsin erenler kul oldum mürtezaya/ Ne sabrım kaldı artık, ne aram-ü kararım/ Hüseyn’in ateşiyle yanar kalb-i nizarım/ Tutar eflaki her şeb figanım ah ü zarım/ Revandır seyl-i eşkim feza-yı Kerbela’ya”

ISTIRAP; YÜREĞİN AH ETMESİ VE KANATLARIN OLMAMASI

Muhsin Bey filmi(1987) geldi gündeme. Oyuncuları usta sanatçı Şener Şen ve Uğur Yücel ile yöneticisi Yavuz Tuğrul. Taşradan meşhur olmak için İstanbul’a gelen ve zengin olan bir genç  arabeskçi ile geçim sıkıntısı çeken hocası klasikçi arasında gelişen olaylar. Sadi Hoşses’in bestesiyle filmin meşhur şarkısını sanatçılar birlikte söyledi; “Ağlamakla, inlemekle ömrüm gelip geçiyor/ Devası yok garip gönlüm günden güne ah ediyor/ Feryadıma, efganıma kimse bir ses vermiyor”

Heyecanla bekliyorum Ekim ayında başka neler var. Hava Harp Okulu açıldı. Sonra ilk özel İstanbul Hazerfan Havaalanı da öyle. Arap isyanlarından kaçarak İstanbul’a sığınan Mısırlı Ali Haydar Paşa’nın oğlu, Safiye Ayla’nın eşi, ressam ve bestekar Şerif Muhyittin Targan geçim sıkıntısı çekince Amerika’ya gidiyor. Konserler veriyor, meşhur oluyor. Yakın arkadaşı ve hamisi ise Amerikan Başkanı Roosevelt’in oğlu Hava Kuvvetlerinde asker Arşiment, kendisini bir gün Japonya’ya davet ediyor. Ancak gidecek parası yok. Bunun üzerine ünlü bestekar ve viyolonsel Şerif Muhyittin Targan “Keşke kanatlarım olsaydı” adlı eserini besteliyor. Mehmet Güntekin konuklara sanatçının Keşke Kanatlarım Olsaydı adlı eserini, bizzat Şerif Muhyittin Targan’dan dinlettirdi.

“Benim Gönlüm Bir Kelebek”

Konserimiz gittikçe tat ve bilgi veriyor.

Lozan Antlaşması Türkiye’deki azınlık dini gruplara çok fazla hak verdi. Ancak Ermeni cemaat liderleri bu haklarından vaz geçerek, Türk vatandaşı olup, Türkiye’de yaşamayı seçtiler. Bestekar sanatçı Karnik Garmiyan onlardan biri. O yıllarda moda gibi salgın bir hastalık olan sarılık-kara sarılıktan vefat etti. Ermeni bestekar Kemani Tatyos Efendi de bir başkası. Hüseyni şarkı “Çektim elimi, bağlı buldum yar hevesinden/ Çektim elimi bağlı buldum dünya hevesinden” şarkısını da yine sanatçılarımızdan dinledik.

Ünlü ud virtiözü ve bestekar Ahmet Sedat Öztoprak, Tanburi Cemil Beyin oğlu Mesut Cemil, Asker ve politikacı, Ege, Yunan İşgalinden kurtulduğunda İzmir’e ilk giren 5. Süvari Kolordu Komutanı Fahrettin Altay Paşa, yine bir gün açık hava konserinde Münir Nurettin Selçuk, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Tanburi Cemil Bey’in oğlu Mesut Cemil bir araya gelerek güftesi Orhon  Seyfi Orhan’a, bestesi Nazmi Atlığ’a ait nihavent eseri birlikte dinliyorlar; “Benim gönlüm bir kelebek/ Dolaşıyor çiçek çiçek/ Tükenecek ömrü böyle/ Çırpınarak titreyerek/ Ne şerefli bir adı var/Ne bir büyük maksadı var/ Her gün biraz zedelenen /İpek gibi kanadı var”

Kadıköylüm

Kıyafet-Şapka Kanunu ekim ayında hayata geçirilmiş. Dolayısıyla eşraf olsun, köylü olsun şapka giymek durumunda bir zamanlar. Giymeyenler cezalandırılıyor. Hemen bir şarkı dolaşıyor dillerde “Benim de kasketim var!” Sonra “Üsküdar’a gider iken” şarkısı da öyle. Diyor ki güftede “Katibimin setresi uzun, eteği çamur”! Setre paltodan kısa uzun ceket. Bu kanundan sonra epeyi eser ortaya çıkıyor; “Setiremin aman düğmeleri bir sıra/ Çek kır atını ben gidiyorum Mısır’a/ Bakma yârim aman dün geceki kusura/ Yandım aman Kadıköylüm/ Pek yazık oldu şanına/ Üç-beş liraya bir gece yatsan yanıma/ Setiremin düğmeleri basmadır/ Benim yârim karakaşlı, kara gözlü yosmadır/ Hem yosmadır aman, hem de güzel haspadır/ Yandım aman Kadıköylüm, pek yazık oldu yanına” şarkısını örnek verebiliyoruz. Deniz Kızı Eftelya söylüyor bu Kadıköylüm şarkısını genelde.

