Kaybolan Ülkücü Ahlakımız

43

 

Ülkücü ahlakında hiçbir hasis nefs kaygısına yer yoktur. Kendisi yok davası vardır.

“Viran olası hanede evlad-ü-iyal var” mazereti kör ve kaba nefislerin kendilerini korumak için başvurduğu aşağılık bir hileden ibarettir. Yine mukaddes ölçüler hakkında ” Hile-i şeriye ” tabiri uydurulmuştur.

Bu sözler Türk-İslam öz ruhu ile bağdaştırılamaz. Ülkücü hareket milletle beraber ferdin kurtulması için gece gündüz çalışan bir hareket idi birbirleri ile kenetlenmiş bu milletin dertleri ile hem dert olmuş milleti için ölümü bile göze almış bir hareket idi.

Uzun zamandan beri ülkücü ahlaka aykırı yaşıyoruz. Sadece aykırı değil taban tabana zıt yaşıyoruz.

Kahrolası nefs kaygısı her ferdin kendi kendisini muhafazaya yönelmesi için çirkin bir şuuru besleye besleye bizde milli bütünlük hassasiyetinin bütün değerlerini kaybettik.

Hazreti Ömer’e “eğilecek olursan seni kılıcımızla düzeltiriz” cevabını verenlerin bu cevaplarını hiç mi hatırlamıyorsunuz? Bu cesareti gösteremeyecek miyiz?   Bu ahlakı nasıl unuttuk nasıl kaybettik ve nasıl tersine çevirdik. Doğruyu söyleyebilme doğrulara sahip çıkabilme şuurunu da kaybettik mutlak itaat prensibi ile siyasetin kulu kölesi olduk bu durum ülkücü ahlak ile bağdaşmaz.

Bizde bu hal oldukça suçu tarihimizde başımıza musallat olmuş şahıslarda aramak yerine Türk tarihini çok iyi okumak ve bilmek gerekmektedir.

Orhun abidelerini, Oğuz Kağanı, Mete Hanı, Bilge Kağanı, Osman Gaziyi, Fatih Sultan Mehmet’i, Atatürk’ü iyi okumalıyız.

Kur’an ahlakı ile ahlakımızı terbiye ederek Hz. Peygamberin yolundan ayrılmamalıyız.

Bu dağınıklığın suçu bizdedir. Onlar bizim geride kalmamız sebebiyle rahat hareket edebilmişlerdir.

Biz bir olalım birlik olalım ve vatan toprağı altımızdan kaymadan devletimize, milletimize, bayrağımıza sahip çıkalım.