Macar Belgelerinin İzinde

44

Osmanlı
Macaristan’ındaki İdârî Ve Beşerî Dönüşümler-

Günümüzdeki
Macaristan toprakları Milâttan Sonra 400’lü yıllardan sonra Hun Türklerinin
yönetimi altına girmişti.  Attilâ’nın
yönettiği devletin başşehri Segedin yakınlarında idi. Hunlardan sonra başlayan
Avar Türkleri’nin bölgedeki hâkimiyeti birkaç asır devam etti.  Fin kavimlerinden olan Macarlar Macaristan’a
9. yüzyılda geldi. Hükümdar Arpad, Katolik Hıristiyanlığı kabul edince,
Türklüğünü kaybetti. Dolayısıyla Finlandiya’dan gelen Macarlarla birlikte Türk
kanı taşıyan insanlar da zaman içerisinde Türklüklerini unuttular.

Arpad Hânedânı
Orta Avrupa’nın en güçlü devleti konumuna erişti. 13. asrın başlarında geçici
olarak Moğolların hâkimiyetini kabul etmek mecburiyetinde kaldılar. 15. asırda
Osmanlı Cihan Devleti, İkinci Murad döneminde Macar İmparatoru’nu mağlûp etti.
1521’de Kanûnî Sultan Süleyman Han, Belgrad’ı Macarlardan geri aldı. 1526’da
Macaristan’ı fethetti. 1541’de Budin eyâleti kurularak Macaristan himâye
rejiminden çıkarılarak doğrudan Osmanlı yönetimine alındı.  

Anadolu’dan
çok sayıda insan, Osmanlı’nın ‘sevk ve
iskân politası
’ gereğince Macaristan’a yerleştirildi. Bu yakın ilişkiler
1683 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Viyana kuşatmasına kadar devam
etti. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başarılı olamaması sebebiyle Osmanlı
Devleti zafiyet dönemine girdi. Durumdan istifâde eden Almanya, Türk
yönetimindeki Macar topraklarına hâkim oldu.

Almanlar,
Macaristan’daki Türk etkilerini sıfırlamak için aşırı ölçüde şiddet kullandı. Türk-Macarlar,
Tûrânî ırktan olmaları sebebiyle baskılara mâruz kaldılar, hırpalandılar. Fakat
onlar Türk asıllı olduklarını hiç unutmadılar. Macaristan-Hun Türk Kurultayı
iki senede bir bu sebeple tertip ediliyor. Otağlar kuruluyor, yaylar geriliyor,
Türklüğün bütün renkleri gönülleri coşturuyor.

Kurultaya;
Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan,
Türkmenistan ve Rusya Federasyonuna bağlı Muhtar Cumhuriyetlerin ve özerk
bölgelerin temsilcileri katılıyor.  

Türkiye’de
Macarların Türk kökenli olduğu gerçeğini kabul etmeyen çok sayıda insan
bulunmasına rağmen, Macaristan’da Türk asıllı olduğunu bilenler hayli fazladır.

Hüseyin Şevket Çağatay Çapraz’ın
hazırladığı 16,5 X 23,5 ölçülerindeki 309 sayfalık eserde; işte böyle bir
ülkeyi kitabına konu olarak almış. Türk-Macar ilişkilerini; ‘Osmanlı Macaristan’ının Siyâsî ve Beşerî Niteliği’,
Osmanlı Macaristan’ında Konsolidasyon
ana başlıkları altında inceliyor.

Eserin ‘Son
Söz’ başlıklı bölümünden seçmeler:

*Çalışmada ulaşılan
kaynakların izin verdiği ölçüde Osmanlı Macaristan’ının kuruluşundan sonra
yörenin sosyo-ekonomik alanda yaşadığı dönüşüm yansıtılmıştır. Akabinde yapı
ile alâkalı değişimlerin niteliğinin ortaya çıkarılmasına gayret edilmiştir.
Oluşturulan kapsamda kamu idâresi alanındaki uygulamalara değinilmiştir. Ayrıca
Macar askerî müdâhalelerinin en önemli araçlarından biri olan sınır tecâvüzleri
de ele alınmıştır. Böylece Osmanlı hâkimiyeti altında Macar aristokrasisinin
alan kazanma mücâdelelerine vurgu yapılmıştır.

*Araştırmada bina
edilen yapı neticesinde dâvâların içeriklerine paralel olarak siyâsî ve askerî
gelişmeler de ele alınmıştır. Bu vasıtayla Osmanlı Macaristan’ında geçerlilik
kazanan Macar etkisinin hukukî tarafı gösterilmiş; adlî hizmetin ve kamu idâresinin
araçlarının, târihî aristokrasi tarafından nasıl kullanıldığı tahlil
edilmiştir.