Elektrik, ses kaydı, film çekme makinası gibi sektörlere büyük katkısı olan Amerikalı Thomas Edison, yine Bestekar Münir Nurettin Selçuk, Sanatçı Behzat Budak. Ekim ayı ile birlikteler. Şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiirinden bestelenen eseri “Ne doğan güne hükmüm geçer/ Ne halden anlayan bulunur/ Ah aklımdan ölümüm geçer/Sonra bu bahçe, bu kuş, bu nur!” Bu nefis besteyi sanatçılardan dinledik.

Para Değil Altın Alan Sanatçı

Gazeteci müşerref Hekimoğlu’nun vefatı ekim ayına rastlar. Bestekar Mısırlı İbrahim Efendi’nin kızıyla yaptığı röportajın bir yerinde Yazar Müşerref Hekimoğlu, Mısırlı İbrahim’in hiç para almadığını, sadece altın istediğini öğrenir. Sanatçılarımız güftesi Refik Ahmet Altınay’a ait Mısırlı İbrahim’in “Sırma saçlı yârimin can bahşederken işvesi/ Badeye revnak verir, canlar yakan gül busesi” eserini öyle okudular ki salon alkıştan yıkıldı.

Ünlü opera sanatçısı, tenor, rejisör, oyun yazarı Cemal Sahir ekimde vefat etti. Osmanlının resmi gazetesi olan Takvim-i Vekay’i yayınlandı. Sokullu Mehmet Paşa şehit edildi. Ünlü bestekar Lem’i Atlı, Carmen Operasını ezbere biliyordu. Aynı zamanda hanende, İstanbul ile özdeşleşen müzik adamı Lemi Atlı’nın bir eserini dinledik böylece; “Sine-i suzanına ahım yeter/ Perişan oldum Allahım yeter” Yetim büyüyen Lemi Atlı, İstanbul’da geçinmek için iş bulamayınca İzmir’e giderek Belediye’de çalışıyor. Daha sonraki yıllarda İstanbul’a yeniden dönüyor.

Şehidin Vedası: Sevdalinka

Rejisör Halit Refiğ ekim ayında hayata veda etti. Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı, kahraman yönetici, bilge kral Aliya İzzet Begoviç’in anıları dinledik Müzikli Maarif Takvimi’nde. Soz konusu günde özel hava yolu şirketi Top Air ilk seferini yaptığı Saraybosna uçağında Halit Refiğ, Mehmet Güntekin de uçuyor. Birleşmiş Milletler askerlerinin gözü önünde işlenen cinayetlerin hatırası her an yenileniyor uçakta. Şehidin Vedası, Boşnakça Sehidski Rastanak şarkısı da bunlardan biri; Sevdalinka. Genelde Sevdalinka’nın beste ve güftesi bilinmiyor, anonim oluyor ama her kesimin dilinde ve gönlünde. Sevdalinka- Şehidin Vedası uçakta söylenmekle kalınmıyor, daha sonra Saraybosna’daki salonda da seslendiriliyor. Hem de üç defa. Salon ayakta. Boşnak sanatçı Saffet İzoviç de orada. Böylece mehter repertuvarı bir eser daha kazanıyor. Şehidin Vedası adlı Boşnakça eseri solistler Ezgi Yüksel ve Taha Aras’ın arasına katılan Mehmet Güntekin üçlüsü seslendirdi, salon duygulandı. Saraybosna’da medeni bilinen Avrupa’da Sırplarca katledilerek toplu mezarlara gömülen mağdur ve mazlum Boşnak halkının tarihi serüveni bir sinema şeridi gibi gözlerden ve yüreklerden aktı geçti.

Müzikli Maarif Takvimi programını beğendim, tuttum. Keşke okullardaki müzik dersleri de böyle olsa. Daha önce sanatçı Cinuçen Tanrıkorur merhumun teşvik ve katkılarıyla Ankara Arı Sinemasında 1990’lı yıllarda düzenlediğimiz Kani Karaca ve Meral Uğurlu ile Bekir Sıtkı Sezgin’in solist olarak katıldığı “Açıklamalı Klasik Türk Sanat Müziği Konseri”mizi hatırladım. Tercihim ise Müzikli Maarif Takviminden yana. Çünkü burada görsellik, detaylı bilgilendirme, yüzyüzelik ve teknoloji de öne çıkıyor. TURİNG Başkanı Bülent Katkak ve Sanatçı Mehmet Güntekin iyi ki var.