Magazinleşen Seçmen ve Tehdit Algılaması

16

Türkiyemiz ve Türk Dünyası için ortak değer olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 77. Ölüm yıldönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Kendisini sadece 10 Kasımlarda hatırlayıp ananlardan olmadık. O, Türk Milleti ile beraber Milli Mücadeleyi yaptı, Cumhuriyeti kurdu ve en önemli emaneti olarak TSK’yıTürk Milletine bıraktı. TSK üzerinde dıştan kumandalı kumpaslar ve tuzaklar kurulurken sessiz ve tarafsız kalanlar, hatta aldatılma gerekçesiyle destek olanlar unutulamaz. Milli devlet ve Cumhuriyetle hesaplaşmaya ve ondan rövanş almaya fırsat kollayanları, milli mücadeleyi kırmak için uğraşan işbirlikçilerin anıtlarını dikenleri, Türk’e karşı ırkçılık yapanları, anayasadan milli kimliği silmeye uğraşanları, Türkçe yer adlarını değiştirenleri, kamu kuruluşlarından T.C’yi silenleri, Ermeni tehcirini yanlış bulup Osmanlı’yı suçlayanları, çözüm sürecini çözülmeye dönüştürüp terör örgütü ve yandaşlarıyla yüz göz olanları unutmamız mümkün değildir.

Türk tarihine bir bütün olarak bakıyor; Osmanlı-Cumhuriyet ayırımcılığını yadırgıyor ve bilim dışı buluyoruz.

1 Kasım Genel Seçimlerini geride bıraktık. Seçim sonuçları seçmenin değişen profilini aslında ortaya çıkarmaktadır. Magazin konularının öne çıktığı ülkemizde, seçmen de magazinleşmiş, ülkeyi kuşatan iç ve dış politika konuları ve ırkçı bölücülük göz ardı edilmiştir. Sayın Başbakan dün sınırlarımızdan yasaları çiğneyerek geçen ve Ayn-el Arap’da (Kobani) savaşmaya giden silahlı peşmerge sürülerinin alınlarından öptüğünü ifade edip başarılar dilerken; bugün doğru bir tespitle ülkenin beka sorunundan bahsetmektedir. Toplumda hafıza kaybı vardır. Vatandaş da magazinleşmiştir. Türk Milleti, millet olma bilincinden uzaklaşmakta; sosyolojik anlamda kalabalıklaşmaktadır. Türk Milletine aidiyet şuurunun yerine etnik, mezhep ve hemşerilik duyguları geçmektedir. Vatandaşımızda tehdit ve tehlike algısı değişmiş, değiştirilmiştir. Terör soslu barıştan yana olup, teröristi gerilla ve demokrasi aşığı gibi gösteren gaflet ve ihanet odakları bugünün ve yarının sorunlarının yaratıcılarıdır. Türkiye artık tehlike algılamasında ülke yararının nerede olduğu konusunda da mutabık olmaktan uzaklaşmakta, yeknesaklığını ve ortak kolektif şuurunukaybetme eğilimindedir. Bu durum ortak düşünme mekanizmalarını köreltmekte ve adeta ufalamaktadır. Bizi terör örgütü ile görüşmeye zorlayanlar, müzakere ortağı yapanlar, TSK üzerinde kumpas kurduranlar, teröriste her türlü desteği sağlayan sözde dostlar, tehlike algılamasındaki değişikliğin dış dinamikleridir. Bu durum dün Osmanlı, bugün de Cumhuriyet Türkiye’si ile kavgalı iç ve dış düşmanlara moral ve ümit vermiştir. Mevcut kurumların isimleri ve dış görüntüleri ile içyapıları farklılaşmakta, birbirine yabancılaşmaktadır.

Seçim sonuçlarını değerlendirirken partileri hala sağ-sol diye tasnif etme yanlışı sürmektedir. Hangi sağ ve hangi sol soruları askıda kalmıştır. Seçmendeki esneklik ve ideolojik kalıpları aşma yüzergezer oyları artırmıştır. Aslında aydınlarımız şunu iyi bilmeli ki; klasik anlamda sağ-sol ayırımı Türkiye’ye yabancıdır. Cemaatçi de, İslamcı Kürtçü de sağ… Bunlarla hiç uzlaşamayanları nereye koyacağız? İdeolojik dönem sonrası sağ-sol keskinliği zayıflamıştır. Sağda veya solda siyasette münhal yer bulamayanların önemli bir bölümü sağ veya sol görünüp siyaset piyasasında yer almışlardır. İktidar partisinin başarısı dindarlığın öne çıkmasından çok, propagandanın daha iyi yönetilmesinde, güven verilmesinde, teşkilatçılıkta, sistemli ve sürekli çalışmada ve sosyal ilişkideki ısrardadır. Muhafazakâr olarak bildiklerimizin önemli bir bölümü bir ölçüde de liberaldir. Muhafazakâr bir anlayış geleneklerle uğraşır mı? Zinanın suç olmaktan çıkarılması, Kilise evlerinin açılması muhafazakârlığın bir gereği mi?

ABD ve bazı Batı Avrupa ülkelerinin bizden daha fazla muhafazakâr oldukları söylenebilir. ABD başkan adaylarından D.Trump, New York Brooklyn’deki Camiileri hedef göstererek camilerin kapatılacağını seçmenlerine müjdeliyor. Danimarka ise, mülteci akınını kabul edebilmek için onların Hristiyan olmalarını gerekli görüyor. Bir dönem İsviçre’nin Olten şehrinde bir derneğimizin üç metrelik minaresi referandum konusu olmuştu.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.Bize düşen görev, partilerimizin, siyasetçilerimizin aşırı iç çekişmelerden kurtularak asıl sorunlara eğilmeleri ve hiç olmazsa bazı mutabakatları tespit edebilmeleridir

 

Önceki İçerik77 Yıla 77 Milyon Rahmet
Sonraki İçerikTürkosfer / Türkofon Milletler Topluluğu–XIV
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)