*Resmî kararların ve
günlük hayatta uygulanması esnasında şekil değiştiren hukuk normlarının
yapılandırdığı Osmanlı Macaristanı’ndaki feodal uygulamalar tetkik edilmiştir.
Tımar sisteminin sosyal etkileri mahallî olarak ele alınırken meseleyle ilgili
gerek milletlerarası gerekse mahallî tatbikat göz önünde bulundurulmuştur.
Böylece Osmanlı egemenliği altında feodal vergiler ve angaryalar gibi icraatın
nerede, ne zaman ve hangi yoğunlukta güç kazandığı; ilâve olarak toprak
beylerinin birbiriyle olan mücadeleleri vurgulanmak istenmiştir.

*Macar köylüsünün,
tâbi olduğu toprak beyinin iktisâdî ve idârî politikalarını benimsemek
mecbûriyetinde kalması, incelemelerde ulaşılan temel sonuçlardan biridir.
Köylüler arasındaki ihtilâflar, mümkün metrebe Osmanlı makamlarına
aksettirilmeden ilgili toprak beyine götürülmüş ve toprak beyinin onayı
doğrultusunda düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

*Araştırmalar nihâyet
feodal rejimin, mahallî olarak hangi düzeyde bir olgunluğa ulaştığı yönünde
ilerlemiş; teşkilâtlanmanın kalıcı olup olamayacağı tespit edilmeye çalışılmıştır.

*Özellikle Osmanlı
fetihleriyle boşalmaya başlayan bölgelere nüfus, kısa süre içinde geri dönmeye
başlamıştır. Böylece feodal bey ile köylü arasında yeni sözleşmeler kaleme
alınmış ve Osmanlı Macaristan’ındaki aristokrasinin gücü artmıştır. Eylem
alanının genişleme maksatlı olması, feodalizmin temsilcilerinin zamanla Osmanlıların
bölgeden çıkartılması yönünde politikalar geliştirmesine sebep olacaktır. Krallık
Macaristan’daki kurumların ve derebeylerinin Osmanlı Macaristan’ına müdâhalelerinin
gittikçe atması da buna işârettir.

*Derebeylik rejiminin
hukukî ve fiilî şartlar altında Türk idâresinin rolünü alması söz konusu değildir.
Ancak Osmanlı Macaristan’ının en büyük şehirlerinin Macar feodal yapıya olan
bağlılığı, ülkeyi genel olarak feodal çemberin çekim alanına sokmuştur. Bu
sebeple Macar şehirlerinin geriye dönük bir yol katettiği söylenebilir. Nitekim
Osmanlı sosyal düzeni ile karşılaştırıldığında halk, gittikçe artan bir
bağımsızlıktan ziyâde toprak sâhiplerine çok daha sıkı bağlarla teslim
olmuştur.

*Söz konusu sonuçlara
ek olarak istikrarsız bir tesire muktedir Macar feodalizminin hukukî hükmü,
Tuna’nın içerisine düşen Sırp yerleşimlerine yayılma imkânı bulamamıştır,
diyebiliriz. Tuna’nın ötesindeki Sırplara ise sadece Sırpların Macar köylerinde
yaşaması durumunda etki edebilmiştir.

 

Hüseyin Şevket Çağatay Çapraz:

1982’de Konya’da
doğdu. Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü Yeniçağ Târihi
Kürsüsünden 2004 senesinde mezun oldu. 2007’de Macaristan Szeged Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü Yeniçağ Târihi Kürsüsünde, Prof. Dr. Mâria
Ivanics’in yönetiminde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. 2011 yılında aynı
üniversitede Prof. Dr. Sândor Papp’ın danışmanlığında kaleme aldığı Petervârad
1694. Evi Török Ostroma Nyugati es Oszmân Forrâsok Alapjân (Doğu ve Batı
Kaynakları Temelinde Osmanlıların 1694 Petrovaradin Kuşatması) başlıklı teziyle
doktor unvanını elde etti. 2014 senesinden beri Kırklareli Üniversitesinde
görev yapmaktadır. Çalışmalarında Mohaç Meydan Muharebesi (1526) ve Karlofça
Barış Antlaşması (1699) arasındaki Osmanlı-Macar-Habsburg ilişkilerini ele
almış, özellikle Macaristan’daki Osmanlı himâyesi, sosyal hayat ve
Osmanlı-Erdel diplomasisi gibi hususlara ağırlık vermiştir. Ayrıca İslâmiyet
öncesi Türk Târihi ve bu dönemdeki Türk-Macar münâsebetlerine dâir inceleme ve
çevirileri de yayımlanmıştır.      

Önceki İçerikEnflasyon Kader Değil Bir Tercih
Sonraki İçerikTürkiye’nin P Vitamini Eksikliği
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.