İstanbul Gibi Diyar

27

Lâciverdin en canlı koyusu, boğazda serilmiş denize
Martılar pike yapıyor, bu eşsiz, yavaşça kabaran yüze

 

Böyle aydınlık bir Boğaz, acabâ, Dünya’da varm’ola?

Mavi yüzey, pırlanta gökte, veriyor Martılar mola

 

Süslenmiş kıyılar, kırmızı kiremitli estetik evlerle

Sanki Boğazın kenarında, onu bekleyen mûnis devlerle

 

Az çok, ben de gördüm sayılır, kısmen Avrupayı

Yeryüzünde bu güzellikle; bizim  Aslan payı

 

İstanbul’u gördükçe iç geçiren Batı, hazırlıyor yasa

Âh diyorlar  “İstanbul güzel ama, bir de Türklerin olmasa!”

 

Montrö Anlaşması’nı dile dolamaları, bunun emâresi

Kılıf hazırlıyor şimdiden, çalınacak câminin minâresi

 

Banliyö trenlerinin var seyrinde, ap ayrı bir safâ

Şehir Hatları’nda, değme keyfime der, vatandaş Mustafâ

 

Çamlıca, küçüğüyle büyüğüyle yarışıyor birbiriyle

Zarâfette yok diyorlar üstümüze, her biri kibiriyle

 

“Bir semtini sevmek bile”  ömürde, olursa ömre bedel

İnsân, İstanbul’u ister, emînim ki, olsa da müptezel

 

Topkapı Sarayı, alır da götürür, târihe seni

Ferâhlatır içini, râhatlatır kafanda eseni

 

Eğer olsaydı İstanbul ve Mavi Boğaz, İngilizlerin

Seyircisi olurdunuz siz o zaman sayısız izlerin

 

İğne atsanız,bulamazdınız yer, bırakın karayı denizde bile!

Elimizdeki Emsalsiz İnci’nin, değiliz farkında, bilmem ki niye?

 

İngiliz Milleti, pireyi deve yapmakta çok mâhir

İnci İstanbul’a dökerdi dünyâyı, inanın âhir

 

İngiltereyi bu denli tanıtan İngilizi, sorbir bilene

Ya İstanbul elinde olsaydı, ne yapmazdı ki, bir düşünsene

 

2074

Varken elde, “Dünyâ Cenneti” , “Dünyâ Başkenti” sayılan İstanbul

Böyleyken, İnci’nin değerini anlayacak adamı gel de bul

 

Türkler, ne kadar bahtiyâr, İstanbul’a olmakla sâhip

Sanki İstanbul, mutlu görünmüyor pek öyle, ne garîp

 

Batılılar, âh diyor iç geçirerek, İstanbul gibi bir diyâr

Kıymet bilmez elde hebâ oluyor, ân be ân sanki harâbe-zâr

 

Bu boş veriş, imkân veriyor nicelerin kurdukları  ağına

Hele Patrik denen aç canavarın, ağzı varıyor kulağına

 

Sessiz ve derinden, sinsi bir faâliyet var Fener’de

Vatikan Devleti’nin, bir benzeri var şimdilik serde

 

Hâlâ hazmetmedi, Ayasofya’nın câmi oluşunu, bir türlü Batı!

Nasıl eski hâline getirtebilirim diye, kurduruyor sâati

 

Ey Türkler, su uyur ama, düşman uyumaz bilirsiniz!

O hâlde niçin, bu gerçeklere tersten eğilirsiniz?

 

Gelin kendinize, bilin artık İstanbul’un değerini

Bir başka Fâtih Sultan Mehmet yok, düzeltecek eğerini

 

İstanbul gibi diyâr, olmaz öyle her millete nasîb

Türklere bunu kul değil, Yüce Allah kılmış münâsib

 

2075 – 2076

Önceki İçerikBu Da Bir İdrak Noktasıdır!
Sonraki İçerikİrfan Pazarı’mızın Fethi Bey’i(*)
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.