Gezilip Görülecek Şehirlerimizden Edirne

46

Edirne ülkemizin kuzey batı
köşesindedir.Yunanistan Bulgaristan sınırımızdaki bu şehrimiz 1361’de
fethedilmiş ve Osmanlı Devletimize 1365-1453 yılları arasında başkentlik
yapmıştır. Romalılar devrinde de, ipek yolu üzerinde olması sebebiyle önemli
bir yerleşim yeri olan bu bölge, 1361 yılında 1.Murat döneminde, Osmanlı
topraklarına katılmış ve Bursa’dan sonra 100 yıl kadar süre ile başşehir
olmuştur.1.Dünya savaşında Bulgarların,1920 yılında ise Yunanlıların işgalini
yaşıyan bu şehrimiz 1923’de Lozan antlaşması ile işgalden kurtarılır ve
ülkemizin Avrupa’ya açılan kapısı olarak bugünkü konumuna ulaşır.

            Kocaeli’den
Edirne’ye gidişimizde kuzey marmara otoyolunu kullandık.Yeni açılan bu yol
birbirini takip eden   toplam 10 km yi
bulan tünelleri ve değişik uzunluktaki viyadükleri ile önemli bir ulaşım
kolaylığı sağlamaktadır. Yavuz Sultan Selim köprüsü geçiş ücreti  dahil 200 km yi bulan bu ulaşım yolu 100 tl
ye yakın bir bedel yükü getirmekle beraber ciddi bir zaman tasarrufu ile rahat
bir yolculuk imkanı sağlamaktadır. Silivri-Edirne  arasındaki devlet otoyolu 160 km dir ve bu
bölümde 11 lira bedel alınıyor.

            Konaklamamızda şehir
merkezdeki Edirne Palas otelini tercih ettik. Burası şehir merkezinde ve
görülecek birçok tarihi mekana yürüyerek gidilebilecek bir konumdadır.Ayrıca
buradan tarihi mekanların ışıklandırılmış silüetlerini   pencerelerinizden seyredebiliyorsunuz. Hemen
önümüzde Rüstem Paşa kervansarayı var. Burası orjinaline uygun restore
edilmiş otel-kafe-restoran olarak hizmet vermektedir.İzmit merkezdeki Fevziye
Camimizin ilk yapımcısı  Mehmet bey  Rüstem Paşanın kethudası olup bu bilgi  bizim gibi Kocaeli’liler için ayrı bir mana
ifade eder. Hemen bitişiğindeki eski cami buraya yapılan ilk büyük mabed
olup dokuz küçük kubbeli bir yapıdır. İçerisindeki büyük hat yazıları ve
süslemeleri Bursa Ulu Camiyi hatırlatıyor. Oradan çıkıp yakınındaki bedesteni (
alışveriş yeri) gördükten sonra 3 şerefeli camiyi görmeye gidiyoruz. Bu
mabed tek kubbeli yapısı ile Osmanlı mimarisine geçişin özelliklerini taşıdığı
söylenir. Değişik şekilde yapılmış minareleri mevcuttur. Bunlardan birisinin
şerefiyelerine ayrı ayrı merdivenlerden çıkılıyor olması ayrı bir özellik olup
görmeye değer bir eserdir. Daha sonra şehrin ağız tatlarından biri olan Edirne
ciğerini yemek üzere Ciğerci Kazım Ustaya gidiyoruz. Farklı bir şekilde
pişirilmesi özelliği ile meşhur olan bu yemeği yine Edirne’ye has peynir
tatlısı ile daha da tatlandırıyoruz. Buradan şehrin simgesi olan Selimiye
camisin
e gidiyoruz. Bu camii ve külliyesi şehrin merkezindeki tepe üzerine
kondurulmuş, bir inci misali kubbesi ve kalem gibi 4 minaresi ile görülmeye
değer bir eser. 2.Selim tarafından, Kıbrıs ganimeti ile ve Evliya Çelebi’nin
yazdığına göre 27760 kese akçe harcanarak yapılmıştır. Mimar Sinan’ın ustalık
eserim dediği bu yapı 6 yılda (1569-1575) dört yüz kalfa ve on dört bin işçinin
çalışması ile ortaya çıktığı bilgisi vardır. Kubbe derinliği ve genişliği
Ayasofyadan daha büyüktür. Dört minareside zarif bir taş işçiliği ile yapılmış
olup güneydeki iki minaresinin 3 şerefiyesine üç ayrı merdivenle çıkılıyor
olması ile de farklı bir özelliğe sahiptir.

