İsrail’in Kendini Savunma Hakkı Bu mu?

118

Dünyanın gözü önünde çirkin bir oyun oynanıyor. Ortadoğu’ya ABD çıkarlarına uygun bir şekil verilmeye çalışılıyor. Bu işte kullanılan malzeme ABD’nin Ortadoğu’daki gerçek müttefiki İsrail’dir. Bu nasıl savunmadır ki 15.000 Filistinli, çoğu kadın ve çocuk, siviller rahatça öldürülüyor. Camiler, okullar, kiliseler ve hastaneler bombalanıyor. Ayakta bina kalmıyor. Büyük çoğunluğu yıkılıyor. Yıkıntılar altında kalan şehitlerin sayısı da bilinmiyor. Arap ülkelerinin çoğu diplomatik çözüm peşinde… Toplantılarda veya sinemalarda verilen aralara benzer şekilde silahların bir süre susması ateşkese tercih ediliyor. Anlaşılan ABD emrindeki İsrail’in hesabında daha birçok Filistinliyi öldürmek var. Farklılıklara saygı ve bir arada yaşama şuuru dinamitleniyor. ABD ve İsrail sürekli artacak bir krizi besliyor.

            Irkçı İsrail kana doymuyor. Aslında bu bir savaş değil; açıkça bir soykırımdır. Çünkü, soykırım bir gücün veya ülkenin kendine karşı olan bir gurubu sistemli bir şekilde ortadan kaldırma sürecidir. İsrailli muhaliflerin de oynanan oyundan rahatsız oldukları açıktır. Hiç kimsenin diğerinin yaşama hakkını ortadan kaldırması kabul edilemez. İnsan haklarının en önemlisi yaşama hakkıdır. Milletlerarası yasaları çiğnememek esastır. ABD’nin de çirkin yüzü ortaya çıkmıştır. Soykırımın kuralı yoktur. Yüzlerce silahı ve malzemeyi İsrail’e veren patron ABD’dir. 7 Ekim sonrası AB’nin ve güdülen Batılı ülkelerin terör filmi kopmuştur. Amaç Gazze’yi yok etmek ve tarihten silmektir.

Maalesef milletlerarası kuruluşların tutumu kendi varlıklarını inkardır. Bu sözde ciddi ve önemli kuruluşların Dünya barışına katkısı ve istikrarı sağlaması hayaldir. Eğer 3. Dünya Harbi çıkacaksa; bu acemi ve kişiliğini yitirmiş, çoktandır itibar kaybetmiş, ABD’ce beslenen ve güdülen küçük adamlar sayesinde olacaktır. Hamas vatan topraklarını korumaktadır. Müslüman kardeş ülkeleri nedense hep arayıp bulamıyoruz. Bağımlı bağımsızlık çok sırıtıyor. Maalesef ümmetimiz yine kayıptır. İyi ki Türkiye var da mazlumlar korunmakta ve savunulmaktadır. Gazze’nin işini bitirdikten; iki ayrı devlet olmayı devre dışı bıraktıktan sonra, hedef Suriye’nin güney bölgesi olacaktır. Böyle giderse, ABD gibi İsrail de sınır komşumuz olabilir. ABD Amerikalı kürtlere ve terör örgütlerine yaptığı yardımları yarın bize karşı İsrail’e de yapabilir. Tedbirler almada kusur etme lüksümüz yoktur. Türkiye savunma sanayiine daha fazla kaynak ayırmalı ve çeşitlendirmelidir. Güzel hizmetler devam etmelidir. Devlet terörüne ve soykırıma karşı çıkmak İsrail’in varlığını reddetmek olamaz. Mevcut Netanyahu hükümeti İsrail’in bütünü değildir. Yaşama hakkı kutsaldır. Ama öldürme bir hak olamaz. Bütün Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında ve 15 Temmuz sonrası bazı askeri çevrelere karşı doğan tepkici ve yıpratıcı eğilimler asker sayısının azaltılmasına, maksatlı olarak tahsisatın kesilmesine kadar vardırılmıştı. Ne yapalım ki, zaman zaman önümüzü göremiyoruz ve geleceğimizi yeterince düşünemiyoruz.

20 Kasım’ı Dünya Çocuk Günü ilan eden BM, Gazze’deki katliam sonrası şehit edilen binlerce çocuğun öldürülmelerini mi kutlamıştır? İtibarını yitiren BM gibi diğer kuruluşlar da ABD’nin arka bahçesi haline getirilmiştir. Bu insanlık adına utanç verici bir durumdur.     

Önceki İçerikKAO: Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun!
Sonraki İçerikTürk Milletine!
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)