Hacim Kütle Meselesi -1

26

Ülkemizin içerisinde bulunduğu hukuk krizinden bir an önce çıkması temennisiyle…
Bilindiği üzere hacim bir maddenin dış görüntüsü kütle ise ağırlığıdır.
Hacim kapladığı yeri kütle ise değerini ifade eder.
Bu mevzu maddeler için olduğu gibi insanlar, kurumlar, cemaatler, esasen devletler için de geçerli ve önemlidir.
Kütle ticarette
Siyasette
Sosyal hayatta da çok önemlidir.
Hacim kabuk kütle özdür.
Hacim beden kütle ruhtur.
Kütle saygınlıktır, güçtür, itibardır, otoritedir.
Kütle içeriği itibariyle hem adalet hem de zulümdür.
Bu mevzuya biraz sonra döneceğim.
Peygamberimiz (sav ) bir hadisinde zaman gelecek ki müslümanlar rüzgârın önündeki yaprak gibi olacaklardır. Buyurmuştur.
Yanındakiler Ya Resulallah o zaman müslümanların sayısı çok mu az olacak diye sorunca hayır bilakis sayıları çok olacak ama bir işe yaramayacaklar cevabını vermiştir.
Buna kemiyet keyfiyet meselesi dense de özü itibariyle bu hacim kütle meselesidir.
Bunu fert bazında düşünürseniz konuşmanız gerektiği yerde konuşur susmanız gerektiği yerde susarsanız söylediklerinizle yaptıklarınız birbirini bütünlerse sözünüz dinlenir görüşleriniz önemsenir artık saygın bir kişilik kazanırsınız buda sizin kütlenizdir.
Lüzumlu lüzumsuz konuşmalar gerekli gereksiz davranışlar insanı önemsiz hale getirir burada kütle ortadan kalkar o zaman hacimde bir mana ifade etmez boşuna yer işgal etmiş olursunuz.
Mezuniyet yıllığında şöyle bir cümle kullanmıştım.
‘ Dinle kişinin kelamını sonra söyle gramını’
Çalışmayan kafa vücuda ağırlık yapmaktan başka bir işe yaramazsa kütlesiz hacimlerde boşlukta yer kaplamaktan yani kuru kalabalıktan öteye geçemezler buna sürü psikolojisi de denir.
Bugün gerek fert gerek cemaat gerekse uluslararası arenada müslümanların kütlelerinin hacimleriyle eşit orantılı olmadığı aşikârdır.
Hatta kütleleri hacimleri yanında çok küçük kalır.
Olur, mu öyle şey demeyiniz.
Bakınız nasıl olduğunu göreceksiniz.
Nüfusumuzun kahir ekseriyeti müslümandır.
Ayrıca birçokta İslami cemaat ve de tarikatlar mevcuttur.
Bunların en büyüğünün Diyanet İşleri Başkanlığı olduğu aşikârdır.
Memleketin en ücra köylerinde ve varoşlarında camisi ve görevlisi vardır.
100 binin üzerinde personele sahiptir.
Böyle iken ülke nüfusunda % 1 e bile denk gelmeyen masonik zihniyet kadar devlet yönetiminde etkili olamıyorlarsa burada hacimle kütlenin eşit orantılı olduğunu söyleyebilirmişsiniz.
Fert ve cemaat bazında müslümanların hacimleriyle kütleleri eşit orantılı olsaydı.
 Güzelim ülkemizde; 28 Şubat, başörtü ve katsayı zulmü olabilir miydi?  İnançlarından dolayı birçok memurun diploma denkliği iptal edilip işlerine son verilebilir miydi?
Ya sürgünler,
Televizyonlarda televole programları,  eşlerini aldatan diziler en çok izleniyor, baldır bacak basan kasap reyonu gibi gazete ve dergiler en çok satıyorsa inançlarına hakaret edip değerleriyle alay eden bir neşriyatı alıp evine götüren müslümanlar da ne kadar kütle olur varın siz hesap edin.
Bu gün Müslümanların kütleleri hacimleri yanında devede kulak bile değildir.
Kütle birazda şuur meselesidir ABD’yi, İsrail’i, terörü lanet, mazlumlarla dayanışma mitingleri yapar yürüyüşler düzenlersiniz binlerce on binler yüz binlerce insan (müslüman ) toplanır bir iki saat eser gürler slogan atar yorulur.
 Sonra aç bir kola,  yak bir parliament yâ da marlboro.
Ne kadar tesiriniz olur.
Sizi kim ciddiye alır.
Kahrol demekle düşman kahrolmuyor ki…
Şuurlu ve krizsiz yarınlarda buluşmak temennisiyle…                  Devam edecek…