            Edirne
bu ve benzeri görülecek yap
ılar dışında birçok müzesi olan bir şehrimizdir.
Selimiye camii bitişiğinde Türk İslam eserleri müzesi var. Buranın orta
bahçesinde anıt özellikli bir porsuk ağacı ve Osmanlı mezar taşları mevcuttur.
Tarihi yapının odaları hat, çini, kiyafet, mutfak eşyaları, tekke eşyaları gibi
geçmiş zamandaki insanların yaşantısını gösteren, hatırlatan eşya ve
minyatürlerle doldurulmuştur. Cami avlusunun batısındaki yapılarda ise dini
eserler müzesi
mevcut olup burada da bölgedeki camilerden getirilen
muhtelif dini esereler sergilenmektedir. Selimiye camisinin hemen doğusunda Etnografya
Müzesinde
ise bölgenin tarihi geçmişi ile ilgili pek çok eser
sergilenmektedir. Bahçesinde Trag ve Roma uygarlığından kalan taş ve mermerler,
anıt mezarlar bulunmaktadır. Bina içerisinde ise ev eşyaları, süs eşyaları, o
günün yaşantısını gösteren mumya heykeller, duvarlarda hatıra resimler,
Osmanlı, Roma ve daha eski dönemin insanlarının yaşantısından izler
göstermektedir. Selimiyenin hemen kuzey batı köşesindeki tarihi bir konak Kent
Müzesi
olarak düzenlenmiştir. Bura da ise daha çok yakın tarihi olayların
resim ve bilgilerinin olduğu yazı, belge ve eşyaları görüyorsunuz. Balkan
Savaşı sonrası  yaşanan göç, Yunan
işgalinin sebep olduğu olaylar, Cumhuriyet dönemindeki bazı olaylar resim ve
yazılı belgelerle ziyaretçileri bilgilendirmektedir. Şehre hizmet veren
valiler, belediye başkanları, kurtuluş günlerinin belli başlı kahramanları
yazı-resim ve onlardan kalan eşyalarla şehrin tarihine ışık tutmaktadır. Diğer
bir müze Sağlık Müzesidir. Bu müze II.Beyazıt camii külliyesi içindedir.
Bu külliye 1484-88 yıllarında yapılmış bu eserdir. Tek  ve büyük kubbesi, güzel mermer işçiliği,
medresesi, darüsşifası ve imarethanesi ile Osmanlı Devletinin güçlü-zengin
dönemini anlatan  yönleri ile  önemli bir eserdir. Darusşifasında özellikle
ruh ve sinir hastalarının o dönemlerde müzik, su sesi, güzel kokular ile tedavi
edildiklerini gösteren bilgileri göstermesi sebebi ile bizim için ayrı bir
övünç kaynağıdır. Dr. Mazhar Osman’ın hatıralarından öğrendiğimize göre
devletin güçlü ve zengin dönemindeki bu övünç kaynağı bilgi yerine 1900 lü
yılların savaş ortamınında getirdiği ekonomik imkânsızlıklar sebebiyle bu
hastaların beslenme ve giyim kuşamlarında bile büyük olumsuzluklar yaşanmış
olup buradaki hastalar Cumhuriyet döneminin ilk önemli sağlık kuruluşlarından
olan Bakırköy Akıl Hastalıkları hastanesine nakledilmişlerdir. Bu müze 2016
yılında Unesko Dünya Miras listesine alınmıştır.Ayrıca bu müze 2004 yılında  Avrupa müze ödülüne layık görülmüştür.

     Edirne
şehrimiz bu tarihi eserler yanında Tunca ve Meriç nehirleri üzerindeki
köprüleri, tarihi çeşme ve hamamları ile de Osmanlı dönemine ait birçok
esere  ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi Kırkpınar
güreşleri
de bu şehrimizin Sarayiçi meydanında yapılmaktadır.Bu alanda  yağlı güreşin şöhretli pehlivanlarının
heykelleri mevcut olup bunlar arasında 
hemşehrimiz Ahmet Taşcı ve Aydın Demir‘in heykellerinin bulunması
biz Kocaeliler için  ayrı bir övünç
kaynağıdır. Bu meydanın bitişiğindeki adalet 
kapısı, yakın bir mesafedeki Balkan Savaşı Şehitliği (kapalı idi)
gibi  ayrıca görülecek yerleri mevcuttur.
Tabi ki Karacaağaç  bölgesindeki tarihi  gar binası, buradaki savaş treni, Lozan
Anıtı
ve müzesi de gezip görülecek yerlerdendir. Bu bölgedeki Meriç nehri
kenarındaki kafe-restoranlar ise nehir manzarası ile dinlendirici ve güzel
vakit geçirme imkanı sunan adreslerdendir.

            Tabiki
gezilecek yerin yönetici ve halk
ının ilgi ve misafirperverliği  gezginler için önemlidir..Otel dâhil esnaf ve
halkın bu konuda dikkatli olduğunu gördük. Kolayca temin edilen haritalar dahil
yazılı dökümanlara halkın ve esnafın güler yüzlü samimi davranışları eklenince
hem güven artıyor hem de bu şehre yapılan gezi daha da unutulmaz oluyor. Sınır
komşumuz Yunanistan ve Bulgaristan’dan oldukça fazla insanın gelmesi  bu şehrimize ayrı bir zenginlik katmaktadır. Dönüş
öncesi hediyelikler almayı ihmal etmiyoruz. Edirne’nin meşhur bademli
kurabiyesi, badem ezmesi,hardaliyesi, peynir tatlısı v.s. alınıp
götürülecek ağız tadı hediyeliklerindendir.

            Sağlık içinde
gezip görmenin bereketini yaşamanız dileklerimle.