Milletçe El Ele Vermek

57

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından yayımlanan Türk Dünyası Tarih Dergisi’ni okuma alışkanlığı olan herkese tavsiye ederiz. Bu değerli Dergi önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Nitekim, Eylül 2009 Sayısında ismi üzerinde maksatlı tartışma yaratılan Selahattin Eyyübi’nin Türklüğü ele alınmaktadır. Aynı sayıda Avşarların Torun Oymağı da araştırılmıştır (0212 51 10 06).

Batı’yı iyi tanımak gerekiyor. Belçika’da fiziki şiddet görerek öldüğü ileri sürülen Türk mahkûm Mikail Tekin‘in durumunu incelemek üzere cezaevini ziyaret etmek isteyen TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Heyeti’ne izin verilmemiştir. Cezaevinde veya nezarette fiziki şiddet görerek öldürülen Türklerden sadece birisidir rahmetli Mikail Tekin.  Kendi ülkesini zor duruma düşürmek için ellerinden geleni yapan malûm sözde insan hakları koruyucusu çevreler, bu konuda ses bile çıkarmadılar. Çünkü; onların asıl sorunu kendi ülkeleri ile kavgalı olmaktır.

Geçenlerde bir haber dikkatimi çekti. CIA’de başkanlık yapanlar bir araya gelmişler ve Obama’dan işkence soruşturmalarına ara verilmesi için talepte bulunmuşlar. ABD işgal ettiği her yerde sivil halka bile işkence uygulamaktadır. Habere göre, bu soruşturmalar CIA’nin ve ABD’nin itibarını kırıyormuş. Haberi dinleyince Şemdinli’de malûm olaydan kısa bir süre sonra suçlanan kamu görevlileri aklıma geldi. Üstelik bu suçlama icranın başı olan Başbakan tarafından yapılmıştı. Olaydan çok kısa bir süre sonra da Roj TV yayına geçmişti.

Bayramda Urfa’da bir camide Kürtçe hutbe  okunduğu basında yer aldı. Vatandaşın Türkçe ile sorununun olmadığı TRT’nin Güneydoğu’da 1992, 1994, 1998 ve 2000 yıllarında yaptırdığı araştırmada ortaya çıkmıştı.  Kürtçe hutbe, egemenlik haklarını paylaşmaya dönük maksatlı bir teşebbüstür. Türkiye’ye karşı Kürtçe bir malzeme olarak kullanılmaktadır. Bu ve bu gibi olaylara fırsat verenler de maalesef sandıktan çıkıp ülkeyi yönetmekte olanlardır.  Bu da aslında demokrasiyi yıpratmaktadır. Ülkenin ve kendini Türk olarak hissedenlerin Kürtle ve değişik mahalli dillerle bugüne kadar bir sorunu olmadı. Ancak, bundan sonra herhalde olması isteniyor ve ısrarla tahrik ediliyor. Ondan sonra da  “milletçe el ele vermemiz gerektiği” söyleniyor. Siz toplumu böyle ayrıştırırsanız “Türkiye’de başkaları da var. Türkiye sadece Türklerin değil” ve benzeri yanlış ve talihsiz beyanlarda bulunursanız; Türk Milleti nasıl el ele verecek.

Ülkeyi yönetenlerin Mehmet Akif’i ve II. Abdülhamit‘i tekrar gözden geçirmeleri ve ders almaları gerekiyor. Osmanlı’nın son dönemlerinde İşkodra‘da hutbenin nasıl okunacağı ihtilafı çıkar. Bazıları Türkçe, bazıları ise; Arnavutça okunmasını isterler. Konu alevlenir ve çatışmaya dönüşecek noktaya gelir. Soruna II. Abdülhamit müdahale eder. Hutbenin resmiyetle ilgili bir yönü olduğunu belirtir ve Türkçe okunmasını ister.

Aslında eğitim dili devletin dilidir. Mahalli dillerin öğrenilmesine bir engel yoktur ama; öğrenme ile eğitim farklı olduğundan eğitim dili devletin dili ile olur. O da bir dünya dili olan Türkçe’dir. Eğitim dili gibi para basma, vergi toplama, yargı hakkı ve yargı dili, yasa yapma ve uygulama, ordu kurma bir ülkenin egemenlik hakları ile ilgilidir. Ciddi hiçbir devlet bu haklardan hiçbirini devretmek için adam aramaz ve kimse ile paylaşmaz. Ancak, bugün Türkiye’de demokratikleşme adı altında oynanan orta oyununda milli ve üniter yapının federal yapıya dönüştürülmesi ve egemenliği paylaştırılması yönünde eğilimler vardır. Bunlar anayasaya aykırı olduğu gibi; Türkiye Cumhuriyet’ini kuran, milli mücadeleyi gerçekleştiren milli iradeye de aykırıdır. Terör örgütünün isteklerinin önemli bir bölümü, önce Kürt açılımı daha sonra da demokratik açılım adını alan ve hafifletilen bir süreçte gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Şimdi de korucular ile uğraşılmakta,  silahlarını teslim etmeleri gündeme gelmektedir. Artı ve eksileri ile koruculuk sistemi terörle mücadelede ve istihbarat toplamada önemli görevler yerine getirmiştir. Her halde, bundan böyle terörle mücadelede kararlılık sürdürülmeyecektir ki; bu ve benzeri işi sulandırıcı, önleyici engeller ortaya çıkarılmaktadır. “Terörist başının yol haritası da değerlendirilebilir” diyen bir anlayıştan hayırlı bir iş beklenemez. Kürtçe bilmeyen Kürtlükle ilgisi olmayan terörist başının bir broşürde şu ifadesi dikkat çekicidir: “Ben Kürt Halkının mücadelesini bir Kürt olduğum için değil; bir sosyalist olduğum için giriştim” (Öcalan ve Y. Küçük, Kürt Bahçesinde Söyleşi, Anakara 1993, sh. 37). Bir dönem hızlı sosyalist olup da bugün dönenlerin önemli bir bölümü Kürt olmadan Kürtçülük yapmaktadırlar.

Önceki İçerikEğitimsiz Bir Öğretim
Sonraki İçerikTürkiye’nin Büyük Çatısı (5)
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)